18 Eylül 2007 Salı

Nasıl Ölürsün Be Emin Bey…


Nasıl Ölürsün Be Emin Bey…
Zamanımıydı şimdi ölmenin daha neler neler yapacaktık, şimdi her şey yarım/eksik kaldı. Nasıl olurda gidersin…
Alerjimde azdı nasıl mutsuzum anlatamam her şeyi bırakıp arkana bile bakmadan gitme isteğinin anlatıldığı filmler gibi arkana bile bakmadan gittin güneşin batığı yöne doğru…
we hep aklımda Bruce Springsteen’dan Streets of Philedelphia ve yol hiç bitmiyor… keşke benzinim bitse müzik sussa her şey önce gri sonra siyah olsa… Ardından şu meşhur devasa ışık alsa herşeyi…
Nasıl bir dünya neredeyiz nerelerdeyiz, neler yapabiliriz. Hayatın anlamı bumu acaba, neden böyle…
Ne bileyim köye mi gitmeli manav mı olmalı yoksa oto lastikçi mi açmalı? belki en iyisi köy. sabah erken kalkıp taze süt içip öküz gibi yiyip öküz gibi çalışıp akşam yine ulu bir öküz gibi uyuyakalmak. Hayatı hiç kurcalamadan tüketmek…

16 Eylül 2007 Pazar

Süpriz

Ey ahali !
Buradan sesleniyorum: Ben bu adamı çoooook seviyorum:)

13 Eylül 2007 Perşembe

Sivilceli murun kimsin sen :))


Kutsel...


Kutsel ve kardeşi...
Artık görüşemiyoruz. Sağolsun düğünüme de geldi. Yakında annen olacak, insallah herşey gönlüne göre olur... Onuda çok özledim... ah eski günler ahhhh...

Kankam...


Süpper bir insandır, keşke erkek olsaydı...

Hürriyet foto galeriden.... :))






pardon atlamışım, bir de bu varmış.... ;)))

oh be rahatladım, bir an bir hata/haksızlık yapacağım die korkmuştum....

iyi oldu....

Öldürmnekten çok mu yoruldun amca...?


Enterasan Sözler....

Enteresaaannnnn...




*Bir ciglik bir cig meydana getirir.
* Kadinlar zayiftir ama anneler kuvvetlidir. (Victor Hugo)
* Kargalar otmeye baslayinca,bulbuller susar. (Mevlana)
* Insanlari inandiklari seylerden vazgecirmek, birseylere inandirmaktan daha zordur. (E.Renan)
* Herkes aya benzer. Cunku herkesin kimseye gostermedigi bir karanlik yuzu vardir.
* Kimi insan odaya girdiginde odayi aydinlatir. Kimi insanda ciktiginda.
* Her istedigini soyleyen, istemedigini isitir.
* Assagida olan dusmekten korkmaz.
* Dinlemekten akil, soylemekten pismanlik dogar.
* Musluman; Kimliginden utanan degil, o kimlige layik olmadigi icin kendinden utanan kimsedir.
* Musluman sadece soylediklerinden degil; soylemesi gerekirken soylemediklerindende sorumludur.
* Oyle horozlar vardirki;ottukleri icin gunesin dogdugunu sanirlar.
* Kardan adamlarin saltanati;gunes gorunceye kadardir.
* Insan kor olmadanda karanliklara gomulebilir.
* Yukselmenin alcakcasi;baskalarinin sirtina basarak yukselmektir.
* Ya bir yol bul,ya bir yol ac yada yoldan cekil.
* Gunun adami degil,hakikatin adami ol.
* Nimetlerin en iyisi calisarak kazanilan, arkadaslarin en iyisi de Allah'i hatirlatandir.
* Gul sunan bir elde,daima gul kokusu kalir.
* Olumun bizi nerede bekledigin belli degil. Iyisimi biz onu her yerde bekleyelim.
* Hafif acilar konusabilir ama derin acilar dilsizdir.
* Akilli olmak birsey degil. Muhim olan o akli yerinde kullanmaktir.
* Ders alinmis basarisizlik; basari demektir.
* Insanlar; dikenler arasinda gul gorup seveceklerine, guller arasinda dikenleri gorup sikayet ederler.
* Mermerleri delen suyun kuvveti degil,damlalarin surekliligidir.
* Her kim yok kesene acirsa, kervani asil vuran odur.
* Yarasa gunesten hoslanmadi diye, gunes degerini yitirmez.
* Cocuklarimizin ayaklarina batacak dikenler; ya ektiklerimizdir ya sokmediklerimizdir.
* Hicbir is yapmayan adam bos oturuyor demektir. Fakat; kendi yetenek ve bilgisinden daha assagi bir iste calistirilan bir adamda onun kadar bos oturuyor demektir.
* Pirincimin icinde, pirinc gibi gorunen beyaz tastan sakinirim.
* Ustunden gectigin kopruleri yikma! Birgun geri donmek zorunda kalabilirsin.
* Geldiginde bosluk dolduran degil, gittiginde yeri doldurulamayan ol.
* Az nimeti az sanma,kimden geldi ona bak. Az gunahi az sanma,kime karsi ona bak.
* Ne kadar kucuk ve gucsuz olsa, yinede yapabilecegimiz bir iyilik mutlaka vardir.
* Ruyalari gerceklestirmenin en kisa yolu uyanmaktir.
* Yarinlar hep guzeldir derler. Peki bugunler dunlerin yarini degilmiydi?
* Kagida dokunan kalem, kibritten daha cok yangin cikarir.
* Eger bir yerde kucuk adamlarin buyuk golgesi olusuyorsa; orada gunes batiyor demektir.
* Istikbal goklerdedir.
* Tomurcuk derdinde olmayan agac odundur.
* Okuyabilirseniz,her insan bir kitaptir.
* Dunya terzi dukkani gibidir. Olcuyu veren gider.
* Genclerin aynada gordugunden daha fazlasini, ihtiyarlar bir tugla uzerinde okurlar.
* Gercek dostlar iyi gunlerde davet edilince sizi ziyaret ederler. Kara gunlerinizde davetsiz gelirler.
* Bazilari hayattaki firsatlarda zorlugu, bazilarida her zorlukta bir firsati gorurler.
* Bir insan hangi limana ulasmak istedigini biliyorsa; onun icin her ruzgar uygundur.
* Insan tas gibi olmali derler demesine, oysa biz cam gibiyiz. Cam kirilinca daha kotu keser.
* Yanlis yapmayan insan yoktur. Insanlik; yanlisi kabul etmek ve duzeltmekle olculur.
* Iki adam hapishane parmakliklarindan disari baktilar. Biri yildizlari, digeri camuru gordu!...
* Yelkenine guvenmiyorsan,deryada dolasma.
* Hayat bir bahce,her insan kendi bahcesinin bahcivani.
* Engeller asilmak icindir,takilmak icin degil.
* Korler memleketinde gormek,bir hastalik sayilir.
* Bilirken susmak; bilmezken soylemek kadar kotudur. (Eflatun)
* Istedigin kadar yasa, nasil olsa birgun oleceksin. Diledigini sev, nasil olsa birgun ayrilacaksin. Istedigini yap, nasil olsa birgun hesabini vereceksin. (Imami-i Gazali)

* Insan dostunun yasayis tarzindan etkilenir. O halde her biriniz dost edinecegi kisiye dikkat etsin. (h.s.)
* Ne kadar bilirsen bil, soylediklerin;karsindakinin anliyabilecegi kadardir. (Omer Bin Abdulaziz)
* Ameller niyetlere goredir.
* Hicretin en faziletlisi; Allah'in(c.c.) sevmedigi seyleri terk etmektir.
* Kotulugun hakim olmamasi icin tek sart, iyilerin gayret gostermeleridir.
* Musluman sadece yaptiklarindan degil, yapmasi gerekirken yapmadiklarindanda sorumludur.
* Iyiler dusmansiz olmaz. (A.Manzoni)
* Papagan soyleneni anlamaz ama aklinda tutar. (Lessing)
* Bazen sesini duyurabilmen icin susman gerekir. (S.Lec)
* Insani elbisesine gore karsilarlar, bilgisine gore agirlarlar.
* Gozler kendilerine,kulaklar baskalarina inanir.
* Cahil bir adami, munakasa ederek maglup etmeye imkan yoktur.
* Kalp temiz olursa dilden guzel soz cikar.
* Bir soz soyleki senden ibret alsinlar, sukut eyleki seni adam sansinlar.
* Her insanin iman derecesi; akil derecesindedir. Akil dile sirayet eder. (G.A.Baki Hz.)
* Isigi onune al yuru. Golge arkandan ister istemez gelecektir.
* Bir agactan bir milyon kibrit cikar, bir kibrit bir milyon agac yakar.
* Cocuklar donmamis beton gibidir. Uzerlerine ne dusse iz birakir. (Haim Jinoot)
* Dunya kalbe yerlesince, ahiret kalpten goc edip gider. (Darani)
* Iyi insan olmak istersek, evvela fena insan oldugumuza inanmaliyiz. (R.H.Karay)
* Yigitlik intikam almakta degil, tahammul gostermektedir. (Shacespeare)
* Itimad edilmek, sevilmekten daha buyuk iltifattir. (George Macdonald)
* "Ayakta olmek diz ustu yasamaktan iyidir." (FRANKLIN ROOSVELT)
* "Insanlara en adil sekilde dagitilan nimet akildir. Dunyada kimse aklindan sIkayetci degildir." (MONTAIGNE)
* "Kainatta tesadufe, tesaduf edilmez." (SOKRAT)
* "Kusurumuz ne kadar coksa o kadar kusur arariz." (CENAP SEHABETTIN)
* "Okuyabilirseniz her insan bir kitaptir." (W. ELLERY CHANNING)
* "Kargalar otmeye baslayinca bulbuller susar." (MEVLANA)
* "Sakladigin bir sir senin esirindir. Aciga vurursan sen onun esiri olursun." (HZ. ALI)
* "Psikolog, guzel bir kiz gordugunde kizi degil, ona bakanlari inceleyen adamdir." (I. MERLOST)
* "Para herseyi yapar' diyen adam para icin herseyi goze alan adamdir." (BENJAMIN FRANKLIN)
* "Cevizin kabugunu kirip midesine inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder." (GAZALI)
* "Bir aile ile bir kralligi yonetme arasinda pek buyuk bir fark yoktur." (MONTAIGNE)
* "En buyuk bilgelik kendine egemen olabilmektir." (EURIPIDES)
* "En buyuk zafer insanin kendine hakim olmasidir." (PLATON)
* "Insanlar her zaman kahraman olamazlar ama her zaman insan olabilirler." (BENJAMIN FRANKLIN)
* "Sevgi her zaman karsilik getirir, kin de..." (DOSTOYEVSKI)
* "Iyiliginize inanilmasini istiyorsaniz ondan hic bahsetmeyin." (BALZAC)
* "Kardeslerimi Allah yaratti, fakat dostlarimi ben buldum." (GOETHE)
* "Silgi kullanmadan resim cizme sanatina hayat diyoruz."
* "Her insan hata yapar, ancak ahmak insanlar hatalarinda israr ederler."
* "Hayati kaybetmekten daha aci birsey vardir: yasamin manasini kaybetmek!"
* "Mide ulserlerine yedikleriniz neden olmaz. ulserler sizi yiyenlerden olusur." (DR. JOSEPH MONTAGUE)
* Akilsizca birseyi milyonlarca kisi soylese de o sey yine akilsizcadir. (B. Russel)
* Mal kaybeden bir sey kaybetmemistir. Onurunu kaybeden cok sey kaybetmistir. Cesaretini kaybedenler herseyini kaybetmistir. (Goethe)
* Bir dusmani affetmek, bir dostu affetmekten daha kolaydir. (Mme Dorothe Delusy)
* Iyi olmak kolaydir, zor olan adil olmaktir. (Victor Hugo)
* Erkekler kadinlarin ilk aski, kadinlar da erkeklerin son aski olmak isterler. (Oscar Wilde)
* Kral da, dilenci de ayni istahla acikirlar. (Montaigne)
* Bil ki, senin lehine soz tasiyan kimse aleyhine de tasir; sana nakleden, senden de nakleder. (Imam Safii)
* Bu dunyaya istedigimiz gibi gelmedik, Bu dunyadan istedigimiz gibi gidemeyiz. (Omer Hayyam)
* Hayat bir hikaye gibidir, ne kadar uzun oldugu degil ne kadar guzel oldugu onemlidir. (Seneca)
* Dunyaya geldigimiz gun bir yandan yasamaya, bir yandan olmeye baslariz. (MONTAIGNE)
* Insanin kendi vatani icin yalan soylemesi bir vatanseverlik sanatidir. Buna diplomasi denilir. (AMBROSE BAERCE)
* Kendinizi idare ederken kafanizi, baskalarini idare ederken kalbinizi kullanin. (Ingiliz Atasozu)
* Adalet, bir Kutup Yildizi gibi yerinde durur, geri kalan her sey onun etrafinda doner. (Konfucyus)
* Ben daima erkekte istikbal, kadinda mazi ararim. (Oscar Wilde)
* Ruyanizin gerceklesmesini istiyorsaniz, oncelikle uykudan uyanmaniz gerekir. (Andre Siegtried)
* Hayat, silgi kullanmadan resim cizme sanatidir. (John Christian)
* Aslan bile kendini sineklerden korumak zorundadir. (Alman Atasozu)
* Alcakta olan, dusmekten korkmaz. (Bunyan)

Neredesin seeeen?

KAYIP ARANIYOR....


ARIYORUM ARIYORUM BULAMIYORUM...
BASKASININ BİSİYİNİ KAYBETMEK NE KADAR ACI...

titaplarım...

KİTAPLARIM :)



SEFİLLER
VIGTOR HUGO
YÜZÜKLERİN EFENDİSİ
J.R.R.TOLKIEN
İLE
ORUÇ ARUOBA
BÜYÜK UMUTLAR
CHARLES DİCKENS
SESSİZ EV
ORHAN PAMUK
KİRALIK KONAK
YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
GÜNDELİK HAYATIN TARİHİ
KUDRET EMİROĞLU
İÇE DÖNÜK KONUŞMANIN GÜCÜ
---
SEVME SANATI
ERIC FROMM
SAYILARIN IŞIĞINDA GELECEĞİMİZ
VERA F.BİRKENBİ
TANRININ TARİHİ
KAREN ARMSTRONG
KENDİ GÜCÜNÜZÜ KEŞFEDİN
JİLL COX
BİR KÜRT AYDININDAN İSMET İNÖNÜYE MEKTUP
MUSTAFA REMZİ BUCAK
ATATÜRK’Ü ANLAMAK VE TAMAMLAMAK
CUMHURİYET KİTAP
BUDİZM
WALTER RUBEN
BİTMEYEN KAVGA
JOHN STEINBECK
BUDALA 1-2
DOSTOYEVSKI
SAVAŞ VE BARIŞ 1
TOLSTOY
GAZAP ÜZÜMLERİ
JOHN STEINBECK
MUHTEŞEM SİNYORA
CATHERINA CLEMENT
SÜREKLİ DEVRİM TEORİSİ

PSİKANALİZ VE UYGULAMA
FREUD
ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR
AHMET ÜMİT
ADI: AYLİN
AYŞE KULİN
KENTTE SICAK GECE
TREVANİAN
HAYALETİN GARİP HUYLARI
STEPHEN KING
SUÇ VE CEZA
DOSTOYEVSKİ
KIRMIZI IŞIKTA YÜRÜMEK
ERDAL ATABEK
SUŞLAR İTİRAFLAR
BEDRETTİN ŞİMŞEK
KENT DEVLETİNDEN İMPARATORLUĞA
MEHMET ALİ AĞAOUĞLLARI
CEVDET BEY VE OĞULLARI
ORHAN PAMUK
BEN ATATÜRKÇÜ DEĞİLİM
NADİR NADİ
BİR BAŞBAKANIN DOĞUŞU 1-2
KAYHAN SAĞLAMER
BİLİM SUÇLARI VE HUKUKA GİRİŞ
EMİN AYDIN
SORU
CENGİZ GÜNDOĞDU
RAMSES
CHRISTIAN JACQ
FELSEFİ İNTİHAR VE ÖTESİ
CUCİ HAN
MASONLUK VE ROTERYANLIK
HULKİ CEVİZOĞLU
TÜRKİYE’NİN ERMENİ MESELESİ
NEŞİDE KEREM DEMİR
BEN DEVLETİM ZAM YAPARIM
RAFET ERDEM
İÇİME GİR AMA SİGARANI SÖNDÜRME
CEZMİ ERSÖZ
UFO
PETER HOUK
YAŞAMIN ANLAM VE AMACI 1-2
ALFRED ADLER
ÖTEKİ DÜNYA
JENNY RENDLES
İNGİLİZ CASUSUN İTİRAFLARI

BİLİNÇ VE BİLİNÇALTININ İŞLEVİ
C.G. JUMP
UZAYLILAR
JENNY RENTLESS
JUNG PSİKOLOJİSİ
FRİEDE FERDHAN
İNFAZCI
TREVANİAN
KENDİNE YARDIM
SAMUEL SMİLES
DEVLET YOKUŞU
ALİ NEJET ÖLÇEN
ÖZAL YAŞASAYDI
YAVUZ GÖKMEN
GÜLÜN DİKENİ
SARA GÜL TURAN
BEDEN DİLİ
ZUHAL BALTAŞ
TABULAR YIKILIYOR 2
AHMET AKGÜNDÜZ
SİBERNETİK YARATICILIK
TOYGAR AKMAN
İSLAM ÖRGÜTLERİ 1
FAİK BULUT
KULLETEYN
TURAN DURSUN
RAMSES-BATI AKASYASININ ALTINDA

YENİ YÜZYIL 3. KİTAP
ATİLLA BİRKİYE
BİLGİSAYAR VE ZEKA
ROGER RENNASE
YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE
DAVUT DURSUN
10 GÜNDE KUSURSUZ BELLEK
BROTHERS/EAGEN
HİÇ ÖZLEMEDİM SENİ
ALİŞAN ATA
KRALLAR VE SOYTARILAR
EROL ANAR
KISKANMAK
FETHİ NACİ
İNCİ SOKAĞI
TREVANİAN
11. EMİR
JEFFERY ARCHER
SİMYACI
PAULO COELHO
TAVUK SUYUNA ÇORBA
JACK JANFIELD
FELSEFENİN BAŞLANGIÇ İLKELERİ
GEORGES POLİTZER
ANCAK BİR BENZERİM ÖLDÜREBİLİR BENİ
CEZMİ ERSÖZ
ANLADIM
Y. ERDEĞEN
DOĞUNUN LİMANLARI
AMİN MAOLUF
KARA KİTAP
ORHAN PAMUK
KONUŞTUKÇA BATIYORUZ
DAVİN STİEBEL
MONA LİSA’NIN DUDAKLARI
PİERRE LEPERE
İSMAİL
DANİEL QUINN
MADAM BOVARY
GUSTAVE FLAUBERT
ULUS DAĞINA DÜŞEN ATEŞ
MUSTAFA YILDIRIM
HEY AŞK SENİ HİÇ ALDATMADIM
HALİM BAHADIR
NİETZSCHE ÜZERİNE
GEORGES BETAİLLE
NİETZSCHE VE KISIR DÖNGÜ
PİERRE KLASOVSKİ
VAROLUŞÇULUK
J.P. SATRE
GÜN UZAR YÜZYIL OLUR
CENGİZ AYMATOV
RA BİLGİLERİ
DON ELKİNO
SAATÇİ BAYIRI
AYÇA ŞEN
EINSTEIN’IN DÜŞLERİ
ALAN LIGHTMAN
KENDİNİ SAVUNAN İNSAN
ERIC FROMM
9 IŞIK
ALPARSLAN TÜRKEŞ
HAZAN BÜLBÜLÜ
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
KAYNANA MÜNEVVER HANIM
AHMET L. KAZANA
VAZİYET
DENİZ SOM
TARİHTE DENİZLİ’NİN GÖNÜL SULTANLARI
NURETTİN AKSAKAL
EVRİM ALDATMACASI
HARUN YAHYA
YENİ YÜZYIL KİTAPLARI 5

KARACAOĞLAN 2
İHSAN BAŞGÖZ
MİLLİ MÜCADELEDE ATATÜRK
YÜCEL ÖZKAYA
BAYAZIT
RACİNE
MEKTUPLAR
PLATON
DÜNDEN BUGÜNE KIBRIS
EROL MANİSALI
HATIRALAR-1.DÜNYA HARBİ
İSMET İNÖNÜ
ABDÜLHAMİT DÖNEMİNDE SANSÜR
CEVDET KUDRET
SİYASAL KURUMLAR VE ANAYASA HUKUKU
TARIK ZAFER TUNAYA
IVAN ILYIÇ’IN ÖLÜMÜ
TOLSTOY
TULA TEYZE
UNAMUNO
ALTINDESTAN M.K.ATATÜRK 1-2
İLHAMİ BEKİR
ALACAKARANLIKTA
MANN
2. DÜNYA SAVAŞINDA İNÖNÜ’NÜN DIŞ POLİTİKASI
EDWARD WEİSBAND
PEYGAMBERLİK NEDİR-EHLİ SÜNNET YOLU
HÜSEYİM HİLMİ IŞIK
REFAH PARTİSİNİN SAVUNMASI
NECMETTİN ERBAKAN
GİZEMLİ ÖYKÜLER
CHARLES DİCKENS
FRADAN ÖYKÜLER
STORM
TEVRAT ZEBUR İNCİL VE KURANDAN ORTAK AYETLER
ZAKİR BARUTÇU
LAMİEL
STENDAL
TARAS BULBA
GOGOL
TEKALİF-İ MİLLİYE
HİKMET ÖZDEMİR
M.P DOUGLES
HÖLDERLİN
KIRMIZI HAN
BALZAC
BÜYÜK TÜRK ZAFERİ
FAHRİ BELEN
BU HESAPTA YOK
OSTROVSKI
PENGUENLER ADASI
ANATOLE FRANCE
MARİE GRUBBE
JACOBSEN
İSLAMİYET NEDİR İYİ BİR MÜSLÜMAN NASIL OLMALIDIR
ALİ TABAN
HASTALIK HASTASI
MOLİERE
TÜRKİYE 1
ARNOLD J. TOYNBEE
YUNUS EMRE
İLHAN BAŞGÖZ
FAUST
GOETHE
BİR ÇUVAL İNCİR
SHAW
EFFI BRIESTI
THEODER FONTENE
ATATÜRK’ÜN ÖZEL MEKTUPLARI

ATATÜRK İHTİLALİ
MAHMUT ESER BOZKURT
TÜRKİYE’DE 5 YIL 1-2-3
LİMAN VON SANDERS
RAMSES MİLYONLARCA YILIN TAPINAĞI

BİR KADININ BİR ERKEKLE YATMASININ 21 NEDENİ
DORIS LERCHE
KURANIN HAYATA SUNDUĞU GÜZELLİKLER
HARUN YAHYA
BAKIR ATLI
PUŞKİN
NEDEN SOSYALİZM
MEHMET ALİ AYBAR
UŞAK İLE YOSMA
NİNA BERBEROVA
2001 CEP ALMANAĞI

BOMBA
ÖMER SEYFETTİN
ÖTE DÜNYADA YAŞAM
SYLVİA BROWNE
FELSEFE YAPMAK
AYHAN KARAYAZICI
4 KÖŞELİ ÜÇGEN
SALAH BİRSEL
TC 1982 ANAYASASI

BU DÜNYADAN NAZIM GEÇTİ

İNCİL VE KURANDAN GERÇEKLER
MUHAMMED BEHCET EL-BAYTAR
PSİKANALİZ ÜZERİNE
FREUD
NEY ÜFLEME SANATI
HAYRİ TÜMER
TURKUAZ GÜNLÜĞÜ
MURAT ERSOY
SEVGİ ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL
PETER LOUSTER
ZURNADAN PEŞREV OLMAZ
ÇETİN ALTAN
KAHROLSUN KOMÜNİZM DİYE DİYE GLOBALLEŞME
ÇETİN ALTAN
TERPİSTİM YANIMDA
SUSANNA MESCEHAN
RAMSES -IŞIĞIN OĞU-

GÖRSEL KİTAPLAR
İCATLAR

BİTKİLER

KÖPEKLER

OTO
ATLAS ANSİKLOPODİ

MOTİVASYON EL KİTABI
G. HEGEMENN
ZAMAN YÖNETİMİ
M. SCOOT
BÜYÜK FİKİRLER OLUŞTURMANIN 101 YOLU
T. FASTER
HIZLI DÜŞÜNME CEVAP VERME YÖNTEMLERİ
P. QUİNN
YARATICI DÜŞÜNME VE BEYİN FITINASI
J.G. REWİNSON
ZAMAN HAYATTIR
A. LAKEIN
DOĞRU İŞE DOĞRU ELEMAN
J. FINNIGEN
JAPON YÖNETİM TEKNİKLERİ
K. MURATA- A. HARISON
SORUN ÇÖZME TEKNİKLERİ
Q. BEDEYORE
BAŞARILI TOPLANTI
G. JANNER
İMAJ FAKTÖRÜ
E. SENSOR
ÖZGÜVEN
KENNETH HAMLY
POZİTİF YAŞAM ON ADIM
WİNDY DRYDEN
İNSANLARLA İYİ GEÇİNMENİN YÖNTEMLERİ
DİANNE DOUBTFİRE
HEDEFLERE ULAŞMANIN YOLLARI
PAUL HOUCK
RAHATLIK TUZAĞINI AŞMAK
DRYDEN – GORDON
NASIL KENDİNİZİN EN İYİ ARKADAŞI OLABİLİLİRSİNİZ
PAUL HOUCK
YAŞAMIN ZORLUKLARINA GÖGÜS GERMEK
DRYDEN – GORDON
SATIŞ TEKNİKLERİ
J. T. AUER
FELSEFE TARİHİ
MACİT GÖKBERK
MAKROEKONOMİYE GİRİŞ
TÜMAY ERTEK
YABİR YOL BUL, YABİR YOL AÇ, YA YOLDAN ÇEKİL
MÜMİN SEKMAN

11 Eylül 2007 Salı

Zaman su gibi akıyor…

ZAMAN / SU

İyi/kötü şekillendiriyor bizleri… Bizlerde gerek suyun akışına gerekse durumumuza, tavrımıza, yapımıza göre yeni formlar … biliyoruz ki aynı nehirde iki kez yıkanamayız. Yani, bazen mutlak çaresizlik gibi görünse bile zaman değişmeyen tek şey değişimin kendisi diyerek kendi halinde/ kendiliğinden bir gaza gelme/kendini gaza getirmeyle ufak tefek bile olsa bişiler yapabilme kaabiliyeti ile çicekler açabilriz/açmalıyız/açarız. ve burada en yüce yol göstericimiz /fişekleyicimiz pozitif paranoyalarımız ve her şeyin birbiriyle alakasını yani Çin’deki kelebeklerin kanat çırpışları okyanusta fırtınaya sebep olabilir (mi) düşüncesini olabilr mi? yani işler yoluna bir girse herşey gülüm-balım bayram/seyran olur ;)) tabiî ki kapının arkasından gülen Murph’yi unutmamak lazım…her şeyde parmağı var… kötü giden işlerin mutlak gücü…. Fakat birde çekim yasası var…. sır SIR sır
Acaba ne yapmalı…
Daha az uyusak nasıl olur?
Az uyku cilde zararlı ama ;) çabuk kırışırız Allah muhafaza :) ama bir yandan da hergün bu vakitlerimiz yok mu ediyoruz. Bir çok şeye vakit ayıramazken uykuda geçirdiğimiz zamanları nasıl telafi edebiliriz. Özellikle plansız harcananları Allah soracak herhalde bizlere öteki dünyada :))) (1)
Mesela bizde sıkıntı yaratan/yapmamız gereken işleri bir listeye dökebiliriz ve bu listedekilerin bize ne gibi etkilerinin olacağı önemlilik/ivedilik/fayda sıralarına göre sıralayıp bir müddet kılavuz olarak bu listemizi kullanabiliriz. Tabi bunun sonu plan için az kullandığımız süper-sonik beynimizin bize kazık atıp yan gelip yatması ve her tarafın yapışkan not kâğıtları olması olabilir… yada sevgiliniz/eşinizin etrafında her şeyi not olan bir problem yumağı haline dönebilir siniz :))) unutmamalıdır ki; KADINDAN KORKMAYAN TAŞ OLUR!!! Şüphesiz ki onlar problem sevmezler ;))) ve öç alıcıdırlar… :( :( :( -ne kadar ağlasan boş-

Birazda sonra devam edeyim….





(1) yeri gelmişken bir anımı anlatacağım sizlere çok gücükkken hatta bana küçük bile denmezken biz karıncalarla oynarken bir büyüğümüz yanımıza geldi ve dedi ki eğer karıncaları zarar veriseniz öteki tarafta siz karınca olacaksınız oda sizi ezecek, zarar verecek belkide öldrecek ( nede olsa öteki taraf -katmerli yaniee-…

(neyse bana dönelim)"biz zaten öldürmüyorduk beklide sadece evlerini merak ediyorduk..." dedim ama nedense çok etkilendim hep aklıma bu gelir ne zaman öte taraftaki adalete ait bir muhakemede bulsam kendimi hemen neden yargılanıyorsam o ve benle yer değiştirim. Karınca olurum, at olurum, arkadaş olurum, simitçi olurum, bakkal olurum, manav olurum, kedi olurum :))) aslında bunlar küçükken olduklarım artık kimseye birşey yapmıyorum, kötü değilim ben. sütten çıkmış ak kaşığım adeta….
–birde topak olurum, çok kötü çok…-

“ilk aşk”


Ne güzel filmmiş “ilk aşk”
İnsanın severek ayrılması ne acı…
Yaralar sıkı sarılamıyor bazen sürekli sızıyor içinden acı/kan revan /kötü anılar/ pişmanlıklar…
Bazen iç sızısı bazen üzüntü… ama mümkün değil ki geri dönmek hayatta Ctrl + Z -geri al- tuşunun olmayışı ne kötü…
“SEN BANAN NASIL HESAP SORARSIN ?” kimse kimseye hesap soramaz aslında ama zaten kendisi çok yapatığı için muhakemesini; karşı tarafta eksiklik bulur belkide seven kişi. Yeterli değildir yapılanlar…
“Gözlerime bakarak git diyebilir misin?” “ Bir adam sevdim 40 yıl önce öldü diyebilir misin?” “Evet azmi ile evlendim. Ama, sen bende hiç ölmedin Asaf”
Sevmek, ona bakıp gözünü hiç ayırmamak/ayıramamak.
Ona bakarken bile nefesini tutmak unutmak istemek her şeyi nefes almayı bile…

10 Eylül 2007 Pazartesi

AŞTİ'ye dikkat...

>Önce Avukat Emre B. Altınok'u gösterdiği sorumlu yurttaş tavrından
>ötürü kutlayalım.. Hiç kimsenin bugüne dek başaramadığını başardı.. Bir
>iltihaba neşret vurdu...
>İltihap AŞTİ'deki yani Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali'ndeki durum...
>Terminale girip çıkan özel ve ticari araçların adeta haraca kesilmesi...
>Avukat Emre Altınok geçen mart ayında bir yakınını AŞTİ'ye götürerek
>otobüse bindiriyor. Otoparkta sadece 4 dakika kalıyor. Çıkışta
>kendisinden
>3 YTL park ücreti alınıyor. Karayolu Taşıma Yönetmeliği'ne göre 25
>dakikadan az kalışlar için park ücreti ödenmemesi gerekiyor. Avukat
>Altınok yasa ve yönetmelikleri iyi biliyor, durumu ilgili bakanlıklara
>şikâyet ediyor. Ayrıca Tüketici Mahkemesi'ne gidiyor... Sonunda Ankara
>6. Tüketici Mahkemesi kendisini haklı buluyor. İşletmeci olan Ankara
>Keçiören Spor Kulübü karara itiraz ediyor. İtiraz kabul edilmiyor. Karar kesinleşiyor.
>Avukat Emre Altınok şimdi Ankaralı yurttaşları AŞTİ'ye giriş
>çıkışlarda, 25 dakikadan az beklemelerde ücret ödememeye davet ediyor.
>Eğer ücret alınırsa araç sahibi Kara Ulaştırma Genel Müdürlüğü'ne
>başvurabilir. Her başvuru 5 ceza puanına denk geliyor. Ve 50 ceza puanı
>(10 başvuru) toplanırsa işletmeci kuruluşun belgesi iptal ediliyor.
>AŞTİ'ye girip çıkanlar haklarını savunmalılar.



>Milliyet 12 Temmuz 2007

düğünden önce yapılacakların listesi... :)))

(evlendik ama hatırası olur...)

Kişisel davetiyeler(arkadaşlar için) hazırlanacak, nikâh şekerleri yaptırılacak.
Balayı rezervasyon belgeleri ve kontrol edilecek.
Kanepe satın alınacak
Banyo dolabı satın alınacak
Kına gecesi kıyafeti ve ayakkabısı alınacak
Gecelik ve pijamalar alınacak.
Gelinlik ve ayakkabısı alınacak.
Banyodaki ayna seti takılacak.
Bulaşık makinesi bağlatılacak.
Damatlık alınacak
Halılar yıkanacak
Balayı Rezervasyonu yapılacak.
Mutfak Dolabı alınacak
Dansa başlanacak
Nikah belgeleri tamamlanacak.
Nikah memuru ayarlanacak.
Gelin sandığını getirme alternatifleri araştırılacak.
Fotoğrafçı ile konuşulacak
Giydirme konusunda düğün salonu ile görüşülücek.
Araba bakıma götürülecek (klima-benzinlik kapağı)
Gelin’in saati bulunacak :)
Göz muayene
Alerji hapı, sprey...
Antalya’dan gelecekler eşyalar kamyonetle getirilecek.
Ruhsattaki adres değiştirilecek
Herkese mail at. Davetiyeleri dağıt…
Nikah şahitleri belirlenecek,

18 Temmuz 2007 Çarşamba

farkında mısın ? neredesin nersindesin...



İçinde birşeyler var ama buralı olmayan ve bu durumla beslenmeyen senin hissettiğin ve seni oluşturduğunu inanadığın değerlerin en besleyicilerinden biri ... Sanki güzel bahcenin başbitkisi ama buralı değil ve kuruyor... gözlerinin önünde gün geçtikçe yapraklarını döküyor, farkındasın, o ağlıyor durumun farkında ama sen ağlıyamıyorsun hep içinde o da içinde ve gittikçe küçülüyıor. olanlar da içinde... sarılsam sarılıp kalsam...
bunların hepsini biliyorsun ne varki elinden bişi gelmiyor...
iyileşmeyen bir hastalığın başlangıcını çoktan geçmiş gibisin, artık ilerlemekte...
Kabul etmek, ikrar sana ayrıca bir huzur bir zevk veriyor ve kill bill deki bill'den belkide şu an en maşoist anındasın...
farkında mısın ? neredesin nersindesin...


???

17 Temmuz 2007 Salı

Bu işi yapmak ruhumda var...

Deniz Anne ?_


http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=6759

Dağlar kızı leydi leydi...

Tabiki Figoro hem bana hemde mailime karşı boş değildi ve anında Gömleğim Beyaz'a cevabını maillemiş. :))


Dağlar kızı leydi leydi
Bir oğlanı sevdi sevdi
Büyük baba duydu duydu
başını duvara vurdu vurdu

Büyük baba öldü öldü
Peder onu gömdü gömdü
Pederin bir kızı oldu oldu
Adını melek koydu koydu

Melek
Dümbelek
Alaaddin amca
sihirli lamba
Sihirbaz
Hokkabaz
10
20
30
40
50
60
70
80
100
öne gelen öküz
arkaya gelen pa-muk pi-ren-ses

Hüseyin Tatar - Gömleğim Beyaz Yakası Kolalı

Gömleğim Beyaz Yakası Kolalı


Gömleğim beyaz yakası kolalı
El bilmez halimi gönlüm sevdalı

Gömleğim mor
bu ayrılık ne zor
Neler çektim neler
gel bir bana sor

Seni bir gün görmesem
Aklım başımdan oynar
Gömleğim olmasa yüreğim fırlar
Nazınla bıktırma edanla yıldırma
Ne ararım sorarım beni kızdırma

Gömleğim siyah
yarimden illallah
Bu aşk burda biter
hem vallah hem billah


Gömleğim kırmızı
içimde bir sızı
Yeni bir yar sevdim
İstanbul’un yıldızı

Gömleğim mavi
gözlerinin rengi
Böylesini görmedim
huyu huyumun dengi

Seni bir gün görmesem
Aklım başımdan oynar
Gömleğim olmasa yüreğim fırlar
Gönlüm sana hayran bu can sana kurban
Sen olmadan olmaz yaşamam inan
Gömleğim beyaz yakası kolalı
El bilsin halimi gönlüm sana sevdalı


http://rapidshare.com/files/15740700/Hueseyin_Tatar_-_Goemlegim.rar.html
http://rapidshare.com/files/20422198/Huseyin_Tatar_-_Gomlegim_Beyaz.mp3

Sabahları figaro'YU İŞE BIRAKIRKEN BAZEN ALEM FM' de Nihat'la sivrisinekte çalyor. Bu sabah yine bekledik ama tam figaro indi 10 sn.'ye sonra çalmaya başladı. Artık gitmişti bir kere bende birazdan indircem hemen göndercem sevgiliciğime ;))

çicekli bir dal....

UNUTMANIN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ

UNUTMANIN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ
Necati SUNGUR(*) Size pek akılcı gelmeyebilir; ama, hayatınızda hatırlamayla ilgili şeylerin bulunmadığı olayların bir listesini çıkarmaya çalışın. Böylesine, bellekten(**) yoksun bir listenin, aksırmak gibi reflekslerle, hazım gibi fizyolojik olaylardan öteye gidemediğini göreceksiniz. Hatırlama kavramı, geçmişi içinde bulunulan anı ve geleceği birbirine başlamaya yardım eder. Yalnız bununla da kalmaz; tecrübenin temelinde yatan eylem, ve düşüncelerin ortaya çıkmasını da sağlar.Hatırlama, bu yönüyle zamanlar arasında bir bağlayıcılık rolü oynar. Hatırlamak,zihinsel işlevleri etkin tutmanın ve belleğin ileriye yönelik çalışmasının yanı sıra, anlamlı bilginin zihinde sürekli dolaşmasına da neden olur. Hatırlama, zamanlar arasında bağlayıcılık rolü ve önemli bilgi dolaşımını sağlayıcı özellikleriyle, zihinsel etkinliklerde en önemli öğedir. Hatırlama konusunda şu nokta çok dikkat çekicidir: Hatırlanması gereken önemli konuların azlığı, ileriye yönelik önemli adımların atılmasında büyük ölçüde engel oluşturur. Ancak, her şeyi hatırlamak gibi bir amacımız da yok tabii ki! Sadece seçme şansımızın bulunduğunu belirtmek istiyoruz. Bazı şeyleri hatırlamamıza yardımcı olacak, uzun vadeli şu iki önemli amacımız olmalıdır :
1 ) Hayatımızda verimi artırmak (iş, aile, spor, kültür v.s.)
2 ) Zihinsel etkinliğimize yardımcı olmak. Hayatımızda, hatırlamanın çok önemli olduğu durumlar vardır.Bunlarla sık sık karşı karşıya gelir ve hatırlamanın önemini daha çok anlarız. Hatırlamanın çok önemli olduğu bu durumlara bazı örnekler verelim. - Toplama, çıkarma, çarpma, bölme işlemleri - İstenildiğinde hatırlanması gereken adresler, - Hatırlanması gereken randevular - Kişiler, adlar ve yüzleri, - Doğum günleri ile yıldönümleri, - Gidilmesi gereken yerler, - Verilen talimatlar, - Şiir ezberlemek vb. Bunların yanında özellikle telefon numaraları herhangi bir yanlışlığa yer vermeksizin hatırlanmalıdır. Hatırlamayı kolaylaştıracak bazı kurallar vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1) Zamanında ve doğru hatırlayabilmek için, hatırlamaya gayret edin. Bunun için konsantre olun, beyninizi hazırlayın ve istekli olun.
2) Hatırlamanız gereken şeylere etkin olarak tepki gösterin. Tüm , duyularınızla ona yönelin. Ona bakın, onu dinleyin, onu konuşun ve onu dinleyin.
3) Önemli anlarda belleğinizi tazeleyin ve onun kusursuz olarak çalışmasını sağlayın.
4) Düşüncelerinizi önceden derlediğiniz bilgiler üzerinde yoğunlaştırın. Bu dört genel kural, daha iyi hatırlamaya yardımcı olmaktadır; ancak bunların, hatırlanması gereken her şeyi hatırlatmaya yetmediği gerçeğini de kabul etmek zorundayız. Pırıl pırıl bir zekaya sahip olan birinin bile unuttukları, hatırladıklarından daha çoktur. Hatırladığına inandıklarının yarısı ise gerçek dışıdır. Bu nedenle, dört genel kuralın yanında çok önemli beşinci bir kural bilmek ve uygulamak durumundayız. Bu bir mantık kuralıdır.
5 ) Not almak Daha iyi hatırlamanın en emin, çabuk ve kolay yolu, önemli şeyleri bir yere yazarak gerçekleştirilebilir. Dünya çapında ün sahibi bir çok kişi, üzerine not alınmış küçük kağıtlar veya not defterlerini sürekli olarak beraberinde taşıyarak, gerçeklerin saptırılmasına engel olmuşlar ; böylece bu kuralın gerekliliğini ispatlamışlardır. Not tutmadan herşeyi hatırlayabileceklerine inanan kişiler, kendilerinin doğal insanlık tanımından uzaklaşmalarına da bir ölçüde yardımcı olurlar. Kendine aşırı güvenen, çok meşgul olan ya da ileriye dönük bir çalışma yapamayacak kadar tembel olan bir çok kişi not almaktan kaçınır. Bu arada yanlış iki görüşü de burada vurgulayalım.
1 ) Bazı insanlar, not almayı zayıflık gördükleri için not almazlar.
2 ) Diğer bazıları da, hafızalarına güvenip bellek jimnastiği yapmış olacaklarına inanarak not tutmazlar. Oysa, not alma mantık kuralını uygulayan yöneticiler, beraber çalıştıkları kişilerin masalarında birer ajanda bulunmasını tavsiye ederler.
BİR AJANDA VEYA ÖNEMLİ KONULARI TOPLAYACAĞINIZ BİR DOSYA KULLANIN
Gelecekte yapılacak görüşmelerin mutlaka ajandalara yazılması (not edilmesi) gerekir. - Alınan randevuları (önemli notların ana hatları belirtilerek), - İleride alınacak randevular( göz ve diş doktoru gibi. ), - Doğum günleri ve yıldönümleri. - Yapılacak telefon görüşmeleri, -Önemli olabilecek olaylar, - Sözleşme tarihleri, - Yakında yapılacak toplantılar, - Yapılacak ödemeler, - Verilmiş sözler, - Yazılacak raporların, yazıların son teslim tarihleri, - Yatırımlar, sigorta ve benzeri işlemler vb...konular öğrendiğiniz an, hemen bir yere yazın. Daha sonra nasılsa yazarım" diye geçiştirmeyin. Tarih belirlendiği an, ajandanızda yoksa, herhangi bir kağıda not alın. Masanızın başına geçtiğinizde veya bu notu ajandaya geçirmek ilk işiniz olmalıdır.
GÜNLÜK İŞLERİN DIŞINDAKİ ETKİNLİKLERİ NOT EDİN
Özel günlük işeri veya günlük işlerin dışındaki etkinlikleri unutmamak için, bunları ipucu vererek zihinde canlandırmak konusu işler sona erinceye kadar saklamalısınız. Bu tür notlar cep defterine veya küçük bir kağıda yazılmalı ve iş bittikten sonra atılmalıdır. Bunlara örnek verecek olursak, - Gidilmesi gereken yerler, - İstenilen bilgi, - Yazılacak mektuplar(önemli noktalar belirtilerek), - Yollanacak mesajlar, - Yapılacak telefon görüşmeleri ( ana hatlar belirtilerek), - Görüşmede sorulacak sorular, - Alış-veriş listesi - 0 gün kiminle, ne hakkında konuşmak istendiği vb. Günlük işlerin dışındaki etkinliklerle ilgili ayrıntıları içeren kişisel notlar yanınızda bulunduğu sürece, işlerinizde herhangi bir yanlışlık söz konusu olamaz. Belleğinizi fazla zorlama tehlikesi olmaksızın, daha bir çok işi gerçekleştirebilirsiniz.
UZUN VADEDE KULLANILACAK NOTLAR HAZIRLAYIN
Hemen hemen sürekli olarak yazılması veya dosyalanması gereken daha başka bir çok şey vardır. Bunlar, ileride kullanılabilecek ve zamanla unutulabilecek şeyler olduğundan, herhangi bir yanlışlığa veya atılmaya imkan tanınmadan zamanında not edilmelidir. Bu konular genelde, günlük ayrıntılardan çok, kişinin mesleğini ilgilendirir. Yine de bunlara gereği kadar önem verilmediği pek sık görülür, Bu bilgiler değerli olabilir ki, ilerde onlar yatırım ve sigorta kayıtlarınızla kayıtlarınızla birlikte güvenli bir şekilde saklamanız akıllıca olur (Anlaşmalar, tarihler,maaş bordroları, sağlığınızla ilgili kayıtlar, yapmış olduğunuz konuşmalar, vergi kayıtlar vb).
KAĞIT HARCAMAKTAN KAÇINMAYIN
İşe yarayacak hatırlatmalar olarak ele alındığında, not tutmak da ayrı bir sanattır. Dağınık ve telaşlı bir insan bilinçsiz bir davranışla randevularını şöyle yazabilir. Perşembe 14.30 Cuma 9.30 Ama ne yazık ki, bunların ayın hangi perşembe ve Cuması olduğu, bunlardan mesela hangisinin dişçiye, hangisinin göz doktoruna ait olduğu belirtilmemiştir. Bu konuda en sık rastlanan hatalardan biri, belki de zamandan kazanmak için çok kısa tutulan notlardır. Necati'yi telefonla aramak için bir not tuttuğunuzu varsayalım. Notunuzda sadece "N' yi ara" demekle yetindiniz. Aradan zaman geçip, aramanız gereken an gelip çattığında, N' nin, Necdet, Nevzat, Nihat, Necip veya hangi N’ olduğunu anlamanız,(hele hele eğer ismi N’ ile başlayan bir çok arkadaşınız varsa) imkansızdır. Notu, anlayabileceğiniz şekilde almalısınız ki, o not sizin için bir anlam taşısın. Yapmanız gereken şeyleri gerçekten hatırlamak istiyorsanız,onlar yazdıktan sonra her dakika görebileceğiniz bir yere koymayı ihmal etmeyin. Not almanın (tutmanın) hatırlamadaki önemini artık biliyoruz: Unutmamanız gereken önemli ayrıntılar (bilgileri) kafanızda tutmaya çalışmak yerine, onları bir yere ( kağıda, not defterine. )yazın. Siz düşüneceğinize, bırakın kağıt düşünsün.
------------------------------------------------------------------------------------------------
(*) Bilim ve Teknik Uzman Yrd,
(**) Yüzyıllar önce "bellek" sözcüğü bilgilerin saklandığı hayali bir yeri belirtmek amacıyla kullanılıyordu. Bu sözcüğün varlığından ötürü insanlar ''bellek''diye bir deponun varlığını kabullenmişlerdi. Oysa bellek, sahip olduğumuz geçmiş deneyimlerimizi aklımızda tutabilme ve gerektiğinde hatırlayarak ortaya çıkarabilme yeteneğidir. Hatırlamak başımızın içinde herhangi bir yerde oluşmuş ele gelir bir madde değil yaptığımız bir işlemdir. Dilimiz geliştikçe bellek,kullanımı kolay bir sözcük haline dönüşmüştür.Bellek sözcüğü varolan bir hafızayı değil, hatırlama sürecinin bir yönünü anlatır. Bilim ve Teknik MAYIS 1989


Not: bu yazının çıktısını kitaplığımı düzenlerken evde buldum hoşuma gitti tarayıp bloğa koyayım derken nette varmış bende copy paste yaptım artık ;))

12 Temmuz 2007 Perşembe

4 Temmuz 2007 Çarşamba

Where is log... ?

evlendikten sonra biz artık evli olcaz herşey güzel olcak mevsim bahar olcak... evli olan çiftler ne isterlerse onu yapabilirler..el ele tutuşabilirler

ailelerimizi kırk yılda bir görcez.. bayramda seyranda görcez.. görmek isteyen gelir bize oturur akşama yemek yapar biz işten gelince yiriz..

bazı işlerimizi beraber yapcez, sen beni sevcen ben seni sevcem, yemek yicez beraber,***, ama sen içerde başka bişey izlerken ben mutfakta başka bişey izleyebilcem, sonra beraber lost izlicez..benzini ben kendi arabama alcam sen kendi arabana alcan.. sonra ben gece uyanıp senin benzini çalcam..

bizim halimiz en bi süper olcek.. kavga konularımız bitecek.. daha az kavga etcez..çünkü artıkın yorgan gitmiş olcek.. evimize gelcez.. koccuman yataaamızda uyucez.. sonra yurt dışına gitcez

ben seni siviyom

29 Haziran 2007 Cuma

Bir İnsan Ömrünü

Bir İnsan Ömrünü

Bir insan ömrünü neye vermeli
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalan da bir yürüyen de bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yüreğim ürperir kapı çalınsa
Esleyen yelimden hile sezerler
Künyeler kazınır demir sandıkta
Savrulup gidiyor ömür dediğin

Dışı eli yakar içi de seni
Sona eklenmeli sözün incesi
Ayrılık gününü kör dereleri
Bölünüp gidiyor nehir dediğin
Bir insan ömrünü neye vermeli
Para mı onur mu taş dikenli yol
Ağacın köküne inmek mi yoksa
Çırpınıp duruyor yaprak dediğin

Ne Dedim De Benden

Ne Dedim De Benden

Ne dedim de benden küstün sevdiğim
Sana bir tenhada sözüm var benim
Kumaş yüküm dost köyüne çözüldü
Bir zülfü siyaha nazım var benim

Ak ellere al kınalar yakılır
Ala göze siyah sürme çekilir
Dostu olan dost yoluna bakılır
Dosta giden yolda izim var benim

Karacaoğlan der ki konanlar göçmez
Bu ayrılık bizden arasın açmaz
Bir deli gönlüm var güzelden geçmez
Ne güzele doymaz gözüm var benim

Ağlama Gözlerim

Ağlama Gözlerim

Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim mevla kerimdir
Derman arariken derde düş oldum
Ağlama gözlerim mevla kerimdir

Pir Sultan Abdalım böyle buyurdu
Ayrılık donları biçti giydirdi
Ben ayrılmazidim felek ayırdı
Ağlama gözlerim mevla kerimdir

27 Haziran 2007 Çarşamba

GENÇLERE GELİŞMİŞ KOPYA TEKNİKLERİ

Aşağıda anlatacağım tekniklerin hiçbir hakkı mahfuz olmayıp , kopirayt mopirayt endişesi taşımadan izinsiz çoğaltabilirsiniz. Ama aleni olarak kullanmamanız tavsiye olunur.
Bölüm1:Kopya çeken öğrenci nasıl enselenir?
Kopya çekmeyi öğrenmeden önce tabii ki hangi koşullarda yakalanabileceğinizi bilmelisiniz . Bu bölüm öğretmenlerime. Birinci ve en önemli kural. Kopya çeken öğrenciyi yakalamak isteyen biri , öğrencinin kopyalıklarını saklaması muhtemel yerlere (Sıra altı , duvar, hesap makinesi , el , kol , bacak , sıra vs.) değil , direkt gözünün içine bakmalıdır. Çünkü az önce parantez içinde sayılan seçeneklerin sayısının , öğrenci sayısıyla çarpımı kadar değişik noktayı kontrol etmek imkansızdır. Ve çünkü kopya öğrencinin baktığı yerdedir . Burada gözünün içine bakılacak hedef kitle hocanın gözünün içine bakanlardır.
İkinci önemli kural . Eğer asıl hedef kopya çektirmemek değil de kopya çeken öğrenciyi suç üstü yakalamak ise şüphelendiğiniz öğrenciye bakmıyormuş gibi yaparak kopyalığın tam yerini tespit etmelisiniz . O ise zavallım hocanın kendisine bakmadığını zannederek aşırı bir güven duygusu içinde hayatının hatasını yapar . Sonrası çocuk oyuncağı.
Üçüncü ve önemsiz kural ayağınıza lastik tabanlı ayakkabılar giyin ki arkasından yaklaştığınız öğrenci geldiğinizi fark etmesin. Özellikle dışarının karanlık ve sınıfın aydınlık olduğu durumlarda dışarıyı seyrediyormuş gibi yaparak camdan yansıyan KLO örgütünün (Kopyacı lavuklar ordusu) üye ve elebaşlarını keklik gibi avlayabilirsiniz. Sınıfa direk karşıdan bakın. Lakin arkasında olduğunuz bir öğrencinin önünde omuzları tarafından oluşturulmuş yaklaşık yarım metrekarelik güvenli bir bölge vardır. Sıranın üzerinde silgi kalem ve gerekiyorsa hesap makinesi dışında hiçbir şeyin (Özellikle de mont ve kaban gibi şeylerin) bulunmamasına dikkat edin. Sınav bitiminde öğrencilerin ayağa kalkmasıyla oluşabilecek kargaşa durumlarını kesinlikle engelleyin. Bir soruyu cevaplamanız gerekiyorsa sorunun ilk soruluşunda soruyu soran öğrenciyle değil sınıfla ilgilenin .İlk soruluşu dedim .Nasılsa o sırada sınıfı kesmekle meşgul olduğunuz için anlamayacaksınız ve bir daha sormak zorunda kalacak. Sıcak yaz günlerinde uzun kollu giysiler giyen öğrencilerden sınav başlamadan önce kollarını sıvamalarını isteyin. Bu birinci bölümden çıkan dersler: 1.Kesinlikle hocaya bakmayın.
2. Uyanık bir hocanın sınıfı tarama süresi yaklaşık 3 saniyedir . Bu süre herhangi bir kopyanın okunması için yeterli değildir . Onun için hoca arkanızdayken kopyalıklarınızla uğraşın ve hocayı ayak seslerinden takip edin. Hiçbir hoca , öğrenci tescilli bir * Yasak Kelime Kullandınız * değilse , arkasından yaklaşarak yakalayamaz.
3.Masanızın üzerinde mont , kaban gibi şeyler bulunabiliyorsa cephanenizi bunların altına saklayın.
4.Hoca camdan dışarı bakıyorsa veya duvardaki Atatürk portresini seyrediyorsa kesinlikle kopya çekmeyin.
5.Kopyalıklarınız sınav kağıdınızdan çok uzakta olmasın . Yani onlara bakmak için şaşı olmanız veya başınızı hareket ettirmeniz gerekmemeli.
6.Kopya çekmek için en müsait zaman sınavın en başı ve en sonudur. 40 dakikalık bir sınavın ilk ve son 5 dakikasında hocalar sersem gibi olur.
7.En önemli kurallardan biri. Önceden hazırlanmış zulalarınız varsa sorulara şöyle bir göz atıp , hemen sınavın başında gerekli gördüklerinizi sınav kağıdına aktarıp kopyalığı imha edin. Eğer bilmediğiniz sorulara gelmeyi beklerseniz hocanın en motive olduğu anlarda risk altına girmeniz gerekebilir.
8. Bir insanın görme açısı 220 derecedir. Yani icraata geçmeniz için uygun pozisyon bulunduğunuz nokta ile hoca arasındaki vektörün , hocanın burun doğrultusuyla yaptığı açının 110 dereceden fazla olduğu durumdur.
9.Hocanın duyma açısı ise 360 derecedir. Yani kesinlikle konuşarak kopya çekmeye çalışmayın. Ancak bu şansı sınıfta oluşabilecek global uğultular esnasında değerlendirebilirsiniz.
10.Hocanın sizinle ilgilenmiyormuş görünmesine aldanmayın.
Bölüm 2 : Kopya çekmek için uygulanmaması gereken yöntemler ve sebepleri.
1. Duvara yazmayın .Yazık devletin duvarlarına . Zaten bakması riskli , okuması zor.
2. Elinize kolunuza yazmayın . Kapasitesi yetersiz ve bakarken çok belli oluyor.
3. Kızlar bacaklarınıza yazmayın . İçim bi tuhaf oluyor. (Gerekçe de ilginç hani)
4. Şeffaf 0.5 kalemlerin içine kopyalık koymayın . Yuvarlak ve şeffaf yapısı gereği büyüteç özelliği gösteriyor ve uzaktan çok rahat görülüyor.
5. Kopyalığı avucunuzun içinde tutmayın. Elin duruşunda kesin bir anormallik oluşturur.
6. Hesap makinelerine yazmayın . Tüm hocalar duruma uyandı artık.
7. Şu yeşil beyaz Pelikan silgileri ortadan kesip arasına defter gibi kopya yerleştirmek tüm geçmiş yaşantımda rastladığım en * Yasak Kelime Kullandınız *ça kopya yöntemidir . Aman uzak durun . Anında enselenirsiniz. Eğer çok uygulayıp yakalanmadıysanız hocalarınızın listesini bana yollayın da yanlışlıkla tanışıp arkadaş falan olmaya kalkmayayım . Kih !
8. Kolunuzun içine kopyalık koymayın . Çıkarması kolay ama yerine itmesi zor. Eğer bu yöntemi illaki uygulamak istiyorsanız bkz. sonraki bölüm : madde 3.
Bölüm 3 : Post modern kopya yöntemleri Dikkat ! Bu bölümü yalnızca soğukkanlılığına güvenen arkadaşlar kullansın. Çocukların ulaşamayacağı , kuru ve serin yerlerde muhafaza edin. Beklenmeyen bir etki görüldüğünde bizzat bana başvurun.
1. Mühendislerin kullandığı 80 ila 100 gr/metrekare ’lik aydinger kağıtlarından 4 x 15 cm’lik şeritler oluşturup üst kısımdan 2 cm’lik boşluk bırakarak üzerini pilot kalemle doldurun . Bir kaleme sararak yay şekli verin . Üst tarafta bıraktığınız boşluktan sıranın altına sıkıca bantlayın. Bu kağıtlar yay şekli verildiğinde gerçek birer zemberek olurlar ve çekilip okunduktan sonra bırakıldığında ok gibi (Yaklaşık 30 m/sn hızla ) eski halini alarak sıranın altına kaçarlar. Eğer bıraktığınızda tuhaf bir ses çıkarıyorlarsa bırakırken öksürün.
2. Kış mevsimlerinde üzerinize bir hırka giyin. Hırkanın sağ ve sol ön parçalarının iç kısımlarına istediğiniz kadar sticker yapıştırabilirsiniz. Görülmemesi için elinizi kullanmayın. Göğsünüzü sıraya yaslayın . Hoca arka tarafa geçtiğinde kambur duruşunuzu koruyarak geriye doğru kalkarsanız hırka aşağı doğru sarkacağından tüm literatür gözlerinizin önünde olacaktır.
3. Naylon esaslı olmayan (Sigara kağıdı gibi materyaller ışıkta parlar) şeffaf kağıtlara normal yazılarla bilgileri doldurup yazılı kağıdının üzerine yerleştirin. Kağıt parlamıyorsa ve yeterince şeffafsa yazılar , yazılı kağıdının üzerindeymiş gibi görülecektir . Tabii bu yöntemi sınavın en başında uygularsanız doğal olarak hoca , kısa sürede o kadar yazıyı nasıl yazdığınızı düşünerek şüphelenecektir.
4. Kimlik kılıfı benzeri naylondan sağlam kılıflar hazırlayın . Sadece kağıt kullanırsanız yırtılabilir . İçine arkalı önlü malzemeyi yazın. Düğmecilerde satılan ve dikiş makinelerinde kullanılan lastiklerinden bir makara alın (Bu yöntem için paket lastiği sert gelir) . 30 cm uzunluğunda makine lastiği ile kopyalığı kol içinden omuz yakınlarına bağlayın . Kolunuzun manşet bölgesine kopyalığın içine rahat girip çıkabileceği kartondan yapılmış , kibrit kutusuna benzer (Nispeten daha ince) bir garaj yaparak yerleştirin. Kopyalığı çekmek için diğer ucuna bağlı ve giysinizle aynı renkte bir iplik kullanın.
5. Sıra üzerine yazmayı düşünüyorsanız yazılı kağıdını tutuş biçiminize göre kağıt boyutunu geçmeyecek kadar bölgeye ve tam kağıdın denk geleceği yere yazın. Hoca arka tarafa geçtiğinde kağıdı kaydırarak okuyun. Ve diğer zamanlarda yazılı kağıdının mutlaka sıradaki yazıları kapatmasına dikkat edin.
6. Hangi yöntemi uygularsanız uygulayın duruşunuz sınavın başından sonuna kadar kopyalıklarınıza bakabileceğiniz şekilde olsun . Belirgin pozisyon değişiklikleri dikkat çeker.
7. Eğer sizinle aynı sınıfta olmayan güvendiğiniz dostlarınız varsa sınav başında açacağınız cep telefonuyla soruların tamamını onlara okuyun. Onlar soruları her türlü doküman yardımıyla çözsünler . Daha sonra ortaklaşa kiraladığınız bir ses düzeni yardımıyla dışardan yüksek sesle ve müzikle karışık olarak yayınlasınlar. Okul dışından gelebilecek bu tür seslerde neler dendiğine , dikkatsiz bir kulak çok fazla önem vermez . Hoca fark etse bile en kötü ihtimalle sınav iptal olur ve bu yöntemi bir daha kullanmazsınız.
8. En sağlam yöntem derslerinize iyi çalışın. Arkadaşlar bildiğim ve aklıma gelen yöntemleri anlattım. Hocalarınızın kapasitesi oranında bunları çoğaltabilirsiniz. Ama her şeyden önce kapısı açık vaziyette sınav yapılan bir sınıfı dışarıdan izleyerek kopya çekmeye çalışanların nasıl kendini belli ettiğini izlemeye çalışın. Sizlerin de bu tür girişimlerde onlar gibi olduğunuzu aklınızdan çıkartmayın.
Alıntıdır...

26 Haziran 2007 Salı

25 Haziran 2007 Pazartesi

Günün Fıkrası


İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı.
Birincisi;
- "Şu güvercinlere ne zaman yem atsam, siyasetçileri hatırlıyorum" dedi.
Diğer ihtiyar;
- Neden...???
- "Yerde dolaşırlarken elimizden yiyorlar,havalanınca kafamıza sıçıyorlar..."

The first World Dynamic Architecture

SONRA HİGH RESOLUTİON DA İZLEYİN…İNANILMAZ TEKNOLOJİK BASİT FİZİK…

Dubai'de inşaat sektöründe bir ilke daha imza atıldı."Dynamic Architecture" ismini taşıyan proje çerçevesinde kendi etrafında 360 derece dönen bir kule yeni bir teknikle inşa edilecek.

313 metre ve 78 kattan oluşan ultra teknolojik kulenin her katı parça parça bir fabrikada inşa edilip binaya eklenecek. Dünyada ilk defa kullanılacak bir sistemle yapılacak döner kule hem rezidans hem de 6 yıldızlı otel olarak hizmet verecek.

Kulenin tamamı Dubai'deki fabrikalarda üretilen modüllerden inşa edilecek. Ana hedef iş kalitesini yükseltip maliyet ve iş süresini azaltmak. İnşaat tarihinde bir ilk olan bu sistem sayesinde işçi sayısı ortalama yüzde 90 oranında, maliyet ise yüzde 20 oranında azalacak.

Böylece kulenin tamamlanması için gerekli 18 ay içinde 2000 işçi yerine sadece 90 işçi çalışacak. Yüksek tekonoloji ve kontrol tekniklerinin kullanılacağı sistem sayesinde iş güvenliği riski de azalacak.

Da Vinci kulesi yeşil enerji üreterek kendi elektrik ihtiyacini da karşılayabilecek. Her iki kat arasına yerleştirilecek 48 rüzgar türbini sayesinde dünyada ilk kez bir bina bu kadar yüksek miktarda enerji üretecek.

"Tailor made solutions" ismi verilen bu sisteme göre fabrikada inşa edilen bloklar binanın temelinden itibaren yerleştirilecek. İnşaat sektöründe bir kat çıkmak üç hafta alırken bu sistem sayesinde 3 gün yeterli olacak. Her kat 12 modülden oluşacak.

Normal inşaatlara göre depreme 1.3 kat daha dayanıklı inşa edilecek kulede isteyen arabasını özel bir asansör sayesinde oturduğu kata park edebilecek.

330 milyon dolara mal olacak Da Vinci kulelerinin en büyük özelliği her katının kendi etrafında dönebiliyor olması. Ses komuta sistemiyle dönecek olan katlar birbirinden bağımsız olarak hareket edebilecek. İsteyen istediği zaman oturduğu katın manzarasını değiştirebilecek.

Dünyanın tek yedi yıldızlı oteli Burj El Arap yakınlarında inşa edilecek kulede oturanlar aynı masada sabah kahvaltısında güneşin doğuşunu, akşam yemeğinde güneşin batışını seyredebilecek.

Projenin yaratıcısı Floransalı mimar David Fisher döner kulelerden New York, Tokyo, Londra, Hong Kong başta olmak üzere dünyanın en önemli merkezlerinde toplam 12 adet inşa edecek. Her kulenin konsepti aynı olsa da birbirinden değişik olarak inşa edilecek. Kulelerin modüllerinin tamamı Dubai'de inşa edilerek gemilerle bu şehirlere taşınacak.

Dubai'de inşa edilecek Da Vinci kulesinin görüntüleri için...

19 Haziran 2007 Salı

Başarılı bir yatırımcı olmak için...

Günümüzün yatırım anlayışı ve enstrümanları değişiyor. Geçmişte klasik yöntemlerle paradan para kazananlar, bugün çok farklı yöntemleri kullanabiliyorlar.

Başarılı bir yatırımcı olmak için gereken beceriler, başarılı bir aşçı olmak için gereken becerilere benzer. Yemek kitaplarında işe başlamadan önce tarifin tümünü okumanız, malzemelerin tümünün elinizin altında olması ve birkaç deneme yapıp da başarılı olduğunuzu görmeden önce tarife kesinlikle bağlı kalmanız gerektiği vurgulanır. Bu harika öğüt, yatırım konusunda uygulandığında, gerçekten de iyi bir kazanç elde etmenizin garantisi olacaktır.

1.İyi bir gözlemci olun. Yatırım dünyasının yıldızlarına hayranım; ama onların doğuştan üstün insanlar olduklarına inanmıyorum. Onlar sadece yaşamı gözlemleme konusunda ustalar. Bizlerin göremediği fırsatları, gelişmeleri ve kültürel değişiklikleri görmek için kayaları kaldırıp altına bakmayı biliyorlar. Ya da bizim sadece bir kaya gördüğümüz yerde o yıldızlar, parasal fırsatların göz kırptığını görebiliyorlar. Bu insanlar herkesten daha fazla kayanın altına bakıyorlar. Üstelik hangi kayaların altında, bir hisse senedinin fiyatının artmasını sağlayacak koşulların var olduğunu biliyorlar. Onların akılları her zaman yatırımda. Alışverişe gittikleri zaman en çok nelerin satın alındığını izliyorlar. Haberleri dinlerken ya da gazete okurken "Bu olay benim yatırımlarımı nasıl etkiler?" diye düşünüyorlar. Çocukları eve gelip de yeni bir çift yeşil keten ayakkabı almaları gerektiğini söylediklerinde, bu yıldızlar çocuklar arasındaki bu yeni çılgınlığın ayakkabı üreticilerini, aynı zamanda keten, pamuk ve yeşil boya üreticilerini nasıl etkileyebileceğini düşünüyorlar.

2. Başarılı bir yatırımcı olmanın yalnızca hisse senedi toplamakla sınırlı olduğunu asla düşünmeyin. Başarılı bir yatırımcı olmak iyi bir zamanlama, doğru bir kaynak dağıtımı ve sabır gerektirir.

3.Temel muhasebe ilkelerini öğrenin. Hisse senedi analizi büyük oranda şirketlerin değerine dayanır. Şirketlerin değerini bilmek için mali tabloları okuyabilmeniz ve yorumunu yapabilmeniz gerekir. Serbest nakit akışı, sermaye kârlılığı, fiyat—kazanç ve satış oranlarının ne anlama geldiğini su gibi bilmelisiniz.

4.Basit grafikler yapmayı öğrenin. Grafik yapmak gelişmeleri görebilmenizi ve alım zamanlarınızı planlayabilmenizi sağlayacaktır.

5.Nereden bilgi edineceğinizi bulun. Bilgi çağında yaşıyoruz. Bilmeniz gereken her şey web sitelerinde, haber portallarında hazır. Bunlardan nasıl bilgi alacağınızı ve kuru gürültü arasından işinize yarayacak bilgileri seçip almayı bilmelisiniz.

6.Yatırım hedeflerinizi belirleyin. Ne kazanmaya çalışıyorsunuz? Paranızı ne kadar süreyle yatıracaksınız? Asla bir plan yapmadan, ne kazanmaya çalıştığınızı bilmeden yatırım yapmayın. Ne kadar tasarruf etmeniz gerekiyor? Belirlediğimiz süre içinde hedefinize ulaşmak için yatırımınızın getirisinin ne olması gerekiyor? Pek çok insan, planları dev kazançlar öngörmese bile agresif bir yatırım biçimine kapılarak para kaybetmektedir. Para kaybettiklerinde planları da tehlikeye girmektedir. Oysa riski düşük bir yaklaşım benimseyip planlarına bağlı kalsalar daha iyi olur.

7.Risk toleransınızı bilin. Siz de, ben de daha önce bu konuda kendimize yalan söylemişizdir. Riske dayanabileceğinizi söylersiniz; ama para kazandığınız sürece, öyle değil mi? 100 bin dolarlık bir yatırım yapıp da ertesi gün paranızın yüzde 30 değer kaybettiğini öğrenseniz ne hissedersiniz? Bu oldukça sık görülen bir durumdur. Siz borsadaki böylesine bir düşüşü kaldırabilecek durumda mısınız? Asla risk—kazanç oranını bilmeden yatırım yapmayın. Yatırdığınız paranın artması ya da azalması olasılığı ne kadar? Ne kadar artar ya da azalır? Riskten kaçmayın, risk olmazsa kazanç da olmaz.

8.Bir yıl önceki hisse senedinin değerinin ne olduğunu unutun. Hisse senedine ne kadar para ödediğinizi unutun. Eğer fiyatı çok yüksek olduğu için bir hisse senedini almaktan çekiniyorsanız, ya da elinizdeki bir kağıdı yeterince yüksek olmadığı, fazla yükseldiği veya düştüğü için satmaktan kaçınıyorsanız yanlış yoldasınız demektir. Bir kağıdı değerlendirirken bir yıl önceki fiyatına ya da sizin ona ne kadar ödemiş olduğunuza bakılmaz.

9.Kurallarınıza bağlı kalın ve duygusal davranmayın. Bunu yapmak kolay değildir. Ama serinkanlı, disiplinli, duygularından arınmış bir yatırım politikası sürdürmek daha iyi, daha zengin bir yatırımcı olmanızı sağlayacaktır. Kısa dönemli hareketler canınızı sıkmasın. Modaya göre yatırım yapmayın. Yeni teoriler duyacaksınız. Örneğin "En yüksek kâr payını getiren en düşük fiyatlı Dow Jones kağıtlarını alın" gibi. Herkes bunu yapmaya başlarsa başlangıçtaki durum değişebilir. Son olarak da duygularınıza kapılmayın ve kendi kendinize tahminler yürütmeyin.

10.Kendinizle barışık olun. Kazançlı her kağıdı alacaksınız diye bir şey yoktur. Doğru da yapabilirsiniz yanlış da, çünkü eğer gerektiği gibi yatırım yaparsanız büyük olasılıkla yalnızca yüzde 55 oranında haklı çıkacaksınız. Zweig and Associates'ten Foster Friess ve David Katzen ile ilk görüştüğümde neredeyse şok geçirdiğimi hiç unutmuyorum. Hisse senetlerinin ne kadarında para kaybettiklerini sormuştum. Bazen yüzde 40, bazen daha fazla diye yanıtladılar; ama yine de yükselen hisse senetleri ile inanılmaz bir başarı sağlayabilmişlerdi. Ben elimdeki kağıtlardan birinden bile zarar etsem çıldıracak gibi olurdum. Ama artık öyle yapmıyorum. Borsada ne olacağını hiçbir zaman hesaplayamazsınız. Orada kesin kurallar işlemez.

11.Uzun dönem için yatırım yapın. Hisse senetleri bazındaki ya da ekonomideki kısa dönemli dalgalanmaları tahmin etmeye çalışmak, en iyi borsa yatırımcıları ya da en iyi ekonomistler için bile güç bir iştir.

12.Unutmayın ki para kraldır. Hangi piyasada olursanız olun para her zaman kraldır ve öyle de kalacaktır. Yalnızca yüzde 4 ya da 5 oranında kazanıyor olsanız bile her zaman elinizde bir miktar nakit olmalı. Daha fazla kağıt almak, kayıpları sınırlamak ve iyi bir alışverişe hazır olmak için nakit gereklidir. Hiçbir zaman yüzde yüz hisse senetlerine yatırım yapmayın.

* Kenneth A. Stern Personal Excellence

17 Haziran 2007 Pazar

14 Haziran 2007 Perşembe

DERİN GEVŞEME TEKNİĞİ

Derin Gevşeme Tekniği

Adım 1: Açıklama

Bu teknikte tüm bedeni yönlendirmeli olarak gevşeteceğiz ve beden farkındalığını bırakacağız.

Duruş: Şavasana

Adım 2: Bele Kadar Gevşeme

Ayak parmaklarını gevşet.

Tabanlarını gevşet. Ayak bileklerini gevşet. Tüm ayakların tamamen gevşek olsun.

Aşağıdan yukarıya doğru baldırlarını gevşet.

Dizlerini tamamen rahat bırak.

Aşağıdan yukarıya doğru uyluklarını gevşet.

Kasıklarını ve kaba etlerini gevşet ve tamamen rahat bırak.

Bele kadar tüm bedenin gevşesin.

Bacaklarının bedeninin diğer bölgelerine göre olan farkını hisset. Şekil ve ağırlığının ortadan kalktığını, tamamn gevşediğini hisset.

Şimdi bu farkındalığı daha da artırmak için birlikte bir kez Akara. Derin bir nefes al... (yüksek sesle A sesi çıkar)

Adım 3: Gövdenin gevşemesi

Göbek bölgeni gevşet, diyafram karın, mide tamamen gevşesin.

Aşağıdan yukarıya doğru göğsünü gevşet. Nefesindeki hafifliği hisset. Sanki bir kuş kadar hafif nefesler alıp veriyoruz.

Sırtın alt bölümleri, orta ve üst bölümlerini gevşet.

Omuzlarını gevşet.

Yukarıdan aşağıya doğru üst kollarını gevşet.

Dirseklerini gevşet.

Yukarıdan aşağıya doğru alt kollarını gevşet.

Bileklerini, avuç içlerini ve parmaklarını tamamen yere bırak.

Baş dışında tüm bedendeki hafifliği hisset. Sanki orada yokmuş gibi, sanki havada yüzer gibi olduğunu hisset.

Şimdi bu farkındalığı artırmak için birlikte bir kez Ukara. Derin bir nefes al... (yüksek sesle U sesi çıkar)

Adım 4: Başın gevşetilmesi

Boynu gevşetmeye başlıyoruz. Boynun ön bölümleri, yan bölümleri ve arka bölümlerini gevşet.

Çene, yanaklar, dudaklar, burun gözler ve göz küreleri, kaşlar, alın bölgesi ve tümüyle baş derisi tamamen gevşet ve rahatlat.

Şimdi bu farkındalığı artırmak için birlikte bir kez Makara. Derin bir nefes al... (yüksek sesle M sesi çıkar)

Adım 5: Tüm bedenin gözden geçirilmesi

Şimdi bedenimiz tamamen gevşek ve rahat. Gevşememiş birkaç kasın kalma ihtimaline karşı bedeni bir kez daha aşağıdan yukarıya gözden geçireceğiz.

Ayaklar, ayak bilekleri, baldırlar, dizler, uyluklar, kasık bölgesi, kaba etler, karın, mide ve diyafram, aşağıdan yukarıya tümüyle göğüs bölgesi, omuzlar, yukarıdan aşağıya doğru üst kollar, dirsekler, alt kollar, bilekler ve eller. Boyun ;ön, yan ve arka bölümler, çene, yanaklar, dudaklar, burun, gözler, kaşlar, alın ve tümüyle baş derisi. Tamamen gevşet ve rahatlat. Tamamen yere bırak.

Şimdi bu duyguyu kuvvetlendirmek için birlikte bir kez tek nefeste AUMakara. Derin bir nefes al... (yüksek sesle tek nefesi üçe bölerek A-U-M seslerini çıkar)

Adım 6: Beden bilincini terk ediş

Artık tamamen gevşek ve rahatız. Beden sanki orada değilmiş sanki havada asılı gibi. Tamamen gevşek ve rahat.

Şimdi kapalı gözlerimizin ardında pırıl pırıl masmavi bir gökyüzü hayal edelim. Masmavi, bulutsuz ve engin bir gökyüzü...

Şimdi yavaş yavaş bu gökyüzüne doğru yükselelim ta ki bu gökyüzüne ulaşana kadar.

Artık tamamen gökyüzünün içindeyiz. Burada yavaş yavaş acele etmeden genişlemeye başlayalım. Genişleyelim, genleşelim, tamame bu gökyüzü haline gelelim, tıpkı bir yağmur damlasının okyanus düşmesi ve okyanus içinde kaybolması gibi biz de şuurumuzu kaybetmeden gökyüzüden eriyelim. Böylece onun tüm değerlerini hissedelim, enginliğini, sonsuzluğunu, her yerde oluşunu ama hiçbir şeyden etkilenmeyişini, sessizliğini, huzurunu, büyüklüğünü, değişmezliğini ve her yerde var olan Bir’liği hissedelim... Tüm bu değerlerin kendi öz değerlerimiz olduğunu fark edelim ve bir müddet bu şekilde kalalım...

Adım 7: Geri dönüş adımları

Şimdi yavaş yavaş kendimizi bu gökyüzünden ayırmaya başlıyoruz. Artık kendimizi gökyüzünden ayırdık, gökyüzünü hala gördüğümüz halde artık biz gökyüzü değiliz. Yavaş yavaş buraya, bu odaya geri döndük. Bedenimizi hissetmeye başlıyoruz... Ama biraz önce hissetmiş olduğumuz evrensel birlik ve sonsuzluk duygusu hala bizimle. Herşeyde bulunan birliği ve tüm değerleri hala hissediyoruz. Böylece bedende olduğumuz halde şuurumuz geçmişe göre daha açık. Artık biliyoruz ki biz evrenin biricik çocuğuyuz!

Şimdi bu duyguyu kuvvetlendirmek için birlikte bir kez Omkara. Derin bir nefes al.... (yüksek sesle Om sesini çıkar)

Adım 8: Tam ve kesin olarak geri dönüş

Bedenini tam olarak hissetmek için önce ayak parmaklarını ve ellerini hafif hafif hareket ettirmeye başla. Tam olarak bedeni hissettiğinde, bacaklarını birleştir, kollarını bedenine yaklaştır. Sol ayağını yere bas, dizini kır. Sol elini göbeğine koy. Sağ elin başın gerisinde olsun. Şimdi yavaşça sol ayağından güç alarak sağ yanına doğru dön. Bacaklarını üst üste koy, sol kolunu kalçana koy. Tek bir çizgide kal ve dengeni hisset.

Şimdi her iki elini yere bas ve ellerinden güç alarak doğrul ve otur.

TELKİN

1. Aşağıdaki telkin cümlelerini okuduktan sonra takip eden açıklamaları inceleyin. Önce telkin cümlelerinin inanç temellerini yerleştirmeliyiz.

a) Her gün Büyük Yeteneklerim Sürekli Gelişiyor.

Bu sözü milyonlarca defa kendinize söyleyeceksiniz. Lütfen önce bir kaç saatinizi kendinize ay ırın. Tüm geçmişinize bakın. Bu güne kadar başardığınız küçük büyük ne varsa, edindiğiniz küçücük bir tecrübe bile olsa not defterinize kaydediniz. Göreceksiniz ki küçümsediğiniz siz, çok büyük işleri zaten başardınız. Köyde hiç bir kültürel ve tecrübi birikimi olmayan bir çobana göre çok farklı birikimleriniz var. Bunları tekrar tekrar düşünerek ne kadar yetenek potansiyeliniz olduğunu kendinize söyleyeceksiniz.

b) Her gün Daha Üstün Olmaya Devam ediyorum

Bu inancı da milyonlarca defa tekrar edeceksiniz. Unutmayın zaten her gün binlerce defa kendiniz hakkında kendinize bir şeyler söylüyorsunuz. Geçmişteki tecrübelerinizi hep yüklediğiniz anlamlarla sık sık kendinize söylediniz. Şimdi o tecrübelerin anlamını değiştiriyorsunuz ve yine kendinize söylüyorsunuz. Ba şaran insanların

33

geçmişlerini düşünün. Bir Marslı gibi, başka bir yaratık gibi dünyaya gelmediler. Onlar da sizin gibi önce, okuma- yazma bilmiyorlardı. Onlar da annelerinin kucağında büyüdüler. Hatta biz bir anne kucağından yoksun idiyseniz daha üstün olma fırsatına sahip olduk demektir. Daha büyük asker daha zor şartlara rağmen zafere kavuşan askerdir. Başarılı olduklarını bildiğiniz insanlara göre daha çok fakirlik, hastalık veya acı çekmişseniz ruhunuz daha dolu ve heyecanlı demektir. Tüm bunlar diğerlerinden daha da üstün olabilmeniz konusunda sizi daha yukarılara itecektir. Bu yeni iç konuşmanın duygularınızda yol açtığı değişikliği hemen görmelisiniz.

c) Her gün Daha Başarılı Olmaya Devam Ediyorum.

Lütfen geçmişinize bakınız. 10 yıl önceki siz ile 5 yıl önceki ve bugünkü sizi karşılaştırın. Bu karşılaştırma biçimi bir alışkanlık olarak yerleşmelidir. Her zaman dikkat etmeniz gereken, azıcık da olsa üstünleştiğiniz noktalar olmalıdır. Çoğu insanın düştüğü korkunç hataya düşmeyin. Kendinizi çok imkanı olan başkalarıyla değil; bugün düne göre daha çok imkanı olan kendinizle karşılaştıracaksınız. Siz size göre üstünleşiyorsunuz. Nerelerde ne kadar? Üstün noktalarınızı görmek için kendinizden aşağıda olanlara bakabilirsiniz ama asla kendinizden üstün olanlara bakarak kendinizde üstün noktalar aramayın. Aksi taktirde ilerleme sürecini gerileme sürecine dönüştürürsünüz. Kendinizden üstün olanlara sadece nerelere çıkmak istediğinizi düşündüğünüzde bakmalısınız. Bu bakış sizi yukarıya çekecektir. Bu ilerleyişinizi milyonlarca defa görmelisiniz. Unutmayın, beynimiz dışarıdaki gerçeğimizi hayalimizde kurguladığımız gerçeğimizden ayıramaz. Yani yetim bir bebeği görmek sizi üzdüğü kadar, yetim bir çocuğu hayal etmek de sizi üzer. Dışarıdaki gerçeği biz kontrol edemeyiz ama hayalimizdeki gerçekle istediğimiz gibi oynayabiliriz, onu hemen değiştirebiliriz. Hemen değişmek istediğimize göre ilk yapmamız gereken hayalimizi değiştirmektir.

d) Önüme Çıkan Her İşi Hemen Yapıyorum.

Karşınızda çözülmesi gereken bir problem mi var? Hemen harekete geçiyorsunuz. Problem yoksa aramalısınız. Çünkü özellikle bu çağda problemsiz hiçbir köşe bulamayız. Üstlenebileceğimiz bir çok görev vardır. Biz görevi arayarak üstlenmesek bile çoğu zaman görev bir fırsat olarak bize sunulur. Çoğu insan bu tür fırsatları angarya görerek reddeder. Bilmeliyiz ki yaptığımız her işin hemen parasal bir karşılığı olmak zorunda değildir. En önemli karşılık edineceğiniz paha biçilmez tecrübedir. Önce gereken mükemmellikte işi gerçekleştiremeseniz de bilmesiniz ki hiç kimse bir işi ilk yaptığında kusursuz olmamıştır.

Yolda yürüyen bir görme özürlüyü kolundan tutup yardım etmek mi gerekiyor? Bir milletvekilinin bir konuda uyarılması mı gerekiyor? Yetim bir çocuğun başının okşanması mı gerekiyor? Ailenizin geçiminin sağlanması mı gerekiyor? Daha neler bulacaksınız. Neden siz değil de bir başkası yapsın bunları? Başkası da yalnız başına eksik yapmaya mahkum üstelik... Sizi sadece bu tutumunuz ve bu tutuma bağlı olarak sürdürdüğünüz tekrarlarınız geliştirir. Hiç bir iş angarya değildir. Ücretsiz çıraklık yapsanız bile edindiğiniz tecrübe bir gün paha biçilmez olacak ve eğer ücret arıyorsanız yılların emek birikimini bir gecede alabilecek hale gelebildiğinizi göreceksiniz.

Burada tabii ki her işi hemen yapmaya kalkın demiyoruz. “Arzuladığınız size” destek olabilecek, o kişi olabilmek için gerekli yeteneklerinizin gelişmesine destek olacak her iş fırsatına sahip çıkın diyoruz.

2.Aşağıdaki Telkinleri derin gevşemeyi takiben uyguluyorsunuz. Her bir telkini 10’ar defa zihninizden tekrar edin.


--Her gün dostlarımı daha çok seviyorum.

Her gün kendime güvenim ve cesaretim artıyor. Her gün sahnede daha yüksek güvenle konuşuyorum.

3.Aşağıdaki telkin cümlelerini seminer ortamında (veya arkadaşlarınızla birlikte başka bir ortamda) yüksek sesle söyleyiniz. Önce hep birlikte, ardından tek tek.

--Kendime güvenim artıyor.

--Cesaretim artıyor.

--Yaratıcımın verdiği gücü hissediyorum.

--Tüm engelleri aşıyorum.

--Hızla güçleniyorum.

--Hepinizi çok seviyorum.

YIKICI İNANÇLAR

Başkaları Varken Bu İşi Yapmak Bana Düşmez


Herkes böyle düşünseydi şimdi geceleri karanlıkta kalıyor olacaktık. Hepimizin hayatını değiştiren insanlar böyle düşünmüyorlardı. Bu iş öncelikle birinci derecede bana düşer diyen insanlar o işi yapan insanlardır. Farklılaşan insanlar derhal sorumluluk üstlenen insanlardır. Kullandığınız her şey başkalarının ürettiği şeyler midir? Neden siz de üretmeyesiniz? Bu işin sorumluluğu benim omuzlarımda dediğinizde birden o işin önderi konumuna getirildiğinizi göreceksiniz. Bu konulmuş bir kanundur. Sizin yaptığınız işi başkalarının da yapmasının size zararı yoktur. Siz de yaparsanız o iş daha mükemmele ulaşır. Kaldı ki eğer duygularınızı kuvvetli kullanıyor ve daha çok çalışıyorsanız, o işi yapan başkalarının da lideri konumuna yükselirsiniz.

Dünyada iki tip insan vardır: Yöneten ve yönetilenler; güdenler ve güdülenler; düşünce üretenler ve üretilen düşünceyi taklit edenler... Birinci sınıfta yer alanlar tüm insanlığın %10’undan azdır. siz sadece bir inanç ve bakış açısı değişikliği ile ilk guruba dahil olabilirsiniz.

Eğer hala “ben yapamam” diyorsanız, o zaman bilmelisiniz ki yapmak istemiyorsunuz. Yani “ben yapmak istemiyorum” demek istiyorsunuz. Yapabileceğini bildiği halde yapmak istemeyen insan için ise yap ılabilecek hiç bir şey yoktur. Yaratıcımız ne yapabileceklerini bilen insanların tercihlerine müdahale etme hakkını ve gücünü kimseye vermemiştir.

YIKICI İNANÇLAR

-Şimdiye Kadar Hep Başarısız Oldum

Edison da elektriği bulmak için yıllarca beklemek ve binlerce deney yapmak zorunda kalmıştı. Bir ABD başkanı sonunda başkan olabilmek için yıllarca bir çok seçime girmek ve kaybetmek zorunda kalmıştı. Hayat her zaman sabırla hedefleri üzerinde durmaya devam edenleri hedefe ulaştırmıştır.

Dağarcığınızdan “başarısızlık” kelimesini kaldırmak zorundasınız. Böyle bir olgu yoktur; teşebbüse devam eden insan için başarısızlık yoktur. Sadece her defasında başarıya bir adım daha yaklaşmak vardır. Başarısızlık denilen her şey sizi başarıya götürmeyen bir yolun keşfidir. Her başarısızlık zannedilen olay bizin için paha biçilmez derslerle doludur. Eğer yaptıklarınızın sonucunu kontrol etmemişseniz “başarısızlığınıza” hükmedecek ve çalışmaktan vazgeçeceksiniz. Elinizde bir pusula yoksa tek başarı yolunuz deneme-yanılmadır. Oysa şimdi elinizde başarıya ulaşanların oluşturduğu pusulalar vardır.

“Başarısızlık” kelimenizi kaldırmakla kalmamalı ve bu kelimeye yüklediğiniz tecrübelerinizin anlamlarını da “başarıya bir adım daya yaklaştım” şeklinde değiştirmelisiniz. Bu değişikliği yaptığınızda aslında gerçeğin ta kendisinin de bu olduğunu göreceksiniz.

Eğer bu kelimeyi unutamıyorsanız, mutlaka kullanacaksanız, başarısızlığı doğru tanımlayın. Gerçekte tek başarısızlık vardır: Çalışmaktan, denemekten, teşebbüsten vazgeçmek...

 
eXTReMe Tracker
Directory of General Blogs