22 Şubat 2008 Cuma

bayılıyorum sana sezer abi... :))

Efendim; burası benim eski yerim.
Bunlarda size vereceğimiz bilgisayarlar. Tabi bunlar gördüğünüz gibi kutusunda geliyorlar, biz size öyle vermiyoruz..? burada kutularından çıkarıyoruz.. :)

temel&dursun :)) itfaiyeci olmusss

> Temel ile Dursun Amerika' da itfaiye teskilatinda is
> bulurlar.
>
>
> Ise baslar baslamaz yangin ihbari alinir.
> Çok katli bir binada yangin çikmistir.
> Acilen binaya ulasirlar ancak itfaiyeci merdiveni
> çalismaz...
> Bunun üzerine Dursun hemen yukari çikar,
> Temel asagida kalir.
> Dursun asagida bekleyen Temel' in kucagina yukardan
> çocuklari atmaya baslar.
> Dursun atar, Temel tutar, kaldirima koyar.
> Dursun atar, Temel tutar...
> Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken
> besinci çocuk zenci çocuktur...
> Dursun birakir, ama Temel yakalamak için kollarini açmaz.
>
> Çocuk paat (!) yerde.
> Bir zenci çocuk daha... Temel yine tutmaz.
> Çocuk paat gene yerde..
> Bir zenci çocuk daha atinca Temel yukari bagirir:
> - Yaniklari atma !.. yaniklari atma !..
>

20 Şubat 2008 Çarşamba

Emin beyden...


çok özledim be Emin Bey seni...!

ben ve Kudret


30 Ocak 2008 Çarşamba

Bir gün rüya gördüm -çok uzundu-











Bir gün rüya gördüm -çok uzundu- bütün algım anlayışım değişti ne yapsam bilemedim uyandıktan sonra 3 gün konuşamadım 42 gün hızlı yürüyemedim sürekli ağaçlara çiçeklere yoldan geçen arabalara göçmen kuşlara ve çocuklara saatlerce baktım bir ağacın altına oturdum uyudum rüyamda kendimi gördüm yine bir ağacın altında uyurken… uyandım bütün rüyalarımdan aniden, ama hala rüyada gibiydi devam ediyordu hayat…
Aslında biliyordum ama farkında değildim eldekilerin her şey oldurmayacak kadar kısa ve kısıtlı olduğunu…
Sürekli denemek yerine önce bakmalı, görmeli, dinlemeli, sevmeli ve sonrasında yapmam gerektiğini… Beni asıl yoran, ne yapacağımı karar veremediğim zamanlarda geçen olmayan çocuğumu gördüğüm /gördüm rüyamda ve sevdim onu… onunla yürüdüm kilometrelerce ve hiç yorulmadı hiçi birşey demedi hiç birşey istemedi benden. Bende ona hiç birşey söylemedim yapar diye istediklerimi ve istedim ki rahat olsun… Yapmasın hiçbişi ve sadece o benim çocuğum ben onun oğlu olayım…
Bir rüya gördüm bütün hayatım değişti rüyamıydı gerçek miydi veya bu gerçek mi yoksa hala rüyada mıyım hala bilemiyorum….

Parfüm Seçimi ...


Kullanacağınız zamana ve mekana elverişli parfüm alın.

Aynı anda en fazla 3 koku deneyin. Daha fazla denerseniz burnunuz farkı algılama kapasitesini kaybedecektir. Yanılıp sonradan beğenmeyeceğiniz bir kokuyu satın alabilirsiniz.

Parfüm hakkında şişeden koklayarak karar vermeyin. Parfümün kokusu vücut kimyanızla temas edince ortaya çıkar. Bileğinizin içine küçük bir miktar sürün ve bir süre bekledikten sonra koklayın.

Parfüm satın almadan önce kokunun oturması için en az 10 dakika bekleyin. Bu sürede alkol buharlaşacak, parfümün vücudunuzun kimyasıyla uyumu tamamlanacak ve gerçek kokusu ve etkisi ortaya çıkacaktır.

Başkasında beğendiğiniz bir parfümü vücudunuzda denemeden alma yanılgısına düşmeyin. Her insanın ten kimyası farklıdır.

Koku duyunuz günün ilerleyen saatlerinde keskinleşir. Parfüm almak için akşamüstlerini tercih edin.

Seçim yaparken kendi vücut kokunuzu tamamlayan kokuları tercih edin.

Yıl boyu tek kokuya bağımlı kalmayın: ısı farkları kokuların yoğunluğunu etkileyebilir.

Uyarı: Eğer ilk 3 denemenizde size uyan bir parfüm bulamadıysanız burnunuzun koku algılama kapasitesindeki kaybı tolare etmek için bir miktar kahve koklamanız çok faydalı olacaktır...

29 Ocak 2008 Salı

Parfüm Nasıl Kullanılmalı? ...


Nerelerde Ve Ne Şekilde Kullanmalıyız


Vücut
Parfümler kokularını yaymak için sıcaklık, hareket gibi faktörlere ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle parfüm sürmek açısından vücudun bazı bölgeleri ayrıcalıklıdır:
Sıcak ve nemli noktalar. Koltuk altları, göğüs araları, ense, kulak arkaları ve göbek.
Kanın fazla pompalandığı noktalar. Bilek içleri, şakaklar ve boyun. Hareketli noktalar. Dirsekler ve diz içleri.

Saçlar
Saçınızı parfümlemek istiyorsanız, öncelikle temiz olmalarına dikkat edin. Kokuların birbirine karışmaması için şampuanınızı kokusuz olanlar arasından seçin. Saçlarınız kısa ise saç diplerinize, uzun ise uçlarına sıkmanız yeterli olacaktır.
Küçük bir Öneri:
Saçınızı fırçalamadan önce fırçanıza biraz parfüm sıkın.

Giysiler
Parfümler pamuklu, yünlü gibi doğal lifle dokunmuş kumaşlarda çok kalıcıdır ve rahat yayılır. Sentetik liflerde yayılımı ve kalıcılığı azdır. Parfümün en kalıcı olduğu dokular ise kürkler ve muslin kumaştan yapılmış eşarplardır. Giysiler parfümlenebilir ama gelişigüzel değil:
- Parfümünüzü ceket ve mantoların astarlarına, etek ve elbiselerin etek baskılarına sıkın.
- Asla giysilerinizi farklı parfümler sıkmayın. Üst üste sıkılan parfümlerin molekülleri iyi bir karışım oluşturmaz ve kötü bir etki uyandırır.
- İpekli giysilerinize parfüm sıkmayın, kalıcı lekeler bırakır.
- Eğer parfümünüzü sık sık değiştiriyorsanız, sadece vücudunuzu parfümlemekle yetinin. Koku zaten giysilerinize de sinecektir.
- Mücevher ve özellikle incilerinizin yakınında parfüm kullanmayın: Parfümlerdeki alkol mücevherlerin parlaklığını yok eder ve incileri sarartabilir.
- Giysi dolabınızı parfümlemeyi unutmayın.

Küçük bir Öneri: İç çamaşırlarınızın bulunduğu dolap veya çekmeceye parfümünüzle nemlendirdiğiniz yünlü bir kumaş parçası koyun.

http://www.netevin.com/forum/showthread.php?t=12235&highlight=parf%FCm

spontane 1 8 (4 8 15 16 23 42)

Keşke bir arkadaşım olsa; beraber yesek içsek saatlerce konuşsak sıkılmasak birbirimizden kendimizden, geyiğin allahını yapsak, beraber ağlasak beraber gülsek, aynı yatakta beklide ayuşlu bayuşlu uyuyabilsek, o yapsa ben yesem ben yapsam fırında tavuk o yese, makarnanın suyunu o koysa makarnasını ben çayın suyunu koysam o demlese, dinlendirse sora koysa bardaklara, gözü benim bardağımda veya benimki onun bardağında olsa boşalınca heyecanlanıp sormadan bile koşup doldursak… Duruma göre şekeri bile karıştırılabilinir…
Beni gördüğünde yüzü gülse, ağzı yırtılsa, derdi olduğunda bana gelse,beraber dertlensek bazen bütün derdimiz ne olacak bu memleketin hali olsa… 4 8 15 16 23 42

spontane...

Bazen bu akıl fazla geliyor insana kullanılmayan her şey gibi…
Bir hayat var ve yaşamak için çok kısa…
Belki hayat sadece yaşanmalı, bişiler düşünmeden sadece yaşamalı çünkü hayat zaten yaşanmak için var gibi…
ne yapsak diye düşünürken sürekli kaçırıyor muyuz acaba gerçek espriyi?
Beklide bir karar vermeli ve ona doğru yürümeli…
Beklide hayat yüzme gibidir; sadece yapmak en iyisidir. Fazla düşününce boğulacak gibi oluyoruz beklide bu yüzden boğuluyoruzdur… belki boğulmak deriliğin bir yan etkisidir…
Camiye gittim dua ettim diyebilmeli beklide insan veya halam gelmiş çok özlemiştim çok ağladım…
Veya ellerimizi açıp sana geldim ne desem bilemiyorum ama sen beni bilirsin ben birşey söylemesem de birşey yapmasam da beni anlarsın ellerim açık diz çöküyorum huzurunda, önünde,…
Seni düşündüm bütün gece…

I you he she it


depresyon


tolstoy'a depresyon nedir diye sormuşlar. o da
"şu anda karşıma bir cin çıksa ve dile benden ne dilersen dese, dileyecek hiçbir şeyim yok!"demiş.*

depresyon

depresyondan kurtulmak icin;
lütfen bunları yapmayın:
geçmişe takılıp kalmayın, deriiiiin deriiiin düşünmeyin.
kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın.
felaket senaryoları üretmeyin.
söylenmemiş sözlerle uğraşmayın.
kendinizi reddetmeyin, olduğunuz gibi kabul etmeye ve geliştirmeye çalışın.
vazgeçmek ve pasif kalmak faydasızıdr.
kendinizi herşeyden izole ederek hayattan mahrum hale gelmemeye çalışın.


depresyondan kurtulmak icin;
lütfen bunları yapın:
alkolden kaçının.
fiziki egzersiz ve spor yapın.
gevşeme yöntemleri öğrenin ve uygulayın.
gerçekleri duygulardan, inançları gerçeklerden ayırın.
kendinizi aşın.
eğlenceye ve tatile yeterince zaman ayırın.
amaçlarınızı belirginleştirin.
her insanın yardıma ihtiyacı olabileceğini düşünerek yardım almaktan çekinmeyin.
depresyondan, atılan küçük adımlarla çıkıldığını unutmayın.

Dear my friend Kanka...

Hi, how are you? I hope you are fine.
I am writing to you because I want to surprise for my wife. Therefore; I will have a holiday and good practice speaking English in Kent, England. But, I need an invitation letter from you.
Please write me. About this. As soon as possible.
Thank you very much for your help.
Arkideşin Umberto



Not: İngilizce kursunda ödevimdi silemeye kıyamadım...

BAT DÜNYA BAT












Ah dünya, yalan dünya.
Senin adaletin var mı dünya.
Nasılda bakarsın bizlere tepeden,
Umarsız..!
sen böyle olmasan,
inan çıkarmazdım tırnaklarımı bu kadar sana



Nedir alıp veremediğin bizden..
Biz ne yaptık sana..?
Bak milyon yıldır hayattasın!
bizim zamanımız az,
ne seninle savaşacak,
ne de yaşayabilecek vaktimiz var…
Ne olur düş artık yakamızdan
Bizim derdimiz bize yeter,
Bat dünya bat…
İki gözün kör olsun, milli piyango bileti sat..!!

değişim...



Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.(bilmem kim) insan sürekli bir değişim içerisinde, bunun sonucunda sürekli farklılaşmaktadır bu nedenle heran az öncekine göre farklı bir insan olmakta farklı kararlar vermekte olaylara farklı açılardan bakmakta. Bunu sonucu olarak zaman doğrusu üzerinde gerilerde hatta zaman zaman ilerideki kendisi ile çatışmakta yabancılaşmaktadır…
Ayni Nehirde İki Kere Yikanilmaz !..!
ali poyrazoglu’ndan
"şunları bir araya toplayayım, bir güzel muhabbet edelim, diye düşündüm.
mutfak işinden de anlarım..
donattım sofrayı..
bayağı uğraştım..
hepsinin ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim..
bayağı da para gitti.
birinin yediğini öbürü yemez..
ötekinin içtiğini beriki içmez..
dört kişilik sofra kurdum.
mumları da yaktim..
bak hepsi erick satie severdi..
hatırladım..
müziği de ayarladim..
geldiler..
20 yaşımda ben, 35 yaşında ben,
40 yaşımda ben ve bugünkü ben
dördümüz birden yirmi yaşımı,
otuzbeş yaşımın karşısına oturttum.
kırk yaşımın karşısına da ben gectim..
yirmi yaşım, otuzbeş yaşımı tutucu buldu..
kırk yaşım, ikisinin de salak oldugunu söyledi..
yatıştırayım dedim..
"sen karış moruk" dediler..
büyük hır çıktı.
komşular alttan üstten duvarlara vurdular..
yirmi yaşım kırk yaşıma bardak atti..
evin de içine ettiler..
bende kabahat.
ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine..."


Evlendikten sonra dikkat edeceklerim

Evlilik tüzel kişiliğinin bizi ele geçirmesine engel olacağım.
Dikkatli ve dengeli besleneceğim… Daha hafif yemekler yemeye özen göstereceğim, özellikle akşam yemeklerine dikkat edeceğim.
Ota-b.ka laf etmeyeceğim, problem çıkarmayacağım. Daha dingin ve sakin olmaya çalışacağım…
Düzenli spor yapacağım…
Daha fazla kitap okuyup daha az televizyon seyredeceğim…
Giyimime dikkat edeceğim.
İngilizceyi rahat hale getireceğim…
Daha çalışkan olacağım.

27 Ocak 2008 Pazar

Yangın heryerde yakar insanın içini, ağaçlar dünyanın değeri...




Aslında bun bu yazıyı yazmış bitirmiştim, resimleri ekliyordum ki; eşim yanıma oturmak istedi bende taslağı okumanı istemiyorum deyince oda bir hırsla kalktı gitti ki onunla beraber her şeyde gitti nerdeyse, nasıl bişi olduysa artık birden bütün yazılar gitti… Hakkaten kadından korkmayanı Allah taş etcek herhalde…
Blog yazılan bu arabirim herhalde biraz dandik ;)) gerçi kendi havasında taslak kaydediliyor falan diyor ama baktığımda taslak boş kaydedilmişmişmişmiş.... :))
Diyordum ki geçenlerde fatoş sağolsun daha arabayı çarpmamışken -herhalde hala kızgınım yazının kaybolmasına- sanırım radyo odtu'ydu. Radyoda Yunanistan’daki yangında ülkedeki ormanların yani ülkenin üçte birinin yandığını söylediğinde çok üzülmüştüm. Herhalde ağlasaydım eğer, duyduğumda ağlardım. İçim sızladı. Üzüldüm. Ormanın yeri olmuyor, dünyanın ortak değeri…
Bir ağaç hele de bir orman ağacı; tek derdi gökyüzüdür, öylesine çıkar yukarılara, duruşunda vardır her şeyi bildiğinin havası… sen ne yapsan olmaz… en iyisi yaslanmaktır ağaca ve hissetmektir doğayı, insanı rahatlatır nefesini açar, içindeki o modern hayatın kaynayan kazanını serinletir, ferahlatır, içini soğutur…
Yazıyı yazmaya başlayınca google’de arattım ama pek bişi çıkmadı …

24 Ocak 2008 Perşembe

ebow

Amerikadan İlginç Yasaklar ...

ARIZONA
• Bir kaktüs kesmenin cezası 25 yıla kadar hapis.
• Eşeklerin küvette uyuması yasak.
• Kırmızı bir maske ile işlenen hafif bir suç "ağır suç" sayılıyor.
• Globe kentinde bir Kızılderili ile sokakta iskambil oynamak yasak.
• Hayden'da, tavşanları ve kurbağaları rahatsız edenler, para cezasına çarptırılıyor.
• Maricopa ilçesinde bir evde 6'dan fazla kadın yaşayamıyor.
• Mohave ilçesinde, çorba çalarken yakalanmanın cezası, çorbayı hırsızın başından aşağı dökmek.

CALIFORNIA
• Hiçbir motorlu taşıt, sürücüsü yokken saatte 75 km'den fazla sürat yapamaz.
• Hareket halindeki bir motorlu araçtan hayvanlara ateş açmak yasak. Bu yasanın tek istisnası balinalar.
• Arcdia kentinde, tavuskuşlarının yolda geçiş üstünlüğü var. Baldwin Park'ta havuzda bisiklet kullanmak yasak.
• Los Angeles'ta, bir erkeğin eşini 5 cm'den daha kalın bir kemerle dövmesi yasak.
• Riverside'da, 11.00 - 13.00 saatleri arasında sefertasıyla sokakta yürümek yasak. San Francisco'da Market Caddesi'nde dolaşmak fillere yasak.

ILLINOIS
• Chicago'da ise bir nükleer bomba patlatmanın cezası sadece 500 dolar.
• Ontario'da, horozların kent sınırları dahilinde ötmeleri yasak.

COLORADO
• İçki satan yerlerin gıda maddesi, gıda maddesi satan yerlerin de içki satması yasak.
• Denver kentinde, komşuya elektrik süpürgesini ödünç vermek yasak. Kentte, farelere kötü davranmak da yasak.

CONNECTICUT
• Bisikletle saatte 90 km'den fazla sürat yapmak yasak.
• New Britain kentinde, yangına bile gitse, itfaiye arabaları saatte 40 km'den fazla sürat yapamazlar.
• Hartford'da, bir kimsenin ellerinin üstünde karşıdan karşıya geçmesi yasak.

FLORIDA
• Kuaföre giden kadınların saç kurutma makinesindeyken uyumaları yasak.
• At hırsızlığının cezası idam.

GEORGIA
• Adli tıpta ya da bir cesedin yanında küfür etmek yasak.
• Atlanta'da, bir zürafayı telefon direğine bağlamak yasak.
• Gainesville'de, tavuğu mutlaka elinizle yemek zorundasınız.

WYOMING
• Haziran ayında bir tavşanın fotoğrafını çekmek yasak.
• Cheyenne kentinde, çarşamba günleri duş almak yasak.

GÜNEY DAKOTA
• Bir beyaz, kendi evinde ya da arazisinde beşten fazla Kızılderili görürse, öldürebilir. Kızılderililer "saldırgan taraf" kabul ediliyor.
• Eyalet sınırları içindeki peynir fabrikalarında uyumak yasak.
• Spearfish kentinde 3 Kızılderili'yi sokakta vurmak serbest

TEXAS
• Bir başkasının ineğinin sütünü içmek yasak.
• Ayakta bira içerken bardak en fazla üç kez yudumlanabiliyor. Dördüncü yudum yasak; içmek için oturmak gerekiyor.
• Britannica Ansiklopedisi eyalet genelinde yasak. Çünkü içinde nasıl bira yapıldığı tarif ediliyor.
• Bir otelin ikinci katından mandalara ateş etmek yasak.
• San Antonio'da sığır hırsızlığının cezası, hırsızı çaldığı yerde asmak.

MARYLAND
• Bir aslanı sinemaya götürmek yasak.
• Ocean City'de, yüzerken yemek yemek yasak.

MISSISSIPPI
• Davar çalmanın cezası asılmak.

MONTANA
• Yedi ya da daha fazla Kızılderili'yi bir arada görürseniz vicdan azabı çekmeden ve yasayı da arkanıza alarak öldürebilirsiniz.
• Bir kadının eşine ait bir mektubu açması ağır suç.

NEBRASKA
• Çocukların kilisede geğirmesi yasak.
• Bar sahipleri çorba bulundurmak zorunda. Aksi takdirde bira satmaları yasak.
• Waterloo kentinde berberlerin 07.00 - 19.00 arası soğan yemeleri yasak.

NEVADA
• Size ait bir mekanda köpeğinize ateş açan birini anında asma hakkınız var.
• Karayoluna deveyle çıkmak yasak..

KUZEY CAROLINA
• Fillerin pamuk tarlalarına girmesi yasak.
OHIO
• Balıkları sarhoş etmek yasak.
• Clinton İlçesi'nde, kamuya ait bir binaya yaslanmak yasak.
• Paulding'de polis köpeklerinin ısırma hakkı var.
• Strongville'de, Studs Trekel'in "Catch 22" adlı kitabı yasak.
• Youngstown'da yolda arabanın benzininin bitmesi yasak. Suç işlemiş sayılıyorsunuz.

OREGON
• Konserve mısır sadece balık oltasında yem olarak kullanılabilir.
• Marlon'da, din adamlarının ayinden önce soğan ve sarımsak yemeleri yasak.
• Salem'de kadınlara güreş yasak.

UTAH
• Bir atın üzerinden balık tutmak yasak.
• Kişi, nükleer silah bulundurabilir ama patlatamaz.
• Bütün karayollarında kuşlara geçiş üstünlüğü var.
• Bir insan 50 yaşını geçtikten sonra kuzeniyle evlenebilir.
• Salt Lake City'de içinde keman bulunan bir torbayla yürümek yasak.

VIRGINIA
• Bir insanın mahkeme binasının merdivenlerinde, karısını akşam 8'den önce dövmesi yasak.

WISCONSIN
• Racine'de, uyuyan bir itfaiye memurunu uyandırmak yasak

Biliyor muyuz?...






Hapşırdığınız Zaman Kalbinizde Dahil Olmak Üzere Bütün Vücut Fonksiyonlarınız Bir An İçin Durur.

İnsan Elinde; En Yavaş Uzayan Tırnak Baş Parmağınki, En Hızlı Uzayan Tırnak İse Orta Parmağınkidir.

Eiffel Kulesinin Tepesine Çıkana Kadar 1792 Basamak Vardır.

İnsan Saçı 3 Kilo Ağırlık Kaldırabilecek Esnekliktedir.

Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.

Yataktan Düşerek Ölme Olasılığı 2 Milyonda 1'dir.

İnsanlar Vücutlarında 300 Adet Kemikle Doğuyorlar Ama Yetişkin Olduklarında Bu Sayı 206'ya Düşüyor.

Bir Karınca Kendi Ağırlığının 50 Katı Ağırlığı Kaldırabilir.

Filler Zıplayamayan Tek Memelilerdir.

Zürafaların Ses Telleri Yoktur.

Zürafalar 35 Cm Uzunluğunda Siyah Bir Dile Sahiptirler.

Kangurular Geri Geri Yürüyemezler.

Kelebekler Ayaklarıyla Tat Alırlar.

Kadınlar Erkeklere Oranla 2 Kat Fazla Göz Kırpar.

İnsan Vücudundaki En Güçlü Kas Dildir.

Gözleri Açık Tutarak Hapşırmak İmkansızdır.

Hapşururken Burnu yada Ağızı Kapamak, Felçe Neden Oluyor.

Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.

Degerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.

Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.

Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.

Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.

Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.

Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladir.

Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.

Bir devekuşunun gözu beyninden büyüktür.

İnek sütünün pH degeri 6'dır.

Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarinin büyüklüğüne eşittir.

Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.

Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.

Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.

Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.

İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmaginki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.

Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.

Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir.

Kanada, Kızılderili dilinde "buyuk koy" anlamina gelmektedir.

İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.

Avustralya'daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.

ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin ücte biri ya hapiste ya da gözaltinda tutulmaktadır.

Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini tiraş olmak için harcar.

Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.

Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.

Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.

İnsan saçı, üç kilo ağırlik kaldırabilecek esnekliktedir.

Gunumuzde, evlenenlerin yuzde ellisi bo$anmaktadir.

Beethoven beste yapmadan once kafasini soguk suya sokardi.

Her 25 ki$iden biri astim hastasidir.

Dunyadaki hayvanlarin yuzde sekseni alti ayaklidir.

Uranus, ciplak gozle gorulebilen bir gezegendir.

Kaptan Cook, Antarktika haric butun kitalara ayak basan ilk insandir.

Guni$igindan daha fazla yararlanmak icin saat uygulamasini Benjamin Franklin ba$latmi$tir.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe cokmesi bir saatten uzun surer.

Bugune kadar olculmu$ en buyuk buz dagi, 200 mil uzunlugunda ve 60 mil geni$ligindedir ve Belcika'dan daha buyuk bir yuzolcumune sahiptir.

Bugune kadar kaydedilmi$ en buyuk dalga, 1971 yilinda Japonya'nin ishigaki Adasi'nda 85 metre yuksekligine ula$mi$tir.

Acik bir gecede, ciplak gozle iki bin ayri yildizi gormek mumkundur.

Sahra colundeki Tidikelt kasabasina on yil boyunca hic yagmur yagmami$tir.

Ba$kan John F. Kenndy, yirmi dakikada dort gazete okuyabilirdi.

Mumyalarin ayak parmaklari tek tek sarilarak mumyalanmi$tir.

Dunyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almi$ti.1878 yilinin $ubat ayinda Connecticut New Haven'da yayimlanmi$ti.

Yataktan du$erek olme olasiligi iki milyonda birdir.

Ünlu cizgi film kahramani Temel Reis, 1919 yilinda Elzie Crisler Segar tarafindan yaratildi.

İlk cama$ir makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. Tarafindan pazarlandi.

Kita isimlerinin hepsi ayni harfle ba$layip ayni harfle biter.

Herhangi bir okyanusun en uzak oldugu nokta cin'dir.

Ki$ aylarinda, Moskova'daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alani kaplar.

Rusya'da dogudan batiya dogru seyahat edilirse, yedi saat ku$agi gecilir.

Norvec'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gunduz gune$li gecer.

Sadece di$i sivrisinekler isirir.

Dunyada her dakika iki tane du$uk $iddette deprem olmaktadir.

Hindistan'daki yillik dogum sayisi, Avustralya'nin toplam nufusundan fazladir.

Rusya'nin dortte biri ormanlarla kaplidir.

Tarih boyunca yeryuzunde bulunan altin 200 kat daha fazlasi okyanuslarda bulunmaktadir.

Kopeklerin ter bezleri ayaklarindadir.

Yazar Rudyard Kipling sadece siyah murekkep kullanirdi.

Mickey Mouse'dan once en me$hur cizgi film kahramani Felix The Cat'di.

Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hic kimsenin sigara icmesine izin vermezdi.

Salataligin yuzde 96'si sudur.

Bir kilo limonda bir kilo cilekten daha fazla $eker vardir.

Peru'da hic umumi tuvalet yoktur.

Timsahlar renk korudur.

Yarim kilo bal yapabilmek icin arilar iki milyondan fazla cicekten bitki ozu toplamak zorundadirlar.

Sadece di$i kanaryalar otebilir.

Tarantulalar iki bucuk yil yiyeceksiz ya$ayabilirler.

Havuca rengini karoten verir.

İnciler sirkede erir.

Venus saat yonunde donen tek gezegendir.

İnternetin yillik buyume yuzdesi 314.000'dir.

Rodin'in unlu 'Du$unen Adam' heykeli aslinda İtalyan $air Dante'nin portresidir.

En fazla asfaltli yola sahip ulke Fransa'dir.

Sihirli sozcuk 'abrakadabra' ilk olarak yuksek ate$li hastalarin ate$lerini du$urmek icin soylenmi$ti.

Marilyn Monroe'nun alti ayak parmagi vardi.

Albert Einstein dokuz ya$ina kadar duzgun konu$amami$ti.

Her iki taraf da kan bagi$inda bulunursa, Paraguay'da duello yapmak yasaldir.

Eiffel Kulesi'nin tepesine cikana kadar 1792 basamak vardir.

Hindistan`da oyun kagitlari yuvarlaktir.

Cocuklar baharda daha fazla buyuyor.

Odemeli telefon konusmalarinin cogu babalar gununde ediliyor.

Ortalama bir pire, kendi buyuklugunun 150 katiyukseklige ziplayabiliyor.Bu orani tutturmak icin bir insanin yaklasik 30 metre ziplamasi gerekli.

Eger barbie gercekten yasasaydi vucut olculeri 97-72 82 cm olacakti.

insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetiskin olduklarinda bu sayi 206 ya dusuyor.

Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor.

Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz.

Kelebekler ayaklariyla tat alirlar.

Sari$inlarin esmerlere gore daha fazla saci vardir.

Yillara gore ortalama alindiginda , her sene esekler tarafindan oldurulen insan sayisi ucak kazalarinda olenlerin sayisindan dahafazla.

Kadinlar erkeklere oranla iki kat fazla goz kirpar.

insan vucudundaki en guclu kas dildir.

Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir.

insanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanirlar.

Filler ziplayamayan tek memelidir.

Elektrikli sandalye bir disci tarafindan icat edilmistir.

Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir.

Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltilarda hertepsiden bir zeytini kaldirarak 1987 yilinda 40 bin dolar kar etmistir.

Yetiskin bir ayi, bir at kadar hizli kosabilir.

Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir.

Fareler kusamaz.

Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak uzere butun vucut fonksiyonlariniz bir an icin durur.

Tom sawyer daktiloda yazilan ilk romandir.

Hamambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hicbir degisime ugramamislardir.

Gozlerimiz hicbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizin buyumesi asla sona ermez.

Kediler ultrason seslerini duyarlar.

Zurafalarin ses telleri yoktur.

Bir hamambocegi kafasi koptuktan sonra acliktan olmeden dokuz gun yasayabiliyor.

ingiltere`deki butun kugular kralicenin malidir.

Kutup ayilari solaktir.

Amerika`da satisa sunulan ilk cd, bruce springsteen`in "born in theusa" albumudur.

Bir karinca kendi agirliginin elli kati agirligi kaldirabilir.

Timsahlar dillerini disari cikaramazlar.

Zurafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir.

Yunuslar bir gozleri acik uyurlar.

Kangurular geri geri yuruyemezler.

Zebralar beyaz uzerine siyah cizgilidir.

Dunyanin bir numarali domuz ureticisi ve tuketicisi cinliler.

Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg.

Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor=.

18 subat 1979 yilinda sahra colune kar yagmisti.

İnsanlar yasamlari boyunca alti filin agirligina esit miktarda yiyecek tuketiyorlar.

Dunyanin en buyuk seker ihracatcisi kuba`dir.

Eskimo dilinde kar yagislarinin farklarini tarif etmek icin kullanilan yirmiden fazla sozcuk vardir.

En yakin olduklari noktada, rusya ve amerika`nin birbirlerine uzakliklari dort km `den daha azdir.

Mexico city her sene 25 cm kadar batiyor.

Buckingham sarayi`nda 602 oda bulunuyor.

Yeni zelanda, dunyadaki her turlu iklimin yasandigi tek ulke.

Peru `da hic umumi tuvalet yoktur.

Newton, yer cekimi kanununu fark ettigi zaman 23 yasindaydi.

Dunyada insan basina dusen karinca sayisi bir milyon.

Sag elini kullanan insanlar sol elini kullananlara gore ortalama dokuzyil daha fazla yasiyorlar.

Bir big mac hamburgerin ekmeginde ortalama 178 adet susam bulunuyor.

Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar.

Central park`ta yuzmek yasalara aykiridir.

Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.

Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimleri yakarak isinirdi.

Suudi arabistan`da hic irmak yoktur.

Monakonun ulusal orkestrasi ordusundan daha genis bir kadroya sahiptir.

Zurafalar yuzemez.

Ortalama olarak, amerika`da gunde uc adet cinsiyet degistirme operasyonu gerceklesmektedir.

İnsan beyninin % 80`i sudur.

Amerika`da her saat 40 kisi kanserden hayatini kaybediyor.

Bir kromozom bir genden daha buyuktur.

ileri dogru bir adim atildiginda, insan vucudundaki 54 kas calisir.

insan beyninin ortalama agirligi 1.3kg`dir.

Birinin yuzunu hatirlamak icin beynin sag tarafi kullanilir.

Ortalama bir insan hayati boyunca iki yilini telefonda konusarak harciyor.

Ortalama bir buzdaginin agirligi 20 milyon ton.

New york bir zamanlar amsterdam`di.

Virginia woolf kitaplarinin cogunu ayakta yazmistir.

Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimler yakarak isinirdi.

Sigirlarin dort tane midesi vardir.

Zurafalar yuzemez.Yuzse bile kesin bogulur

Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir.

Dollenmeden sonra cocugun boyu 5 milyon kat buyur...

Yetiskin bir insan gunde ortalama olarak 23 bin kez nefes alir.

Kaslari yukari kaldirmak icin 30 kasi harekete gecirmek gerekiyor.

Erkekler kadinlara gore on kat daha fazla renk koru oluyorlar.

Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir

Penguen yuzebilen ama ucamayan tek kustur.

Sineklerin bes gozu vardir.

Baykus mavi rengi gorebilen tek kustur

Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg

Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.

Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.

Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.

Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya'nın ishigaki Adası'nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.

Acık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.

Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.

Başkan John F. Kennedy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.

Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.

Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven'da yayımlanmıştı.

Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.

Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından yaratıldı.

İlk çamaşır makinesi 1907 yılında Hurley Machine Co. tarafından pazarlandı.

Keops piramidi
________________________________________
Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin 12 ton ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunuunu, Günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yil süreceğini,

Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu,

Yüksekliğinin (164 m.) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığını verdiğini,

Taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini,

Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını,

Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldğında arıtılmış olarak bulunduğunu,

Piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini,

Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini,

Çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını,

Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,

Piramidin içinin göreli olarak yazın soğuk, kisin sıcak olduğunu,

Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğuu ve tahta çıktığı günler olduğunu,
__________________

* Dünya Televizyonlarında prime time'da gösterilen ilk çizgi film Tas Devriydi.

* Coca Cola piyasaya ilk cıktığiında yesil renkteydi.

* Ünlü aile oyunu borsa için Amerikan Merkez Bankasından daha cok para basılıyor.

* Erkekler daha küçük yazılmıs yazıları adınlardan daha iyi okuyor.

* Kadınlar erkeklerden daha iyi duyuyor.

* Zeki insanın saçında daha fazla cinko ve bakır bulunuyor. Dolayısıyla daha parlak oluyor.

* Dünyanın en genç ailesi 1910'da Çin'de kuruldu Erkek 8 Kız 9 yasındaydı.

* Katoliklerin lideri Papa'nın en genci 11 yasındaydı.

* Daktiloyla yazılan ilk roman Tom Sawyer'dır.

* Aralıkta diger aylardan daha fazla gebe kalınıyor.

* ABD'de bir yıl içinde sadece 2 gün profosyonel spor karsılasması oynanmıyor.

* İskambil kartlarındaki her 'Rua tarihteki bir kralı temsil ediyor.

Macaavid, Kupa:Sarlman, Sinek: Iskender, Karo:Sezar

* Kurşun Gecirmez yelegi, yangın cıkısını, cam silecegini, lazer yazıcıyı kadınlar icad etti. Yaaa, eminim bunu bilmiyordunuz...

* Bozulmayan tek gıda maddesi baldır.

* Amerika'nın %38'i Afrika'nın %28'i bakir.

* Kapadokya'nin Güzel Atlar Diyari anlamina geldigini...























...

kadınları etkilemenin yolları...

Bazı erkekler ne yaparsa yapsın, kadınları etkilemeyi başaramaz. Oysaki kadınları etkilemek çok da zor değil...
İşte kadınları etkileme tüyoları...

• Klasik kurallar

• Ona çiçek alın.

• Parfüm alın.

• Size çıkar sağlamayan sürpriz bir hediye bulun.

• Onun için para harcayın.

• Ona yılbaşı ve doğum günü hediyesi almak için zaman harcayın.

• Yeni arabanızı kullanmasına izin verin.

Evrensel tüyolar

• Akıllı olun.

• Onu akıllı hissettirin.

• Arkadaşlığından zevk aldığınızı gösterin.

• Hasta olduğunda onu nazlandırın.

• Geç kalacağınız zaman telefon edin.

• Asla surat asmayın.

• Dürüst olun.

• Onun işiyle gerçekten ilgilenin.

• Daha önceki konuşmalarda ne söylediğini mutlaka ama mutlaka hatırlayın.

• Gardırobunuzu budamasına izin verin.

• Kendi gömleklerinizi kendiniz ütüleyin.

• Temizliğin çok önemli olduğunu bilin.

Bunları yapmayın

• Sekreterinizi kız arkadaşınıza hediye almak için görevlendirmeyin.

• Bir kızla restorana gittiğinizde sakın bez peçeteyle burnunuzu silmeyin.

• Yemek yerken ağzınızı şapırdatmayın.

• Yeni kız arkadaşınız ile eski sevgilinizin de olduğu bara gitmeyin.

• Birayı kutudan içmeyin.

• Yanında burun karıştırmayın, sümkürmeyin ve burnunuzu çekmeyin.

• Kadınların ütü yapmaktan hoşlandığı fikrine kapılmayın.

• Eğer siz başlatmışsanız kavgayı kaybedin.

• Yalan söylemeyin.

• Asla ne yapması gerektiğini söylemeyin. İma bile etmeyin.

• Çıplak olduğunda vücudunu övün. Kendine güvenini kazandırın.

• Giyinik olduğunda da vücudunu övün. Kadınlar buna bayılır.

• Güzel koktuğunu söyleyin.

• Onunla olmadığınız zamanlarda da onu düşündüğünü söyleyin

22 Ocak 2008 Salı

Kadınlar neden bilgisayara benzer:))

1. İkisi de elektrik almak ister..

2. İkisi de hiçbir şey yapmıyormuş gibi gözükse de arka planda kullanıcıdan habersiz bir çok iş yürütür..
3. İkisinde de ne kadar çok paranız varsa o kadar iyi “donanım”lısına sahip olursunuz.
4. İkisinin de durup dururken niye bozulduğunu anlayamazsınız.
5. İkisi de alışkanlık yapar
6. Verim almak için ikisine de nazik davranmak gerekir.
7. Ne kadar iyisini alırsanız alın 2-3 sene sonra daha iyisi çıkacağı için değiştirmek istersiniz.
8. İkisi de erkekler için olmazsa olmaz severiz yani…
9. İkisini de ne kadar iyi kullanırsan kullan sonunda saç baş yolduran cinslerdir.
10. İkisi de belirli aralıklarda error verir.
11. İkisi de hassastır sağı solu pek belli olmaz bir hard disc yakar diğerinin migreni tutar.
12. İkisi de bozulduğunda hiçbir dediğinizi yapmaz13. İkisinin de başkaları tarafından kullanılması istenmez.
14. Ve en önemlisi ikisinin de hafızası çok güçlüdür hiçbir şeyi unutmaz. O yüzden dikkat etmek gerekir.

20 Ocak 2008 Pazar

iki taş

seninle durgun bir suda
oylece ve yan yana
iki renkli tas gibi
durmak istiyorum
iki tas
sonsuz okyanusda
gel gitlerle
islanip kuruyan
yosun baglayan
ellenip birakilan
ama
aralarinda hep bir bag olan
iki tas
E.A.

Not nette gezzerken ki sanırım gaykedinin linklerinden ulaştım "aylak madam"da bir şiir buldum
hakkaten iki taş
http://aylakkmadam.blogspot.com/search/label/ashk

GayKedi


aslında blog işini bırakmış dikkatimi farklı şeylere vermeye başlamıştım. Zaten bolgculuga da eşimin başarısı üzerine başlamış belki bir şekilde kendimi ifade edebilrim die heyecanlanmıştım. Fakat olmadı düşündüğüm gibi hareketlenme gerçekleşmedi gerçi bu işlerinde bir lobisi bir raconu varmış ve fakat ben bunların hakkını veremeyince bir müddet sonra benim blog kendi not defterim halini aldı daha önceleri biriktirdiğim şeyleri ekledim kullandığım linkleri falan veya anlatmak/kaleme almak istediğim şeyleri yazdım zaten trafikte yok en sonunda şifre koymuştum artık sayfaya zaten gelende internete sadece işteyken girerim eve gelince bilgisayarla alakalı şeylere pek dokunmam. uzak dururum. hanım kullanır evdeki interneti ve bilgisayarı...

işte bugun yine gezerken tekrar gaykedninin sayfasını okuyordu hanım ki birden dedi ki aaa gay kedi sana link vermiş şaşırdım hatırladım tabi gaykediyi ama linkini anlayamadım... neyse ben hertetikleme de bir hayır oldugunu düşünrüm genelde belkide bişiler olur ileride bu nedenle gaykedinin bu komplimanına bende sayfamı acarak ve unutmadan bir yazı yazarak cevap vermek istedim.

teşekkürler, iyilikler gaykedi...

15 Ekim 2007 Pazartesi

DAHA İYİ İNSAN İLİŞKİLERİ KURABİLMEK İÇİN...

Sosyal psikologların uzun yıllar sürdürdükleri çok sayıda araştırmanın sonucuna göre insanların birbirleriyle yüz yüze kurdukları ilişkilerde sözsüz mesajların etkisi %90 oranındadır. Sözsüz mesajlar jestler, göz ve baş hareketleri, beden duruşu, yüz ifadeleri, mesafe, temas gibi beden dili öğeleri ile ifade edilir. Bu mesajlar, düşmanlık, sıkıntı, güven, saldırganlık, hoşlanma ve benzeri, gerçek duygu ve tavırları yansıtmak konusunda, söylenen kelimelerden çok daha önemli rol oynarlar. Söze dökülmeyen bu mesajlar, özellikle diğer insanlar üzerinde yaratılan ilk izlenim sırasında son derece önemlidirler.

Giriş
BEDEN İÇ DÜNYAMIZIN ELDİVENİDİR
İnsanlar konuşarak anlaşmayı geliştirmeden önce, beden dilleriyle anlaşırlardı. Beden dili insanların ilk anlaşma aracı ve ilk dili olmuştur. Bedenlerinin dili aracılığıyla insanlar duygularını, düşüncelerini, isteklerini, ihtiyaçlarını ve ruhsal zenginliklerini başka insanlarla paylaşmışlardır.

Davranışımız İç Dünyamızı Etkiler
İnsanın merkezini kullanma biçimini ve temel beden duruş özelliğini tanımanın sağladığı en önemli yarar, yalnızca çevredeki kişileri doğru değerlendirmek değildir. Bu özelliklerin farkında olmak, kişinin kendi hayatında çok temel değişiklikler yapar.
İnsanlar büyük çoğunlukla içlerinden geldiği gibi davrandıklarını düşünürler. Oysa yakın zamanda yapılan araştırmalar, insanların hissettikleri gibi davranmaktan çok, davrandıkları gibi hissettiklerini ortaya koymuştur.

İletişim

İLETİŞİMİN ÖZELLİKLERİ
İletişim, duygu, düşünce ve bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır.
Etkileşimin olduğu her yerde iletişim ve iletişimin olduğu her yerde de etkileşim vardır. Bu iki olgu birbirlerinin vazgeçilmez parçalarıdır.
Etkileşim içerisinde olduğumuz nesneler de canlılar da, iletişim dünyamıza girerler. Nesneler iletişimimizde yer alan araçlardır, canlılar ise iletişimlerimizin hedefini oluştururlar.
İnsanlar arası iletişimler temel olarak duygu ve düşünce alışverişini yürütme düzenleridir. Burada ana öğe “anlatmak”tır. İletişimi kuran ve başlatan kişi kendisini, duygu ve düşünce dünyasını, ilişkilerini, ilişkilerinin kendisindeki karşılıklarını açıklamak ve karşıdakine iletmek ister. Kişilerin anlatma eylemlerinin iletişim açısından amacı “anlaşılmak”tır.

1- İletişimde İlk Dakika (Başlangıç) Önemlidir
Karşı karşıya gelen iki kişi arasındaki ilk etkileşim, iletişim sürecinin önemli bir belirleyicisidir. Bu etkiyi yaratan faktörler, karşılaşılan kişinin beden dilinden, kullandığı kelimelere ve kişinin taşıdığı bütün aksesuarlardan içinde bulunduğu fizik ortam nesnelerine kadar geniş bir dağılım gösterir. İşte bütün bu faktörlerin bileşkesi “algılayan kişinin” değerlerinde bir yer bulur ve o çerçeve içerisinde yorumlanır.

2- İletişim Bilgi Alışverişi Değildir
insanlararası iletişim sadece bir bilgi alışverişi değildir. Duygu ve düşüncelerin bir bilgi olarak aktarılmasındaki eylemler ve bu eylemlerin biçimi iletişimin özünü yapılandırır. Bu, iletişimin evrensel yönüdür. Bilgiyi veriş biçimi, bir başka deyişle, sözlerin bedendeki karşılıkları, iletişimi değerlendirmemizde ikinci önemli noktadır.

3- İletişim Kişiye Değil Kişiyle Yapılır
İletişimin başka bir kişiyle birlikte yapılandırılan bir süreçtir. İletişim, onu oluşturan bireylerden birinin aktif oluşu, diğerinin ise bu eylemi seyredişi ile kurulamaz. Eğer alıcı kişi hazır değilse, iletişim yolu tıkanır. Böyle bir ilişki; düşündüğümüz anlamda doğru ve sağlıklı bir anlama ve anlaşma doğurmaz.
Mesajları verenin duygu ve düşünceleri, iletişim sürecinin herhangi bir yerinde sözü edilen konunun tamamen dışındaki duygu ve düşüncelerle kesilebilir.
Kısacası iletişimden söz edebilmek için ortak bir platformda buluşmaya gerek vardır. Bu ortak platformda en az iki kişi, ortak paylaşım içinde iletişimi sürdürebilir. Yoksa kişilerden biri hattan çıkarsa iletişim sürdürülemez. İnsanların fizik varlıklarıyla aynı ortamda bir arada olmaları iletişim içinde oldukları anlamına gelmez. İletişim süreci mesajı veren ve alanların iletişimde aktif rol almalarıyla devam eder.

4- İletişim Bir Bütündür
İletişimi kelimeler, eller, gözler gibi bütünlüğünden soyutlayarak ve süreçteki bir kesite bakarak değerlendirmeye çalışmak bizi yanıltabilir. Sözsüz iletişim işaretlerini veya sözlü iletişim içeriğini tek tek değerlendirerek sonuçlara varmak yanıltıcı olabilir.

KÜLTÜR VE İLETİŞİM
“Ne hissettiğimi, ne dediğimi anla” anlamına gelen jest ve mimiklerimiz yakın arkadaşlarımız, sevgilimiz, eşimiz özellikle de çocuklarımızla olan iletişimimizde büyük yer tutar. İnsan en önce beden diliyle anlaşılmayı bekler. Bu durum istediğimizin yapılmadığı ve olumsuz bir duyguyu konuşmak istemediğimiz durumlarda daha belirginleşir. Özellikle yakın ilişki içinde olduğumuz kimselerle kurduğumuz iletişimde gözümüzün içine bakılmasını ve ne demek, ne yapmak istediğimizin anlaşılmasını bekleriz. Bu tür küçük işaretlerden çıkartılan anlamlar, ilişkinin olumlu veya olumsuz yönde gelişmesini belirlemek açısından büyük önem taşır.

Kültür Beden Dilini Etkiler
Farklı kültür gruplarına girdikçe sözsüz iletişim mesajlarının ayrıntılarını değerlendirmek zorlaşır. Grupların sessiz dillerini anlamak için önemli ölçüde bilgilenmeye ihtiyaç vardır. Bunun için o insanların kültürünü, ilişkilerini, iletişimlerini ve dünyaya bakışlarını tanımak gerekir. Kültür, tarih boyunca insanın doğayla ve insanla ortaya çıkmış problemlerinin ve zorlanmalarının çözüm biçimidir. Bu sebeple kültür geçmişe bağlı olmakla beraber, geleceğin problemlerinin çözümünde de önemli bir kolaylaştırıcı role sahiptir.

Bilginin Kaynağı
Bir sistem bilgi akışını geliştirdiği ve bu bilgileri işlediği ölçüde üstünlük kazanır. Dolayısıyla insan sahip olduğu karmaşık “bilgi İşleme” sistemiyle, bilgiyi diğer canlılardan daha farklı düzeyde alır ve değerlendirir.
Peki, o halde bilgi nedir? Her bilgi organizma için yeni bir uyaran mıdır? Bu sorunun cevabı hayırdır. Çünkü dış dünya çok farklı bilgilerle doludur. Bunların sadece bir bölümü bizim için gerçekten yenidir. Ne var ki çevremizdeki dünyadan sadece belirli uyaranları seçer ve duyu organlarımız yoluyla sadece bunları algılarız. Bu konuda son derece seçici davranırız ve dış dünyadaki sayısız bilgi arasından sadece ihtiyacımız olanları veya ihtiyacımız olacağına inandıklarımızı seçeriz.
Beden dilimizin bir bölümü mağarada yaşamış atalarımızdan miras kaldığı için, insanın doğa ile etkileşiminden kaynaklanır. Buna canlılığın temel bilgilerini oluşturan insanlığın ortak sessiz dili de denebilir. Bu dilin içinde dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan insan topluluklarındaki benzerlikler ve ortaklıklar vardır.

İNSAN-İNSANA İLETİŞİM
İletişim-mesajlarını biraz daha ayrıntılı incelersek, insanın kendi kültüründen kopmasının ne kadar zor olduğunu görürüz. İletişimde vericinin mesaja yüklediği anlam içinde, kendi kültürünün dünyayı algılayış biçimi ve o kişiye ait bireysel ihtiyaçlarını ifade biçimi, içinde yaşadığı ailenin ve toplumun değerleri ile etkiletişim içindedir.
İnsanın biyolojik temele dayanan evrensel kökeninin gelişimsel ortaklığı ile tekniğin sağladığı imkânlar birleşince iletişim biçimlerinin hızla değişeceği düşünülebilir. Bu yaklaşım bir ölçüde yüzeysel değişikliklerdir. Çünkü kültürün ana yapısını oluşturan zihinsel süreçler oldukça yavaş değişir.

BENZERLİĞİN SINIRLARI
Ayrı toplumlarda veya ayrı gruplar olarak yaşarken görünüşteki benzerlik, “aynı”lık zannedilir. Oysa birlikte yaşamaya başlayınca, kültürel farkların köklerinin sinir sistemine ve onun belirlediği dünyayı algılayış biçimine kazınmış olduğu görülür.
Etnik gruplar için, kendi iç değerlerine bağlı ve karışmamış bir topluluk içinde yaşamak, kozmopolit bir toplulukta yaşamaktan çok daha güçtür. Amerikan toplumunda Avrupa ülkelerine kıyasla daha rahat ve bağımsız yaşandığı duygusu buradan kaynaklanır.
Farklı kültürlerdeki insanlar, teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanırken ortak beden dilleri kullanırlar. Ortak yaşantı olarak öfke, sevinç veya şaşkınlık gibi duygular yaşanır. İşte ortak yaşanan bütün bu duygularda bile, bizim dışımızdaki kültüre ait olanı anlamayı zorlaştıran, bizden olanı daha kolay ve rahat anlaşılır yapan ayrıntılar bulunur.

İLETİŞİMDE YER ALAN SİSTEMLER
İletişim sisteminin ana yapılarını iletişimi başlatan kişi, anlam kodlama, mesaj, iletişim biçimi, gönderme becerileri, alıcı kişinin özellileri ve geri bildirim oluşturur.
İnsanlararası iletişim; kişilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak iletmek istedikleri duygu ve düşüncelerini aktardıkları bir süreçtir. İletişim sırasında aktarılan mesaj bireyin psiko-sosyal yaşantılardan oluşur.

I- VERİCİ KİŞİ
İletişim süreci içerisindeki kişilerden, iletişimi başlatan kişiye verici kişi denir. Verici; herhangi bir durumda diğer insanlara düşünce ve duygularını aktarma girişiminde bulunan kişidir. Vericinin, yoğun ve etkin bir iletişim kurabilmesi alıcının mümkün olduğu kadar çok duyusuna ulaşabilmesiyle gerçekleşir.
Vericinin, aktardığı duygu ve düşüncelerde o olay öncesindeki ihtiyaç ve beklentilerinin — geçmiş yaşantılarının — rolü çok önemlidir. Algı, çevreden gelen uyarıların toplanma, organize edilme, anlaşılma ve değerlendirme sürecidir.
Beyinde işlenen bu sinirsel enerji bir algı ürünü olarak ortaya çıkar. Algıyı oluşturan sürece de “algılama” denir. Duyu organları tarafından beyne iletilen duyular basittir. Oysa algıda işin içine geçmiş yaşantılar, ihtiyaçlar, değer sistemleri, inançlar ve ilgiler girer.
Kişi bu algıları doğrultusunda yaptığı değerlendirmeleri aktarma noktasına geldiğinde “verici kişi” olarak iletişimi başlatır. Bütün iletişimlerde anlamın kodlandığı bir mesaj, bunu gönderen bir verici ve mesajın kodunu açan bir veya birkaç alıcı vardır.

II- ALICI KİŞİ
İletişim sürecinin diğer ucunda yer alan alıcı kişi, bir dinleyici konumundadır. Bu rol zaman zaman değişikliğe uğradığı halde, mesaj akışında alıcı kişinin tutumu, iletişimin akışını belirleyen önemli bir etkendir.

III- ANLAMIN KODLANMASI
Anlamın kodlanmasında etkin olan üç temel faktör vardır. İlişkinin biçimi, ilişkinin bağlamı ve ilişkinin amaçları. Bunlar iletişimde yer alan kişilere ve iletişimin yapıldığı ortama bağlı olan faktörlerdir.
İlişkinin Biçimi: anlamı kodlama konusunda iletişim içindeki kişilerin temsil ettiği statü, roller ve durum önemli bir işleve sahiptir.
İlişkinin bağlamı: yer, zaman, yaş gibi faktörler de anlam kodunu etkileyen diğer özelliklerdir. Aynı şekilde iletişimin yeri ve zamanı, kodu her oluşturmamızda hem de açmamızda etkilidir.
İlişkinin Amaçları: olumlu iletişimde ve iletişimin etkin bir biçimde sürdürülmesinde ilişkinin amacı çok önemli bir rol oynar.

IV- MESAJ
Bir yaşantıya ait duygu ve düşüncenin kodlanarak sözlü, sözsüz veya yazılı bir anlatımla alıcı kişiye ulaşmasını sağlayan sembollere mesaj denir.
Mesaj alıcıya ait ne kadar çok duyu organına ulaşırsa, anlatım o ölçüde başarılı olur. Bu sebeple, görme, işitme, dokunma ve hatta koku ile ilgili faktörlerin iletişimde yer alması mesajın gücünü artırır.
Beden dilimiz, jestler, mimikler, oturuş, duruş gibi çeşitli tavırlarla kendini ortaya koyar, insanlararası iletişimde bireyin duruma ilişkin degerlendirmelerini taşıyan bu aracılara sözsüz mesajlarla taşınan bu anlatım biçimine de sözsüz iletişim denir.

Sözsüz Mesajlar
Sözsüz mesajlar insanın evrimsel gelşimindeki ilk anlatım biçimidir. Bunlarda insanın gelişim süreci içerisinde bazı degişikliklerlere ugramıştır. Beden dilinin bugünküişaretleri iki farklı kaynaktan gelir:
1- Bu kaynaklardan biri beden dilinde “birinci işaret sistemi” adı verilen gruptur. Birincil işaret sistemi,
Organizmanın en temel ihtiyaclarından kaynaklanan haz ve elem yaşantılarının ve bu yaşantılara bağlı olarak ortaya çıkan duygularının bedendeki sinyalleridir.
Beden diline ait birincil işaretleme sistemini oluşturan mesajlar insanlığın evrensel dilidir.
2- Beden dilini oluşturan diğer kaynagıda “ikincil işaret sistemi” denir. İnsanın evrensel gelşimiyle, beyinde yeni bir kabuk meydana gelmiş (neokorteks) ve bununla birlikte, dış dünyadaki objelerin, kelimelerle ifade edilen karşılıkları olmuştur. Bu kavramlar dış dünyaya yapıştırılmış ve yakıştırılmış olmaları nedeniyle de nesneden bağımsız ancak onu oluşturan kültüre bağımlıdırlar.
V- GÖNDERME BECERİLERİ
Mesajların sözlü, sözsüz veya yazılı olarak istenen ilişki biçimine uygun verilebilmesi, gönderme becerilerinin geliştirilmesi ile mümkündür. Bireyin mesaj gönderme becerisi yaşanılan sosyal ortam ve kişilik özellikleri ile şekillenir.
İletişimde, gönderme becerilerinin önemi, iletişimin yalnızca bazı bilgi ve mesajları söz ile ifade etmekten fazla, bir tutumlar bütünü olmasından kaynaklanır.
Bir iletişimin yapılandırılmasında ortalama olarak kelimeler % 10, ses tonu % 30 ve beden dili % 60 rol oynar.

Ses Tonu
Hatırladığımız sesler büyük çoğunlukla hoş olmayan seslerdir. Çünkü güzel bir ses ve doğru bir telaffuz, amacına ulaştığı için, fark edilmez. Ancak amacıyla uyuşmayan rahatsız edici bir ses, onu hemen fark etmemize sebep olur.

VI- GERİ BİLDİRİM
Çok yönlü bir süreç olan iletişim devamını etkileyen önemli bir başka özellik, alıcının mesajı çözüp değerlendirmesinden sonra yeni bir mesaj kodlaması ve geri bildirim (feed back) yapmasıdır.
Geri bildirimin kalitesi, iletişimin hem devamı hem de yönünü belirler.
En hızlı geri bildirim yüz yüze iletişimde olur. alıcı tarafından geri bildirim verilmemesi, iletişimi bozan ve engelleyen bir faktördür.

GENEL İLETİŞİM VE ODAK İLETŞİM
Mesajı veren kişi alan kişi arasındaki psikososyal ilişki, iletişim biçimini yapılandırır. Nicelige baglı olarak ortaya çıkan iletişim biçimleri genel iletişim ve odak iletişimdir. Niteliğe bağlı iletişim biçimleri ise açılımlı iletişim ve engelli iletişimdir.

Genel İletişim
Genel iletişim, merkez konumundaki kaynak kişinin (verici), duygu ve düşüncelerini yaygın ve geniş bir alıcı grubuna yöneltigi iletişim biçimidir.
Genel iletişim nesne aracılıgla olursa buna medyatik iletişim, doğrudan olursa yüz yüze iletişim denir.

Nesne Aracılığıyla Genel İletişim
Medyatik iletişim, Fransız reklâmcı j. Seguela tarafından, “toplum içinden çıkılması egemen bir paradoksu” olarak tanımlanmıştır. Gerçekten de iletişimde nesne aracılığı egemen oldukça toplumlardaki “bire bir iletişim” ler ve buna bağlı olarak iletişimler azalmaktadır.
Nesne aracılığıyla gerçekleştirilen iletişimlerde mesajlar, sözle, çizgiyle, yazıyla, bazen hepsi iç içe olmak üzere, çeşitli biçimlerde alıcılara sunulur. Mesajları televizyona, duvar panoların, gazete, dergi ve el ilanlarına farklı a4racılar taşır.

Yüz Yüze Genel İletişim
Genel iletişimlerin bir diğer şekli toplulukla yüz yüze kurulan iletişimdir. Bir miting, konferans veya toplantıda verici, inanç, düşünce ve duygularını, bulundukları ortak mekanda doğrudan dinleyicilere iletir.

Odak İletişim
Odak iletişim, duygu ve düşüncelerin, sözlü, sözsüz mesajlarla iki kişi arasında gidip gelmesidir.

Açılımlı İletişim
Açılımlı iletişim modelinde iletişim karşılıklı ilerler.

Engelli İletişim
Bazı durumlarda iletişimi başlatan kişi sadece “o durum “ a ilişkin duygu ve düşünceleri aktarmakla kalmayıp, bazı yan mesajları da ana mesajına eklemeye yönelebilir. Bu durumda alıcı kişi de mesajların bu engelleri ile ilgilene bilir veya o da ana konuya kendince bazı yan duygu ve düşüncelerini ekler.

Tıkanık İletişim
İletişimi başlatan kişinin verdiği mesajlar, karşıdaki kişi tarafından alınmak istendiğinde tıkanık iletişim başlar.

JEST VE MİMİKLER
Jestler ve mimikler diğer kişilere görsel sinyaller gönderen hareketlerdir. Bizim bir jestten söz edebilmemiz için yapılan hareketin bir başkası tarafından görülmesi ve yaşadığımız duygu ve düşünceyle ilgili bir bilginin karşımızdaki kişiye iletilmesi gereklidir. Aslında her bir jest, düşünce ve duygu ürünü olduğu için doğal olarak bu özellikleri barındırır.
Yüz kaslarının anlatım amaçlı kullanımı mimikleri; baş, el, kol, ayak,bacak ve bedenin kullanımı da jestleri oluşturur. Jest ve mimikler “esas” ve “ikincil” olarak ayrılır.
Esas jestlerle ikincil jestleri ayırt etmek için kendi kendimize şu soruyu sorabiliriz. “Eğer ben yalnız olsaydım bu hareketi yapacak mıydım?” Cevabınız “hayır” ise bu hareketimiz esas jesttir. Cevabımız evet ise hareketimiz kendiliğindendir ve ikincil jestler grubuna girer.

İKİNCİL JESTLER
İkincil jetlerin pek çoğu esas olarak sosyal değildir. Çünkü bunlar bedenin rahatı, kendiliğinden olan ihtiyaçları ile ilgili hareketlerdir.
Dikkat edilmesi gereken nokta dışa vurduğumuz duygularımızla ilgili işaretlerin gerçekten karşı tarafa iletmek istediklerimiz olup olmadığıdır. İkincil jestlerimizi bilinçli olarak anlamlandırıyor olsak da olmasak da, bu jestler bizle ilgili duyguların bir aktarımıdırlar.

ESAS JESTLER
Bu jestler yüzün, baş, el, kol, ayak, bacak ve bedenin, bir konuya açıklık kazandırmak için yaptığı hareketlerdir. Esas jestler; anlatım jestleri, sosyal jestler ve mimik jestleridir.

Anlatım Jestleri
Bu jestler insanın diğer hayvanlarla ortak olan biyolojik kökenli jestlerdir. Biyolojik kökenli jestlerimiz temel duyguların ifade edilmesine yarar ve esas olarak 6 tanedir. Kaslarımız altı temel duygunun ifadesinde, canlılığımızın başlang&# 305;cından bu yana bedenin yaşantı kurmak ve bedeni korumak için düzenlenmiştir.
Yapılan kültürlerarası çalışmalar bu temel anlatım jestlerinin bütün kültürlerde ortak olduğunu göstermiştir.

Sosyal Jestler ve Mimikler
Bunlar olması gereken ifadeyi yüze yerleştiren jestlerdir. Durum gereği, olduğumuzdan çok daha mutlu veya hissettiğimizden çok daha üzüntülü olan yüz ifademiz bir sosyal mimiktir.

Mimik Jestler
Bu jestler taklit ve tanımlama jestleridir. Bir objeyi veya bir hareketi mümkün olduğu kadar kusursuz olarak taklit etmek amacıyla yapılan jestlerdir. Bunlar olmakta olan bir olayın taklit edilerek aktarılması kadar, söz konusu yaşantıyı görmemiş bir kişinin anlayabilmesine de yardım eden jestlerdir. Mimik jestler, tiyatroya özgü jestler, şematik jestler, teknik ve kod jestlerdir.

Tiyatroya özgü jest ve mimikler: İzleyicileri hoşnut etmek için artistlerin kullandıkları jestlerdir.
Taklit jestler: Rüzgarın veya köpeğin sesinin taklidi gibi, bir insanın olmadığı veya olmayacağı bir şeyi taklit etmesidir.
Şematik jestler: kısaltma ve özetleme ile ilgili taklitler olup mimik jestlerinin bir başka türüdür. Bu jestle kişi bir durumun en göze çarpan özelliğini alıp sadece bununla o bütünü tanımlar. Bu jestler bir nesne veya bir durumu ifade etmek için kullanılır. Ateş etme hareketi, sigara olmadan sigara içme hareketi, olmayan bir bardakla su içen kişinin yaptığı hareket bu tür mimik jestlere örnektir.
Teknik ve Kod jestler: Belirli bir meslek grubunun kendi aralarında kullandıkları jestlerdir. Polisler, borsa memurları, krupiyeler gibi. Bu kişilerin anlatım için kullandıkları jestler birbirleri ve onlarla ilişkili olanların anladıkları teknik jestlerdir.



Yüz İfadeleri ve Baş Hareketleri
Yüz İfadeleri
İnsanlar genellikle duygu ve yüz ifadelerinin birbirleri ile doğrudan ilişkili olduğuna inanırlar. Ancak bilim adamları duygular ile bu duyguların yüzle ifadeleri arasındaki ilişkinin böylesine açık olmadığını düşünmüşler ve çeşitli araştırmalara yönelmişlerdir. Bu araştırmaların sonucunda kişiye ve sosyal yapıya ait bilinç ve bu bilincin oluşturduğu düşüncenin, insanın yüz ifadesini etkilediği ortaya konmuştur. İnsanın düşüncesi; duygu ve yüz ifadeleri arsındaki doğrudan bağlantıyı engeller, etkiler ve yönlendirir.

Temel Duygular
Çeşitli kültürlerde yapılan çok sayıda araştırmadan elde edilen sonuçlar, 6 tmel duygu ifadesini aktaran ortak yüz anlatımları olduğunu göstermektedir. Bunlar mutluluk, korku, öfke, üzüntü ve tiksintidir.

PSİKO-FİZYOLOJİK LABORATUAR ARAŞTIRMALARI
İnsanın yüzünde mimikleri gerçekleştiren çoğu çift olmak üzere yaklaşık 20 kas grubu bulunmaktadır. Teorik olarak bunların sadece gerilip gevşetilmeleri bile, yüzlerce durumu farklı biçimlere ifade etmeyi mümkün kılmaktadır.
Yüz kasları duygusal bir ifadeyi yansıtma açısından esas olarak üç grupta değerlendirilir.
Alın kasları,
Göz kapakları ve çevresi kasları,
Ağız bölgesi, dudaklar ve çene kasları.
Yüz ifadelerine en derin anlamı öz çevresinde bulunan kas grupları vermektedir.

Baş Hareketleri
Burada başın yukarıya, aşağıya ve yanlara olan hareketleri söz konusudur.
İnsan kendisine yakın bulduğu kişi veya görüşlere doğru başıyla hafif yakınlaşır, uzak bulduğu kişi veya görüşlerden de başıyla hafifçe uzaklaşır. Bu son derece küçük hareket, insanın gerçek duygularını ortaya koymak açısından büyük önem taşır.
Başın bu anlatım jestlerinin bedenin merkezinin duruşu ile birlikte değerlendirilmesi daha doğru bir fikir verir. İnsanın şematik baş jestleri oldukça çeşitlidir. Şematik jestler arasında en çok kullanılan “evet” ve “hayır” jestleridir.

Eller, Kollar ve Parmaklar
ELLER VE PARMAKLAR
Bir çocuğun parmağının ucunda bir santimetre karede 6.000 sinir hücresi sonlanmaktadır. Bu inanılmaz kapasite ile insan, parmakları arsındaki bir saç kılını veya bir toz tanesini algılayabilir.
İnsan beyninde başparmak ve işaret parmağını kontrol eden hücrelerin kapladığı alan, baş ve bütün duyu organlarının kapladığı alana eşit, ayağını kapladığı alandan da on kat fazladır.
Kolların hareketi özel bir anlam taşır. Bu hareket göğsü öne çıkartan, insanı harekete geçiren aktif bir duygusal enerjiyi yansıtır. Duygusal açıdan açık insanlar karşılarındaki kişilerden kendilerine yansıyan duygu ve düşünceleri kabul etmeye hazır olarak, doğal bir kendine güven içinde kollarını bedenlerinden açarak hareket ettirirler.

KÜLTÜREL VE SOSYAL FARKLAR
Güney ülkelerinde jestlerle yapılan vurgulamalar, kuzey ülkelerinden daha fazladır. Araştırma filmleri üzerinde yapılan incelemeler, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Akdeniz ülkelerinde jestlerin kuzey Avrupa ülkelerinde daha sık ve daha büyük hareketlerle kullanıldığını göstermiştir.
Yapılan araştırmalar bu farkın coğrafi bölge özelliklerinden değil, sıcaklık farklarından kaynaklandığını ortaya koymuştur. Ancak sıcaklık farklarının hangi sebeplerle jestlerde böyle bir farklılığa yol açtığı açıklanamamıştır.

TEMEL EL HAREKETLERİ
El hareketleri konuşmamıza ritim ve vurgu katarak, düşüncemizin duygusal tonunu ortaya koyar. Ellerin konuşma sırasında temel görevi konuşmanın bizce önemli olan noktalarını vurgulamaktır.

Uzaklaştırma Hareketleri
Kişi ellerini açık olarak kendisinden dışa doğru hareket ettiriyorsa herhangi bir şeyi bedeninden uzaklaştırmak istiyor demektir.

ÜSTÜNLÜK BELİRTEN HAREKETLER
Sıkılmış yumruğuyla işaret parmağını kâğıt üzerine uzatarak, yapılan bir hatayı sekreterine işaret eden bir yönetici hiçbir mazereti kabul etmeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Elleri ve Bileğini Bedenin Arkasında Tutma ve Kavuşturma
Elleri bedenin arkasında kavuşturmak otoriteyi temsil eden polis, öğretmen ve subaylar arasında çok sık görülen bir jesttir.

İNSANIN KENDİNE TEMASI
İnsanın kendi bedenine teması, gerginliğin yaşandığı durumlarda kişiye rahatlık verir.
İnsanların kendilerine en çok temas ettikleri ve gerginliklerini hafiflettikleri yüzlerce davranış incelendiğinde en çok aşağıda sıralanan yedi jestin sıralandığı görülmüştür.
Çeneye yaslanmak
Saçı okşamak
Yanağa yaslanmak
Ağza temas etmek
Şakağa yaslanmak
Elleri cebe sokmak
Kollarla bedene sarılmak

DİNLENME, DEĞERLENDİRME, ELEŞTİRİ JESTLERİ
Bir dinleyicinin konuya duyduğu ilgiyi bedenin üst bölümünden, kolların, elin ve başın, kullanılışı ortaya koyar, dinledikleri konuya ilgi duyanların çoğunlukla bir ellerinin kapalı olarak yanakta durduğu ve işaret parmağının da şakak boyunca yukarı baktığı görülmüştür.

DİĞER KARAR JESTLERİ
Pipo, gözlük gibi aksesuarları olanlar, karar verme durumlarında bunları duygu ve düşüncelerini yansıtacak biçimde kullanırlar

EL SIKIŞMA
Beden dili konusunda hiçbir fikri olmayanlar bile, elini sıktıkları kişiyle ilgili bazı şeyler düşünürler. El sıkışma biçimi insanın kişiliğini ortaya koyma yollarının en başta gelenlerinden biridir.
İnsanların birbirleriyle el sıkışma biçimlerinde esas olarak üç mesaj hakimdir: Üstünlük, eşitlik ve boyun eğme
Yapılan bir araştırmada başarılı üst düzey yöneticilerin büyük çoğunluğunun hem el sıkışma işlemini başlatan kişiler olduklarını, hem de avuç içleri yere bakar şekilde el sıkıştıklarını ortaya koymuştur.

Avuç İçinin Yönü
Avuç içinin yere bakması, karşıdaki kişinin elini bütünüyle yatay olarak sıkmak anlamına gelmez. Üstünlük belirten el sıkışı karşıdaki kişiye göre avuç içinin hafif yere dönük olması demektir.

Özel Duyguların Yansıtılması
Karşımızdaki kişiye dürüstlüğümüz ve kendi duygularımızın sıcaklığı konusunda güven vermek istediğimizde, onun elini iki elimizle sıkarız.

Başlatma ve Zamanlama
El sıkışma işlemini kimin başlattığının da ayrı bir önemi vardır. Esas olarak elini önce ev sahibi durumunda olanın uzatması gerekir.

Süre
El sıkışma işleminin ne kadar devam ettiği de kişi arasındaki yakınlığın bir gösterir. Normal bir el sıkışma 2–3 saniyedir.

Kötü El Sıkışma Biçimleri
İnsanları en çok rahatsız eden iki el sıkışma biçiminden biri, karşısındakine sadece parmakların ucunu vererek yapılandır.
Bir başka tedirgin ve kusursuz el sıkışma biçimi de İngilizlerin “ölü balık” dedikleri el sıkışma biçimidir. Bu el sıkışma biçiminde karşınızda adeta kimse yok gibidir.
Herkeste rahatsızlık yaratan bir başka el sıkışma biçimi de, karşısındakinin eli üzerinde güç denemesi yapanların el sıkmalarıdır.

KOL KAVUŞTURMA ENGELİ
Bir canlının kendisini güvende hissetmediği zaman bir cismin arkasına saklanması doğal bir korunma davranışıdır. İnsan yavrusu da hayatın ilk yıllarından başlayarak masaların, sandalyelerin, dolapların altına ve arkasına saklanır. İnsan büyüdükçe kendisini tehdit eden durumları yaşadığında, saklanma davranışı biraz incelik kazanır ve altı yaş dolaylarında çocuk, cisimlerin arkasına saklanmak yerine kollarını kavuşturarak kendisini koruyucu bir engel koruyucu bir engel oluşturur ve bu engelin arkasına gizlenir. Bu davranışı yaşamın daha ileri yıllarında örneğin gençlik döneminde bacak bacak üstüne atmayla oluşturulan engel izlenir.

Diğer Saklanma Davranışları
Kapalı bir mekânda güneş gözlüğü ile oturmak kişinin kendisini ve duygularını gizleme yönünde bir davranış olarak değerlendirilir.
Benzer şekilde çanta ve dosyayı göğsünün üzerinde tutmak, kişinin güvensizliği ve iç gerginliğinin işaretidir. Kişi böylece kendisini dünyaya karşı bir zırhla kapatmış olur.

Bacakların Kullanılışı Ve Oturma Düzenleri
BACAK BACAK ÜSTÜNE ATMAK
Bacak bacak üstüne atma biçimi çok sayıda anlam taşır ve kişinin iç dünyasıyla ilgili çok değerli ipuçları yansıtır.

Keşfedilmiş bir davranış
Bacak bacak üstüne atmak modanın değiştirdiği keşfedilmiş davranışlardan biridir. Çocuk bacak bacak üstüne atarak oturmanın hoşuna giden rahat bir beden duruşu sağladığını düşünür. Kısa bir süre sonra çocuğun içinde yaşadığı çevrenin yazılı olmayan kuralları bu oturma biçimini köklü bir biçimde etkiler. Çocuklar büyüdükçe, hiçbir şekilde farkına varmadan, içinde bulundukları yaş grubu, sosyal sınıf ve aynı cinsiyetten olan arkadaşları gibi bacak bacak atmaya başlarlar.
Bacak bacak üstüne atmak olumsuz ve savunucu bir tutumun ve artmış olan iç gerginliğin işareti olabileceği gibi, karşılıklı ilişkideki incelik ve zarafeti de yansıtabilir.

Alışılmış Durum
Bu oturma biçimine kolların kavuşturulması eklendiği takdirde, kişinin hoşnutsuzluğunun bir ifadesi olarak değerlendirilir.

AYAKLARI KAVUŞTURMAK
Kolları kavuşturmak için geçerli olan özellikler büyük ölçüde ayakları kavuşturmak için de geçerlidir.
Bedenimizin dilini tanımamız, zihnimize ve duygumuza önem vermemize ve onunla ilgilenmemize yardımcı olur.

OTURMA BİÇİMLERİ
İnsanın oturma biçimi, kişilik özellikleri ve iç dünyasıyla ilgili olarak önemli bilgiler taşır. Oturma biçimi doğru olarak değerlendirebilmek için bu bilgileri dört açıdan incelemek gerekir. bunlar sandalye veya koltuk üzerinde kapladığımız alan, beden duruşumuz, bacaklarımızın kullanılış biçimi ve oturmak için seçtiğimiz yerdir.

KAPLANAN ALAN
Bazı insanlar arkalarına yaslanır, oturdukları alanın bütününü kaplarlar ve durumdan memnun oldukları ve bulundukları yerden uzun süre kalkmayacakları izlenimini verirler. Buna karşılık bazı kimseler ise bulundukları sandalye ve koltuğun ucuna ilişirler, bütün ağırlıklarını bacaklarına veririler ve adete diken üzerinde otururlar.

BEDEN DURUŞU
Ayakta duruş şeklinde olduğu gibi, bir insanın oturma biçimi sırasında bedenin üst bölümünü kullanma biçimi, onun iç dünyası konusunda fikir verir. Dik bir oturuş, dik bir duruşta olduğu gibi, canlılık ve hayat enerjisi ifadesidir. Buna karşılık çökük bir oturuş çekingenliği ve kişinin azalmış hayat enerjisini gösterir.

Bacak Ve Ayakların Kullanılışı
Bacaklar diz kapağından kırılarak geri çekilir ve ayaklar sandalyenin altında tutulursa, bu kişinin bulunduğu ortamdan çok hoşnut olmadığını; söylenmesi gereken bazı şeyleri henüz söyleyemediğini veya söylemek istemediğini gösterir.
Ayağın sandalyenin kenarına takılarak veya bazen dolanarak oturulması daha yüksek bir iç gerginliğin yansımasıdır.
Ayakların sandalyeden ileri uzatılması, bacakları açarak oturma kişinin kendisine olan güveninin, durumundan memnuniyetinin ve saklayacak bir şeyi olmadığının işaretidir.
Ancak ayakların çok fazla ileri uzatılması ve kimi zaman öndeki sandalyeye veya tabure altlığına yaslanması kişinin kendi alanının sınırlarını genişletme, çevreye yayılma isteğini yansıtır ve saldırganca bir davranış olarak yorumlanır.

SEÇİLEN YER
Bir odaya girdiğimiz zaman seçtiğimiz yer kendimize olan güvenimiz ve o mekan içinde bulunanlar arasında kendimizi nerede gördüğümüz konusunda fikir verir.
Yapılan araştırmalar, odaya girdiklerinde kapıya yakın koltuk veya sandalyeye oturanların özgüvenleri düşük kimseler olduğunu ortaya koymuştur. Kapıya yakın bir koltuğa oturmak aynı zamanda kişinin kendisini diğer kişilerden daha az değerli ve önemli gördüğünün işaretidir.
Buna karşılık girdikleri odada ev sahibine ve merkeze yakın yer seçenlerin özgüvenleri yüksek ve kendilerinden hoşnut kimseler oldukları ve bu kimselerin aynı zamanda koltuklarını ve sandalyelerini dolduracak biçimde oturdukları görülmüştür.

OTURMA DÜZENİ
Oturmak için seçilen yer ve oturan kişiler arasındaki mesafe sözsüz bilgilerle dolu olan çok değerli işaretler verir. Hemen herkes bir restorana girdiği zaman sırtını duvara verebileceği bir masaya oturmak ister. Bunun sebebi, insanın mağara devrinde yaşayan atalarından aldığı mirastır. Kendini güven içine alma ihtiyacı, savunmasız olan sırtını tehlikeye dönmeyerek, ortaya çıkar.
Yapılan araştırmalar, restoran, bar, cafe gibi yerlerde sırtını hareket eden bir topluluğa dönerek oturanların solunumlarının sıklaştığını, kalp vurum sayılarının arttığını, kan basıncının yükseldiğini ortaya koymuştur.

Karşı Karşıya Oturmak
Karşı karşıya oturmak genellikle rekabeti ifade eder. İster bir fikir çerçevesinde, ister bir iş ilişkisinde olsun, karşı karşıya oturmak, tıpkı bir satranç maçında ya da iskambil oyununda olduğu gibi masadan bir galip bir de mağlup çıkacağını düşündürür.

90° lik Açıyla Oturmak
İşbirliğini sağlamak amacıyla kurulan bir ilişki içinde uygun olan, oturan kişiler arasında 90° lik bir açı oluşturacak biçimde yanlamasına oturmaktır. Böylece kişinin karşısındakini, çıkarları kendisiyle çelişen biri olarak değil, bir problemi birlikte çözecek kişi olarak algılaması mümkün olur.

Yan yana oturmak
Yan yana oturan ve hafif birbirlerine dönük olan iki kişi, büyük bir ihtimalle bir probleme karşı ortak bir yaklaşım içindedirler.
İnsanlar ilgi duymadıkları ve ilişki kurmak istemedikleri kişililerle çapraz ve mümkün olduğu kadar uzak oturur ve böylece aynı zamanda göz teması imkânını da azaltmış olur.

İNSANLARARASI İLİŞKİLERDE MESAFE VE BEDENSEL TEMAS
GÜVENLİK ALANLARI
Mesafe, insanlararası ilişkilerde kişilerin birbirlerine verdikleri değeri, önemi gösteren ve kendilerini ilişki içinde koydukları yer konusunda bize bilgi veren en temel belirleyicidir.
Kişinin diğer insanlarla arasına koyduğu uzaklık, onlara karşı olan duyguları ile ilgilidir.

Mahrem alan
Her insanın bir psikolojik korunma sınırı vardır. Buna mahrem alan denir. 0-25 cm’lik mahrem alan içine sadece özel duygusal ilişkimiz olan insanları alırız. Bunlar aile bireyleri, eşimiz-sevgilimiz ve çok az sayıdaki yakın arkadaşlarımızdır.
Kişisel alanın istenmeyen kişiler tarafından aşılması iki türlü duygusal değişikliğin yaşanmasına sebep olur.
Sıkıntı, gerginlik ve huzursuzluk
Saldırganlık eğiliminde artış

Kişisel alan
Kişisel alan iki arkadaşın konuşurken korudukları 25 cm ile 1 metre arasındaki değişen uzaklıktır. İşyerinde, davetlerde birbirlerini tanıyan ve arkadaş kabul eden kimseler birbirlerinden bu uzaklıkta dururlar. Kendimizi yakın hissetmediğimiz insanların girmesine izin vereceğimiz en yakın alan kişisel alandır.

Sosyal alan
Tanıdıklarımızla, iş yerindeki arkadaşlarımızla, evimize gelen tamirci, kapıcı gibi kimselerle kurduğumuz ilişkilerde, 1 metre ile 2,5 metre arasında bir mesafede durmaya çalışırız. Bu mesafe toplantılarda, davetlerde, birbirlerini az tanıyanlar arasında korunur.

Genel alan
Otobüs durakları, tren istasyonları, büyük otellerin lobileri gibi topluma açık yerlerde birbirlerini hiç tanımayan insanların – imkân olduğu takdirde – korumaya özen gösterdikleri mesafe en az 2,5 metredir. Örneğin, boş bir sinema veya konferans salonunda yanımızdaki koltuğa birisi oturursa rahatsız oluruz ve yer değiştirme ihtiyacı duyarız.

BEDENSEL TEMAS VE BEDENİN YÖNÜ
DOKUNMANIN VERDİĞİ RAHATLIK
Son zamanlarda yapılan araştırmalar, yalnız yaşayan kalp hastalarının, evlerinde köpek besledikleri takdirde yeni bir kalp krizi riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Yalnız yaşayan kalp hastasının köpekle kurduğu ve dokunmanın verdiği rahatlıktan kaynaklanan sevgi ilişkisi hayat süresini uzatmaktadır.

İnsanlararası ilişkilerde temas
Bütün araştırmalar bedensel temasın canlıların hayatında önemli bir rolü olduğunu ortaya koymaktadır. Türkler, duygularını aktarmak için temas öğesinden Batı toplumlarına kıyasla daha fazla yararlanan milletlerdendir. Birini öpme, kollarını ya da sırtını tutma bizdeki insan ilişkilerinde sık ve bol olarak kullanılır. Aile bireyleri arasındaki ilişkilerde sarılma, öpme, kucaklama ve okşamanın yaşanması, ilişkileri geliştirir. Temas öğesinin varlığı büyüklere de, çocuklara da güven verir.

Temas ve mahrem alan
Aile üyeleri dışındaki insanlarla kurulan temas ilişkisinde dikkat edilmesi gerekenler doğallık, kendiliğindenlik, durumun veya şartların bu teması uygun kılmasıdır.
Aile üyeleri dışındaki kişilerle kurulan temas ilişkisinde en önemli faktör, karşıdaki insanın bu temasa karşı olan tutumudur.

YÖN BELİRLEYİCİLER
Otururken veya ayakta mesafe, insanların birbirlerine duydukları yakınlığın bir işaretidir.
Bir grup içinde diğerlerinden nispeten uzak oturan kişi, çeşitli sebeplerden ötürü kendini tam olarak grubun içinde hissediyor demektir. Grup içinde bulunan ama diğerlerine kıyasla çok yüksek statüde ve saygı uyandıran birinin varlığı da insanların o kişiye dönük ancak, bazen ondan uzak oturmalarına sebep olabilir.

AYAKUÇLARININ YÖNÜ
İnsan ilişkilerinde bedenin üst yarısının ve ayakuçlarının dönük durduğu yön, kişinin ağzından dökülen kelimeler ne olursa olsun, gerçekte zihinsel ve duygusal enerjisinin dönük olduğu yöndür.
Beden dilinin insanın iç dünyasıyla ilgili verdiği önemli ipuçlarından bir tanesi, göğüs ve ayakuçlarıyla işaret edilen yönün, insanın bulunmak istediği yerle ilgili gerçek niyetini ortaya koymasıdır

CİNSEL SİNYALLER VE İLGİ İŞARETLERİ
KUR DAVRANIŞLARI
İlgi aşamaları
Cinsel açıdan ilgi duyduğu birisiyle karşılaşan kişinin davranışları üç aşamadan geçer. İlk tepki uzun süreli göz temasıdır. Karşıdaki kişinin bakışlara karşılık verdiği düşünülürse, bunun bedensel olarak daha yakına gelme davranışı izler, bundan sonra üçüncü aşamada kişi hoşlandığı kimseye dokunmaya teşebbüs eder. Bu davranış çok kısa süreli, tesadüf görünüşlü, masum temaslardan cinsel birleşmeye kadar uzanan geniş yelpazeye yayılır.

İlk dakikaların önemi
Bir kadın ve bir erkek büyük çoğunlukla birlikte olup olmayacaklarına Tramitz’e göre ilk 30 saniyede Grammer’e 10 dakika kadar karar vermektedir

Sahiplenme
Bir topluluk içine beraberce giren kadın ve erkek, topluluktaki diğer kişilerin ilgisiyle karşılaşır. Partnerine gösterilen ilginin sosyal ilgi sınırlarını zorlaması, kişide bir rahatsızlık yaratır ve çevredekilerle “onun sahibi benim” imajı yaratacak bazı hareketler yapmasına sebep olur. Erkek başkaları ile konuşurken onun yanına giderek kravatını düzelten, ceketinin üzerinden hayali bir iplik alan veya tozları silken kadın çevredekilere böyle bir işaret vermek amacını taşımaktadır.

YALAN, SAMİMİYETSİZLİK, ŞÜPHE VE TEREDDÜT
GERÇEK DUYGULARIN GİZLENMESİ
İnsanlar yalan söyledikleri zaman en başarılı şekilde kontrol ettikleri, yüz ifadeleridir.

Yalan çeşitleri
İnsanların birbirlerine söyledikleri yalanları dört grupta değerlendirmek mümkündür. Birinci grupta kişinin söylediği yalanın, karşısındaki tarafından bilindiği fakat karşı çıkılmadığı “ortak-yalan”lar vardır.
İkinci grupta yer alan yalanlar, doğrusu ortaya konamayacağı için karşı çıkılmayan yalanlardır. Buna örnek eşi kendisini terk eden birinin bir kokteyl partide mutlu bir görüntü sergilemesidir.
Üçüncü grupta profesyonel yalancıların söyledikleri yalanlar bulunur. Burada “profesyonel yalancı” tanımı “mesleği gereği yalan söylemek zorunda olan” anlamında kullanılmaktadır. Örneğin, diplomatlar, politikacılar, avukatlar, reklâmcılar...
Dördüncü grupta ise, işi yalan söylemek olmayan sıradan insanların söyledikleri ve kendilerine yarar sağlayan küçük veya büyük yalanlar gelir. Bunlar fark edildiği zaman “yalan” diye adlandırılan “adi yalan”lardır.

YALAN İŞARETLERİ
Yalan söyleyen kişilerin elleriyle yaptıkları jestler azalmaktadır.
Yalan söyleyen kişinin elini yüzüne götürme ve yüz çevresine değdirme sayısı artmaktadır.
Yalan söyleyen bir insanın konuşurken beden hareketlerinde bir artış olmaktadır.
Yalan söyleyen bir kişinin el jestleri azalırken, el sallama hareketi artmaktadır.
Yüz ifadesinde yalanı ele veren en önemli ipucu, kişinin gözlerini sık sık konuştuğu kişiden kaçırmasıdır.

STATÜ SEMBOLLERİ
VARLIK GÖSTERGELERİ
Statü göstergesi, üstünlük düzeyinin yansımasıdır. Sosyokültürel olarak alt basamaklara indikçe kas gücü, üstünlüğü ortaya koymanın tek aracı olur. Statü, saygınlık ve yaşanan çevrede daha fazla hak sahibi olmak demektir.
Statüyü sağlayan faktörler olarak şunlar kabul edilmeye başlanmıştır.
Her türlü unvan
Politik güç ve iş hayatının sağladığı pozisyonlar
Varlıklı olmak
Gerçekte statü sembolleri, insanın değerler sistemindeki yönelişini diğer insanlara gösterme isteğidir. Statü sembolleri aracılığıyla kişi içinde bulunduğu çevredeki insanlara tercihlerini ve bunları elde etme derecesini gösterir.

DAHA İYİ İNSAN İLİŞKİLERİ KURABİLMEK İÇİN...
ÇEVREDE OLUMLU İZLENİM YARATACAK BEDEN DİLİ ÖZELLİKLERİ
Göz ilişkisi: insanların yüzüne bakanlar, bakmayanlardan daha çok hoşa gider.
Yüz ifadesi: Canlı olun. Mümkün olduğu kadar sıcak ve dostça tebessüm edin ve gülün.
Baş hareketleri: Karşınızdaki konuşurken sık sık başınızı hafifçe aşağı yukarı hareket ettirerek onu dinlediğinizi ve anladığınızı hissettirin.
Jestler: Çok aşırıya kaçmadan, jestlerinizi kullanın,
Postür (beden duruşu): Ayaktaysanız dik durun.
Yakınlık: İnsanlara daima, onları rahatsız hissetmeyecek, mümkün olan en yakın mesafede durmaya gayret edin.
Yöneliş: Daima konuştuğunuz veya sizinle konuşan insana dönük durun.
Bedensel temas: İnsanları tedirgin etmeden, mümkün olan her durumda bedensel teması kullanın.
Dış görünüş: Grup normlarına, toplumsal rol ve statünüze uygun giyinin. Giyiminize mümkün olduğunca renk katın.
Konuşmanın sözel özellikleri: Çok fazla ve çok hızlı konuşmaktan kaçının.

DUYGUSAL OLGUNLUK
“Duygusal olgunluk” kavramı Yale üniversitesinden psikolog Peter Salovey tarafından 1990 yılında “Duygusal Zekâ” olarak ortaya atılmış yine aynı yıllarda New Hampshire Üniversitesi psikologu John Mayer, bu konuyu ele almış ve insanın başarısında duygunun önemli bir yeri olduğunu vurgulamıştır. Bu kavram John Mayer tarafından “Kişinin kendi duygularını anlaması ve yaşam düzeyini yükseltebilecek yönde düzenlemesi, başkalarının duyguları için empati göstermesi” gibi özellikleri tanımlamak için kullanılmıştır.

İNSAN KARŞISINDAKİNDEN NELER BEKLER?
İnsanlararası sağlıklı ilişkilerin kurulması için atalarımızdan aldığımız reçete “karşılıklı saygı ve sevgi”dir.
Unutmayın ki insanların sizden beklediği, gerçekte sizin diğer insanlardan beklediklerinizdir.
Karşınızdakinin yansıttığ‑ 5; kişiliği kabul edin
Karşınızdakine seçim hakkı tanıyın
Karşınızdakini asla utandırmayın
Karşınızdaki kişiler övgü ve onay beklerler
Karşınızdakine size yardım etme fırsatı verin
Karşınızdakine doğru bilgi verin
Karşınızdakini iyi dinleyin
Giyimimize ve dış görünümünüze özen gösterin

İNSANLARLA İLİŞKİLERİ ENGELLEYEN VE KOLAYLAŞTIRAN DAVRANIŞLAR
Ellerin kenetlenmesi, kolların kavuşturulması, bacak bacak üstüne atılması ve geriye doğru yaslanarak oturulması ilişkiyi olumsuz yönde etkiler.
Karşıdaki kişinin yüzüne bakmadan ve gözleri kaçırarak konuşmak o kişide kendisine değer verilmediği duygusunu doğuracağı için ilişkiyi zorlaştırır.
Konuştuğumuz kişinin adını öğrenmemek, ondan adı yerine, sık sık “siz”, “hanımefendi” veya “beyefendi” gibi kişisel olmayan bir ifadeyle söz etmek ilişkiyi olumsuz yönde etkiler.
İnsanların en başta gelen ihtiyaçlarından biri “anlaşılmak”tır. Bu sebeple karşımızdaki kişiyi hiç ses çıkarmadan ifadesiz bir şekilde dinlersek onu dinleyip dinlemediğimizi, anlayıp anlamadığımızı ve fikirlerine katılıp katılmadığımızı bilemez ve bu durumdan büyük rahatsızlık duyar.
Bir konuşma sırasında aynı fikirde olmadığımız durumlarda söze “hayır”, “yanılıyorsunuz&# 8221;, “bu çok saçma” diye başlarsanız, karşınızdaki kişiyle uzlaşma şansınızı kaybedersiniz.
İnsanlararası ilişkileri bozmanın hiç şaşmaz bir kuralı vardır. Bu hem yakın ilişkide olduğumuz kişiler, hem de yeni tanıdıklarımız için geçerlidir: ilişkinizi bozmak istiyorsanız onları eleştirin ve yargılayın. “Açık sözlülük” sloganı altında “hatalarını yüzlerine söyleyin” ve “değişmelerini” isteyin.

Batlaş acar, “Bedenin Dili”, Remzi kitapevi
http://www.felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?TID=40198&PN=2
burada yazanlar seneler öncesinde benim elime geçmişti ancak tekrar taramAk istemediğim için kopyaladım...

 
eXTReMe Tracker
Directory of General Blogs