17 Haziran 2008 Salı

Yüksek Lisanstan Arkadaşım Evleniyor...




fıkra -N'aber hacim-

İlkokul dördüncü sınıf öğrencisine hocası sınavda sormuş.
Hacim nedir, bir örnekle açıklaynız?
Cevap: Hacıya gidene hacim denir. Bir örnek: N'aber hacim.

5 Haziran 2008 Perşembe

Alice

"Bana hangi yoldan gitmem gerektiğini söyler misin?" dedi Alice.
"Bu neyi istediğine ve neye ulaşmaya çalıştığına bağlı" dedi Kedi,
"Şey... Bilmem ki.. "dedi Alice
ve bunun üzerine Kedi:
"Öyleyse hangi yoldan gittiğin farketmez."

14 Mayıs 2008 Çarşamba

...

shall i compare thee...


(shakespearein 18 numarali sonesi)

shall i compare thee to a summer's day?

thou art more lovely and more temperate:

rough winds do shake the darling buds of may,

and summer's lease hath all too short a date:

sometime too hot the eye of heaven shines, and often is his gold complexion dimm'd;

and every fair from fair sometime declines,

by chance, or nature's changing course untrimm'd;

but thy eternal summer shall not fade,

nor lose possession of that fair thou ow'st,

nor shall death brag thou wander'st in his shade,

when in eternal lines to time thou grow'st;

so long as man can breathe, or eyes can see, so long lives this, and this gives life to thee.

***

oguz baykara cevirisi asagidaki gibidir;

benzetsem mi acaba, bir yaz gününe seni,

hayır, çünkü sen ondan kat kat hoşsun, ılıksın.

dağıtır azgın yeller, mayıs çiçeklerini,

yazın vadesi dolar, ömrü biter ne yapsın!

cennetin nuru güneş, göklerde yansa bile,

sık sık altın yüzüne çeker kara bulutu;

zamanla her güzellik iner bir bir çirkine,

kader, kısmet densede, doğal olan kural bu.

fakat senin baharın sonsuzdur asla solmaz,

yok olmayacak senin o tatlı yaz mevsimin,

azrail bile gelse senin canın'alamaz,

bu satırlarda çünkü, sana can veren benim.

insanlar soludukça, okundukça sözlerim,

seni sonsuz kılacaktır, benim bu dizelerim.

***

talat sait halman çevirisi;

seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?

çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:

taze tomurcukları sert rüzgarlar örseler,

kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:

işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,

ve sık sık kararır da yaldız düşer yüzünden;

her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak

kader ya da varlığın bozulması yüzünden;

ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,

güzelliğin yitmez ki, asla olmaz ki hurda;

gölgesindesin diye ecel caka satamaz

sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:

insanlar nefes alsın, gözler görsün, elverir,

yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.


Not: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=shall%20i%20compare%20thee&i=3029651

9 Mayıs 2008 Cuma

Hayat Ne?

Rahmetli Vehbi Koc ile yapilan bir televizyon roportajiydi. Yillar once...

"Param var, malim var, sanim ver, mevkim var; ama gel gor ki, iki kasik

bulgur, bulgur pilavi yiyemiyorum" demisti uzuntuyle. Domatesli bulgur

pilavinin yaninda tursu ve sogan cok uzun zaman once yasak edilmisti unlu

isadamina. "Cok sukur bugunleri de gordum ama..."diye konusmasini surduren

unlu sanayici "dunyanin en kudretli adami da olsan fark etmiyor..."diye

eklemisti. Bir sogan, bir bulgur bazen nelere bedel oluyor

Emel Sayin'in hayatinin anlatildigi bir programdi. Cok genc yasta baslayan

yolculugunda gucu, basarisi ve isiltisindan sonra bugun geldigi nokta

konusuluyordu. Pek cok kadinin yerinde olmak istedigi guzel, basarili ve

unlu sanatci

"Bir tek seye sizliyor icim... Keske bir cocugum olsaydi"derken gozleri dolu

doluydu. "Bana hep daha cok gencsin, once isin, once sanatin, daha sohretin

basindasin dediler. Ama keske kimseyi dinlemeseydim. Keske kimseyi

dinlemeseydim..."

Gani Mujde ile soylesi yaptigim bir programdaydik. "Cok kucuktum ve babam

kendi kosullari icinde beni simartmaya ugrasiyordu" diye basladi

anlatmaya.

"Bir bayram arifesiydi. Galiba kendi takim elbisesini verip bana bir elbise

yaptirmis. Cok mutluydu o bayram; bana bir sey giydirebildigi icin. Ama

ben elbiseden hic hoslanmamistim. Aglamaya basladim, ben bu cirkin seyi

giymem diye. Babamin bana bakisini hic unutamam. Galiba en fazla alti yedi

yasindaydim. Birden hic beklemedigim bir sey oldu ve babam bana hayatimdaki

ilk ve son kez cok siddetli tokadini atti. Cok g ucenmisti bana. Aradan

yillar gecti. Simdi Istanbul'un guzel manzarali evlerinden birinde

oturabiliyor ve istedigimi alabiliyorum. Babam oldukten sonra bir gun,

babamin o bakisi geldi aklima. Keske geri donup o sayfayi silebilsem,

oyle isterdim ki... Babami mutlu edebilseydim."

Uzerinden cok zaman gecti ama yine de tereddut ettim simdi yazip

yazmamakta... Bir cesaret yaziyorum; Yesim Salkim-Uzan idi o zamanki

soyadi-Levent'te yesil bir villada, gorkemli mobilyalarin icinde gorkemli

duvarlarin arasinda ve gorkemli bir masanin ardinda oturuyordu. Yapmak

istediklerini anlatirken, cok cok uzun siyah saclari kollarini, belini,

boynunu ortuyordu ve gozlerinde adini tam da koyamadigim bir siyah sey

vardi. Keder? Yalnizlik? Ofke? Yorgunluk? Her sey, hersey elinin

altindaydi ama mutsuzdu besbelli... Sonra zaman gecti. Soyadlarindan birini

sildi. Saclarini kestirdi. Gecenlerde bir aksam gordum onu. O beni gormedi.

Yan yanaydik oysa. Gecip gittik birbirimize degmeden. Kisacik saclari,

gecenin karanligina ragmen isildayan gozleri vardi. Sevdigi adamin,

kocasinin elinden tutmus, deniz kenarina dogru yuruyordu. Yanindan gecip

kendi yoluma devam ederken dusundum de...

Hayat bu kadar basit bir seydi iste. Yaptiklarimiz, yapmak istediklerimiz,

ozlediklerimiz, pisman olduklarimiz, onardiklarimiz, onaramadiklarimiz...

Hepsi basit, minicik seylerdi ama ulasamadikca, cozemedikce, yenemedikce

bize kocaman geliyordu.

Kitlelerin sevgisi, para,un, guc... Hicbiri, hicbiri bedel olamiyordu,

ozlemini cektigimiz o sey her ne idiyse...

Bir cocuk,

Sevildigini bilmek,

Bir vicdan rahatligi,

Bir tabak pilav,

Bir saglikli nefes...

Hayat bu iste; basit, kucuk bir hadise...

Can DUNDAR

Bütün annelerin, annelerimizin anneler günü kutlu olsun…


“Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar…”

(Bedri Rahmi’nin Çakıl Taşı şiirinden.)

8 Mayıs 2008 Perşembe

Çok özledim arkadaşlarımı çook...

MSN’de konuşurken KanKamın ben olmak istemecesi..??

ama ben de biraz senin gibi olabilmek istedim..

patavatsızlığını :)

hiçbişeyden korkmuyosun,

bir de taa nerelerden çıkıp bugunlere gelmişsin

kitaplarda okutulacak bir vakasın..

sosyoloji dersimde toplumsal sınıfları anlatırken seni örnek vermeyi düşünüyorum

sınıfıma gelirsen çok mutlu olurum o hafta :)

(Herhalde o zaman beni unutursun dedim)

ay salak ne unutcam seni

bence gayet iyi bir örnek olursun

istediğinin peşinden gidiyosun, bunu seviyorum sonra

inatçısın,

kendince hırsların var,

kendini geliştirmeye çalışıyosun

verileni kabul etmiyosun yani, hep bir hareket halindesin


Hakkımda söylenenlerin aklıma gelenleri...

Akıllı

Ara ayarlar veriyorsun ben anlıyorum (Figaro’nun Okul-Antalya arkadaşları)

Başkalarının akıllarını gelemeyen şeyleri düşünen

Çapkın (Kudret,Tuna,Gülser)

Çılgın fikirleri olan

Çok zeki (Figaro)

Detaycı

Duyduğu hiçbir şeyi unutmayan (Pınar, Kayınvalidem)

Eğlenceli

Espritüel (Figaro)

Güvenilir

Hayat Dolu

İnatçı

İnce şeyleri yakalayan (Buket ve grupları)

İne düşünceli

İstediğini alır

İsterse çok romantik

Kısmen paranoyak

Kitap okumayı seven

Kontrol edilmeyi sevmiyor

Küfürbaz

Lider ruhlu => Başkasının dediğini yapmak istemez

Puşt

Sempatik

Sofistike

Şiveli

Takıntılı

Temiz ama dağınık

Uyanık çok ??

Uyuz

Üşengeç

Yalnızlığı seven

Yari deli(Oğuz)

Yenilikçi

Zeki (Nisa +Buket)

Zor

Not: Zamanla düzenleyip, geliştireceğim... ;) :)

Beş Sevgi Dili…

Sevgiyi ifade etmenin bir çok yolu vardır.

Bazılarına göre 10 bazılarına göre yirmi bazılarına göre ise 100, 365…

İnsanlar genellikle ailesinden öğrendikleri davranış biçimlerini sürdürürler… Ve bu davranış biçimleri bir müddet sonra o kişinin kendini ifade etmesine yani dili haline gelir… nasıl ki herkesin bir anadili varsa ve bunu kullandıkça geliştiriyorsa bu davranış şeklide kullandıkça gelişir…

Fakat sevdiğiniz insanın kullandığı ana dili ile sizim kullandığınız diliniz İngilizce ve Çince kadar farklı olabilir. Siz istediğiniz kadar ona güzel şeyler söyleseyiniz de o bunları Çince veya İngilizce bilmediği için anlayamayabilir.. bu nedenle aslolan karşıdakinin anlayabileceği şekilde konuşmaktır…

Siz ne kadar bilirseniz bilin anlattığınız karşınızdakinin anladığı kadardır. " Mevlana ... (bu söz kitapda yok tabii..;)) Aslında sözde böyle değil ama…

Bu nedenle eşimizin veya sevdiklerimizin kullandığı/anladığı dili bulmaya çalışmalıyız, ancak bu şekilde istediklerimize ulaşabiliriz…

Aşk mantıklı değildir planlanamaz ve karşı taraftakinin iyiliğini düşünmez bunların yerine daha çok evrimsel sürecin bize bir keleğidir…

Beş Sevgi Dili…

Onay Sözleri

Nitelikli Beraberlik

Armağan Alma

Hizmet Davranışları

Fiziksel Temas

Güzel bir iltifatla iki ay yaşayabilirim (Mark TWAIN)

Not: Kitap güzeldi fakat ben okurken not almayı unutmuşum veya sıkılmışım. Bu kadar yaniee... ;))


http://www.google.com/search?q=Be%C5%9F+Sevgi+Dili%E2%80%A6&rls=com.microsoft:tr:IE-Address&ie=UTF-8&oe=UTF-8&sourceid=ie7

acil durum

KanKama sevgili aranıyor; şartları uyanlar başvursun..
Majestelerinin önşartları şunlardır:

esmer uzun boylu

kahverengi gözlü

gözleriyle kaşları uyumlu

burnu güzel olabilir :)

dişleri de güzel olsun

ayakkabı seçimi iyi olsun ??

ya kısaca: kotun altına kösele ayakkabı giymesin
ucu kalkıklardan giyen adam yanıma yaklaşmasın
ucu sivri ve kalkık olanlar 100 metreden gelsin


mesleği iyi olsun

kültürlü olsun ailesi iyi olsun

beni çok ama çok sevsin

korusun kollasın bilge bir adam olsun

30 yaşında olması tercih sebebidir

Alemci KanKa

Neden..?!

Mutlu Ol Bu Bir Emirdir..!??

Trafik tescil tutanağında detaylara dikkat!...

Sürücülerin, hak kaybına uğramaması için de trafik polisini çağırmayı gerektirmeyecek olası kazalarda tespit tutanağını, istenilen bilgilere göre eksiksiz doldurması gerekiyor. Bu işlemi yapan sürücülerin araçlarının kaza öncesi pozisyonuna göre sinyal ve stop lambasının yanıp yanmadığı, karşı taraftaki sürücünün uyarmak amacıyla korna çalıp çalmadığı, seyir halindeyken hangi şeritte bulunduğu, sağa veya sola dönüşlerin serbest olup olmadığı, yolun tek veya çift şeritli kullanılıp kullanılmadığı, yolda kazaya neden olabilecek çukur olup olmadığı ve yolun kaygan olup olmadığı gibi detaylara da dikkat etmeli. Bu detayları tutanak belgesindeki sürücü görüş bölümüne mutlaka belirtmeli, varsa tanık ifadelerine de yer vermeli.

İşte Dans...

Ottobüs Nerdesin..?? 161


161 KONUTKENT-ÜMİTKÖY ÇANKAYA

Duraklar KONUTKENT-ÜMİTKÖY - Hrk. Noktası-37. Cad. 38. Cad. 41. cad. 40. Cad. Konut 2-Safranbolu Sok.- Göynük Sok. Türkoğlu Sok.- 37. Cad. 8. Cad.- Dumlupınar Cad.- Eskişehir Yolu- İnönü Bulv.- Turkocağı Cad.- Çetin Emeç Bulv.- Hoşdere Cad.- Çankaya Cad.- İran Cad.- Arjantin Cad. Tunalı Hilmi Cad.- Esat Cad. Kocatepe-Mitatpaşa Cad.- Sııhye- Necatibey Cad. İnonü Bulv. Eskişehir yolu-Dumlupınar Cad.- Ümitköy 8. Cad.- 37. Cad. -Türkoğlu Sok.- Göynük Sok.-Safranbolu Sok.- Konut 2- 40. Cad. 41. Cad. 38. Cad.- 37. Cad. Hrk. Noktası - ÇANKAYA


161 KONUTKENT-ÜMİTKÖY ÇANKAYA

Hafta içi Pazar

06:50 07:30

07:20 08:30

07:50 11:00

08:30 13:30

09:30 16:00

11:00 18:30

13:00 20:00

15:00

16:00

17:00

18:00

19:00

20:00

Ottobüs nerdesi..?? 162

162 KORU SİTESİ-ÜMİTKÖY-KIZILAY

Duraklar Duraklar KORU SİTesi - Hrk. Noktası-37. Cad. 38. Cad. 41. cad. 40. Cad. Konut 2-Safranbolu Sok.- Göynük Sok. Türkoğlu Sok.- 37. Cad. 8. Cad.- 10. Cad.-Mutlu Köy- 62. Sok.- 11. Cad.-3. cad.-1. cad. sağa döner 8. cad. Eskişehir Yolu - TürkOcağı Cad. - Çetin Emeç Bulvarı - Hoşdere Cad. - Çankaya Cad. - İran Cad. - Tunalı Hilmi Cad. - MithatPaşa Cad.Necatibey Cad. - İnonü Bulvarı - Eskişehir yolu - 8. Cad.-sola döner- 1. cad. 3. Cad.-11. Cad.- 62. Sok. Mutluköy- 10. Cad.-8. Cad. 37. Cad.-Türkoğlu Sok.- Göynük Sok.- Safranbolu Sok.-Konut 2- 40. Cad. 41. Cad.-38. Cad.-37. Cad. Hareket Noktası - ÇANKAYA

162 KORU SİTESİ-ÜMİTKÖY-KIZILAY

Kalkış Yeri: Çankaya

Hafta içi Pazar

07:00 07:00

07:30 08:00

08:00 10:00

09:00 12:30

10:00 15:00

12:00 17:30

14:00 19:00

15:30

16:30

17:30

18:30

20:00

Fatihte bir park...!!


Bir Isviçre'linin Fatih'te çektigi ve Turkiye diye sergiledigi fotograf


İKİ ŞEY

İki şey 'Kalitesiz İnsan' ın özelliğidir :

1- Şikayetçilik

2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri çözümüdür :

1- Bakış açısını değiştirmek

2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller :

1 - Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek

2- Hak yememek

İki şey insanı 'Nitelikli İnsan'

yapar :

1- İradeye Hakim Olmak

2- Uyumlu Olmak

İki şey 'Ekstra Değer' katar :

1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak

2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır :

1- Kararsızlık

2- Cesaretsizlik

İki şey ömür boyu hayatına anlam katar :

1- Baskın yeteneği bulmak

2- Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır :

1- Ustalardan ustalığı öğrenmek

2- Kendini geliştirmek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır :

1- Niyeti temiz olmak

2- Ruhsal farkındalık kazanmak

İki şey milyonlarca insandan ayırır :

1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak

2- Hayata ve herşeye yeni - özgün bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller :

1- Aşırılık

2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir :

1- Sükut

2- İçten bir gülümseme

2 Mayıs 2008 Cuma

İyi Bir İngilizce için...

İyi Bir İngilizce için

A - İngilizce düşünmeyi deneyin.

- Pratik yapmaya istekli olun.

- İletişimde ingilizce kullanmaya istekli olun.

- Arkadaşlarınızla ingilizce konuşun.

- Ders kaçırmayın.

- Ücretsiz ek derslere mümkün olduğu kadar katılın.

B - Bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını tahmin etmeye çalışın.

- Her gün yeni kelimeler öğrenin.

- Bilmediğiniz kelimelerin listesini yapın ve onları ezberleyin.

- Anlayıp anlamadığınızı kontrol etmek için yeni kelimeleri cümle içinde kullanın.

- Yeni kelimeler öğrenmek için yeni kaynaklar bulun. (görme ile ilgili, duyma ile ilgili vb.)

- Kelimeleri parçalara ayırarak bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını bulun.

- İngilizce - İngilizce sözlük kullanın.

- Türkçe ile İngilizceyi birbiriyle karşılaştırmayın.

C - İngilizceyi sistemli olarak anlamaya ve bu dilin kurallarını öğrenmeye çalışın.

- Dili kullanma yönteminizi eleştirin ve gerekiyorsa kendinizi düzeltin.

- Anlamadığınız bir kalıbı duyduğunuzda dilbilgisi kitabına bakın veya arkadaşlarınıza sorun.

- Zorlandığınız konular için rehber öğretmenlerimizden yardım alın.

D - Aynaya bakarak sesinizin nasıl çıktığını kontrol edin.

- Sesleri doğru çıkartmak için gayret edin ve kendinizi kontrol edin.

- Sözlükte fonetik (sesbilim) alfabesini (yazı dizimini) kontrol edin.

E - İngilizce dergi ve kitap okuyun.

- İngilizce yabancı dil dergileri ve kitapları okuyun.

- İngilizce kitaplar bulunan kütüphanelere üye olun.

- Zor kelimeleri anlamamazlıktan gelmeyin; bu kelimelere önem verin. Kelimelerin genel anlamlarını bulmaya çalışın.

- Okuduğunuzu anladığınızı kontrol etmek için cümleyi başka kelimeler kullanarak açıklayın.

- İngilizce yazışmak için mektup arkadaşı edinin.

F - İngilizce radyo dinleyin ve ingilizce kanalları seyredin.

- İngilizce oyun ve film seyredin.

- İngilizce'yi ana dili olarak konuşan bir konuşmacıdan söylenilenleri dinledikten sonra

bunları yüksek sesle tekrar edin.

- Bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını cümle ya da pasajin içeriğinden tahmin edin.

William SHAKESPEARE

SONNET LXVI

Tired with all these, for restful death I cry,

As, to behold desert a beggar born,

And needy nothing trimm'd in jollity,

And purest faith unhappily forsworn,

And guilded honour shamefully misplaced,

And maiden virtue rudely strumpeted,

And right perfection wrongfully disgraced,

And strength by limping sway disabled,

And art made tongue-tied by authority,

And folly doctor-like controlling skill,

And simple truth miscall'd simplicity,

And captive good attending captain ill:

Tired with all these, from these would I be gone,

Save that, to die, I leave my love alone.

(William Shakespeare)

66. SONE

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,

Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,

Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,

Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,

Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,

Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,

Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,

Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

William SHAKESPEARE (Çeviri : Can YÜCEL )

12 Nisan 2008 Cumartesi

Bizde Cunhurbaşkanı'nı değiştiriz??

İ L K Y A R


Enbe orkestrasının Odtü’de verdiği konsere gittik geliri ilk yar içinmiş ben sonradan fark ettim ilkyarı oraya gittiğimde… iyi ki gitmişim dedim. Ama nedendir bilemiyorum artık konserler beni yoruyor sonuna kadar kalmak istediğim konserler yok son zamanlarda aslına bakarsak ben eskisi kadar gitmiyorum bu tür şeylere… bu konserde böyleydi bir nakıma çok eğlenceli çok zevkliydi ve fakat son yarım saatinde son zamanlardaki gibi ben dışarıdaydım tekrar… artıkın evimizin aktivite böcüğü biriciğim… O gidiyor çoğunda beni ikna edebilirse beni de sürüklüyor arkasından bu konserde böyleydi…
Ama gittiğime çok sevindim gidince çok mutlu oldum. Hele konserin bir bölümünde gösteren ilkyarın aktivitelerinin klip haline getirilmiş filmi beni çok şaşırttı, mutlu etti… klibi yapanın eline sağlık, internette arattım o klibi ve ilkyarın sayfasına baktım tabiatiyle ama bulanamadım… bu aramayı yaparken şans eseri sayfanın ziyaret edenin 8,888 kişisi olmuşum hemen print screen’ini aldım… bkz. Yandaki resim
Eski eğitim gönüllülerindenim 2 yıl kadar eğitim gönüllüsüydüm… Özlüyorum o günlerimi hala saklarım eğitim gönüllüsü kartımı… belki biraz daha sonra tekrar bişiler yaparım …

9 Nisan 2008 Çarşamba

benden senden ..

(sen )
Ölüm ya da ayrılık farkeder mi söyle sensiz?

(ben ) 3
denizde k'ararti var bu gelen k'ayik midur
ben ozledum yarumi ağlasam ayip midur

oy dumanlar dumanlar hep dağlari sardunuz
yureğumun derdini bilsenuz ağlardunuz

k'arardi k'aradeniz taşti bu yana taşti
haber verun yarume gozlerum doldi taşti

gemi mil ilen olur sevda dil ilen olur
guzeller çok var ama meyil birine olur
anonim

(ben ) 2
agladigini istemem ben olursem
beni en sevdigin halinle hatirla
uzak bir yerde calistigimi dusun
hayatta olduguma inan
bir gun gelir kendiliginden
gecer butun uzuntun

her yeni gelen gunu
yeni bir umitle beklemeli
her yeni gun
yeni havalarla gelir
gece, yagan yagmurla uyursun
sabah bir de bakarsin odan gunesli

her gelen vapuru, treni
yeni bir umitle beklemeli
her gelen vapur, tren
yeni insanlarla gelir
ben esmerdim guzelim
bu sefer sarisini seversin
ask yasayanlar icindir.
necati cumali

(ben ) 1
Seni sevmeye başlayalı çok oldu, yorulurum gibi gelmişti yorulmadım. Doğada verdiği yorgunluk kadar fitamin verensin..
amin

8 Nisan 2008 Salı

malesef... :((

müzik dinlerken metin okuyamıyorum..
merkezde araba kullanırken müziği çok açamıyorum..
müzik dinlerken konuşulanlara dikkatimi veremiyorum ..
müzik dinlemeyi çok seviyorum.. ;))

Kadınlar Kamyon Şoförü Olursa Kamyon Arkası Yazıları Nasıl olur... :))

-yolların ustasıyım,röflenin hastasıyım

-gaz fren şanzuman, manikürsüz halim duman

-sen batan güneş, ben yollarda kremşanti

-miras değil sevgilim hediye etti güzelim

-bir sana hastayım, diyete girdim yastayım

-kulağıma takarım küpe, geçemez beni hiç bir züppe

-torpidonda aseton yoksa güzelim,
mühim değil ben mazotla da silerim

-nazar etme ne olur evlen senin de olur

-Rujum biter yollar bitmez...

-makyaj çantam yanımda, içindekileri dizerim..
sakın beni geçmeyin hepinizi çizerim ...

-bir makyaj yapmaya doyamadım, bir de sana ...

-saçlarımı savururum, güneş gibi kavururum..
beni sollarsan eğer, arabanı uçururum..

5 Nisan 2008 Cumartesi

3 Nisan 2008 Perşembe

Bazen ne yapacağımı nasıl çalışacağımı bilemiyorum aklım fikrim almıyor hayatın akışına ağzı açık ayran budalası gibi bakarak akşamın oluverdiğini fark bile edemeden servis saatinin geldiğini fark ediyorum. tabii ki önce akşam olduğunu fark etsem ama önce servis saatini fark etmesem daha kötü olurdu tabii o zaman işyerinde kalırdım… kim bilir ne kadar kötü olurdu ama bu şekilde en azında eve gidebiliyorum zaten servisten inince düşünmeden gidiveriyorum eve yani içgüdüsel olarak sora da sabah oluyor zaten o zamanda hanınım, içimin güzel yüzü arıyo beni bende kalkıyorum genelde ben saatini 08:01’e kurarım oda beni 08:11 de arar, bazen atlatırım onu o zaman ertelemelerimin durumuna göre 08:15 veya 25 gibi kalkarım eğer çok geç kaldımsa hemen bir takım elbise giyerim ve altına artık uzun zamandır özellikle acil durumda eş olarak giydiğim gömlek ve kravatımı takarım ama bazen canım sıkkındır hakikaten o zaman ruh halime göre alakasız da olsa bir kreasyon olur… ve fakat genel olarak geç kalktığım günlerde şık olurum çünkü benim için şık olmak hakikaten kolaydır çünkü genelde hep yedek acil durum kıyafetleri tutarım…
Sorasında Pazartesi (Pazar akşamı da olurum bazen ama çok nadiren) Çarşamba ve Cuma sabahları 08:11 gibi kalkmam gerekir çünkü o günlerde tıraş olmam gerekiyor uzun zamandır özel günler haricinde 2 günde bir tıraş oluyorum bu şekilde bana hafta daha çabuk bitiyor gibi geliyor yani 3 defa tıraş olduğumda özellikle sonuncu tıraşımda (Cuma) tatil demek genel olarak hafta sonu da tıraş olurum ama orada bir sınırlama zorlama olmadığı için içimden gelerek ve çok rahat /mutlu bir şekilde olurum zaten tıraş olmadığımda veya tırnaklarım uzadığında aynı zamanda saçımda uzadığında rahat edemem, geriliyorum nedense o nedenle genelde saçım kısadır MBA yaparken yine sınavlardan önce saçımı kısa(cık) kestirirdim sora evi temizler/temizletirim çünkü sınav zamanında evim kirliyse/dağınıksa kesinlikle çalışamam/konsantrasyonumu toplayamam…
Ha, ne diyorduk konu çok dallanıp budaklandı biliyorum böyle olunca anlaması zorlaşıyor ama üzülmeyin ben de aynı dertten muzdaripim neyse; sora 08:40 gibi servisimiz geliyor ben servise biniyorum bazen ben durağa gidince servis arkadaşlarım bir konu tutdurmuş oluyor çoğunda onlardan uzak durmaya çalışıyorum çünkü o vakit daha sosyal kılıfımı tam olarak üzerime oturtamadığım için içinde pek rahat edemiyor etrafa kelebekler saçamıyorum ama bazen de ben gittiğimde fark edilmiyorum ve/veya o gün şanslı oluyorum hiç kimse bana bir şey demiyor hemen servisimizdeki yerimi alıyorum eğer uygun ortam varsa ve akşam uyumadımsa uyukluyorum o zaman ki son zamanlarda uyuduklarım da oldu…
Bazen de bana bişiler soruyorlar genelde bilgisayar hakkında oluyor ve sizlerde biliyorsunuz, memleketim acısından iyi ki artık her kesin bilgisayarı var (geçen yıl 2 milyon bilgisayar satılmış memleketimde…)
Melela bu yazımı akşam 17:50 gibi yazmaya başlamıştım ama son anda servisle gitmeye karar verince yazımı yarım bırakmak zorunda kaldım ki şu an okumakta olduğumuz paragraf sabahın fresh paragrafıdır… örneğin/mesela dün akşam eve servisten inice sevdiceğimle karşılaştım sorasında yürüdük biraz Tunalı’da ve ben uzun zamandır paça çorbası yemek istiyordum ve fakat kolesterol konusunda sakatat yasaklısı olduğum için yiyemiyordum dün bu yasağa ihlal ettim ve bir karışık (paça yedim Rumeli işkembecisinde 8,25 ytl’ye biraz da acı, sirke, limon koyunca süper birşey oldu walla… afiyet şeker olsun bana ama inşallah yaramazda kolesterol yapmaz–amin-
Evet ne diyordum sorasında eve gittik sevgilicim bir gün öncesinde keşkek yapmıştı ki hakikaten keşkek hastası gibi bişidir zatı şahanem ve ben de biraz yedim eşlik etmek adına aslında biraz daha yerdim ama az ısıtmış ne yapalım öle olunca yiyemedim aslında sevgilim ben ne kadar az aç olsam da sen bana yarım birşey ısıtma zaten sen rejimde oldugun için genelde benim hakkımdan da yiyorsun ve olan benim yarım hakkıma oluyor ve benim yarım hakkım kalıyor inceceeecik hıncaaacık birşey…
Neyse baktım keyfim yerinde birde çay yapayım kendime dedim.(artık sevdiceğimden çay yapmasını istemiyorum çünkü babası da çok severmiş çayı ama aile dişicanları sevmediği için tüm dişiler karşı büyütülmüş/büyümüşler çaya… ama kimse muhterem kayınpederime höd diyemediği için ancak onunlayken rahatlıkla çay talepleri yağdırabiliyorum etrafa… evde böyle olmuyor sevdiceğim çay’ın Ç’sini duysa adete Çegovara oluyor ve bu cay hapsi ne zaman biter müebbet mi bu kardeşim die deliriyor öle olunca bende artık tırstım, sindim walla… kendim yapıyom gari…)Hakkatende çayıda güzel yapmışım ama çaydan önce yaklaşık yarım litre kadar dondurma yedim kaymaklı artık boğazım acımaya başlar gibi olunca çaya geçtim neyse… çayı da züpper yamışım dediğim gibi tekrar oldu ama zaten hayat tekrar değimlidir a dostlar (artık kimse dost şimdiye kadar kimselerde okumadı yazılarımı yaa…) tabi güzel olunca ve uzun zamandır çay içmeyince 3 büyük bardak içtim… kendicazımın bünyesinde pek bir narin bir hassas bir gıcıktır her şeyden etkilenen allerjikcan biriyimdir halböle olunca uyuyamadım tabii gece 2 ye kadar sora dedim ki madem uyuyamadaım yarın işe geç gideyimde bari bir kaçamak yapayım…
Neyse uyudum sabah süper pecomla gideceğim işe birde ne göreyim ilk uyanmamla sevgilicim üç nokta beş atıyor ortalıkta meğer servisi kaçırmış ondan dönüyormuş tavuklar gibi götün götün… ama dedim ben gidecektim bugün işe arabayla ona göre ayarladım her şeyim biliyorum canım dedim. Sevgilim sen artık akşama alırsın arabayı söz getiririm arabayı akşama sana … sen bugünlük servis/istersen belediye otobüsüyle gidebilirsin dedi.. ama aslında kendiside gidebilirdi metroyla işe ama artık ne ben konuyu açmak istedim ne de o bişiler ima etmek istedi.. ben uyudum tekrar…

5 Mart 2008 Çarşamba

ÇAY.. ÇAY..

Çay'ı çok sevdiğimi söyleyince, yasli bir teyze anlattı geçenlerde,bak diye basladi söze ...

Çayın alt demliği evdeki kaynanadır; devamlı kaynar durur..

Üst demlik evdeki gelindir; alt demlik kaynadikça o olgunlaşır, demlenir...

Gelinin kocası ise bardaktir; biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin...
Çocuklar çayın sekeridir; tat verir...



Görümce ise çay kasigiıdır; arada bir gelir ve karistiriır gider...

Kaynataya gelince; o da
bardak altidir; dökülenleri bir araya toplar...
Çay deyip te geçmemek lazim demek ki... bi durmak, dusunmek lazım ..





4 Mart 2008 Salı

Her işin zamanı var

Satış Müdürü, Teknik Müdür'e:
- Sana istediğin kadar yardımcı eleman vericem, yeni yazılım projesini 2 hafta sonra masamda istiyorum.
Teknik Müdür, Satış Müdürü'ne:
- Peki ama ben size 9 kadın versem 1 ay sonra benim kucağıma bir bebek verebilir misiniz?

28 Şubat 2008 Perşembe

26 Şubat 2008 Salı

Tayyip'li fıkra...

tanrı her ülkeye 2 güzellik vermeye karar vermiş
italyana spagetti ve şarap vermiş
fransıza güzel öpüşme ve güzel kadınları vermiş
japonlara çalışkanlık ve teknoloji vermiş
türklere dürüstlük zeka ve tayyibi vermiş
meleklerden biri ama türklere neden 3 tane demiş
tanrı, "3 verdim ama 2sini kullanabilecekler" demiş
sonuçta bir türk zeki ve dürüstse tayyipsiz
zeki ve tayipli ise durust degil
tayyipli ve dürüstse zeki deilmiş

radyodan yapılan anons;

dikkat dikkat...türkiye nin doğu anadolu bölgesine bir uzay aracı inmiş, araç güvenlik görevlilerince terkedilmiş vaziyette bulunmuştur.
uzaylılara o bölgede rastlayabilirsiniz. onlar kafadan bacaklı ve kısadırlar. eğer görürseniz, lütfen korkmadan yanaşınız ve tane tane konuşunuz. sizi ancak tane tane konuşursanız anlayabilirler...
anonsu duyan kamyon şoförü gece karanlığında yollara bakınarak ilerler.
çok geçmeden sağda, çalı dibinde bir karartı görür ve hemen frene basar...
yaklaştıkça yaratığın aynı radyoda söylenen gibi olduğunu görüp hayrete düşer... kısa boylu ve kafadan bacaklı...
yavaş yavaş iyice yaklaşır ve sorar;
-ben er-zu-rum-lu bur-ha-net-tin ne - ya -pı -yor- sun?
önündeki karanlık kafasını yavaşça kaldırıp yanıtlar;
-ben mar-din-li ab- dul- lah .... zı- çı - yo- rum...

25 Şubat 2008 Pazartesi

23 Şubat 2008 Cumartesi

SEVGİLİ SEVGİLİM

Bize neler oluyor, biz neyi paylaşamıyoruz. Üç günlük dünyada nedir paylaşamadığımız. Bak tanışalı 6 yıl oldu ama daha dün gibi.Bir an önce büyümeliyiz. Yapacağımız çok şey her ikimiz içinde çok iyi olacak kücük şeyleri aşmak…

çünkü yapacak çok şeyimiz var…
Yabancı memleketleri görmeli, çok gezip, çok görmeli, çok bilmeli, çok yemeli… bizim bir hayatımız daha yok altıntopum… bu hayatı da harcarsam ben seni nerede bulurum, sormaz mı yaratan, bana ben sana ne verdim ne yaptın diye...


ah gülüm al gülüm bal gülüm…

ne olur bana yardım et altın topum sensiz ben olamam sensiz yapamam… ben sana mecburum bilemezsin…
Hayatımız çok güzel.Her şeye sahibiz.Açgözlülük mü yapıyoruz acaba bazı şeyleri daha iyiye götürmek oldukça zor.
Her şey bize bağlı değil biz hayatın tam ortasındayız hem geçmişten gelmişler/gelenler hem de gelecekte karşımıza çıkacaklarla bizim hayatımız çiziliyor biz ne kadar üniversiteleri diplomalar sertifikalar alsak da entelektüel-iyi insan olamıyoruz.Artık bazı şeylerin farkına varmalı buna göre hareket etmeliyiz.
Aynı zamanda eski bizler değiliz; artık evlendik sorumluluklarımız arttı. Eskiden olduğu gibi birilerine hesap vermek birilerine sığınmak mümkün değil. Esas olarak kendimize daha sonrada çevremize, annene babana kardeşine bizimkilere halanlara amcanlara ve ananene yengene ve hatırlayamadığım birçok kişiye karşı sorumluyuz. Bu benim üzerimde çok yük oluyor. Biz artık başkalaştık eski sen ve ben değiliz. Biz olduk. Dört kollu bir dev. Ama kendimizin farkında değiliz. Biz istesek dünyayı sallarız gülüm... ;)
Ben yalnızlıktan yanayım hayatım boyunca yalnızlığı tercih ettim, şu an itibariyle yalnızlığımda sende varsın. Artık tek başıma diye bir şey yok. Sensizliği düşünemiyorum bile...
Ben bazen seni anlamakta güçlük çekiyorum, farkındayım çok iyisin ama bazen anlayamıyorum. Ama bunu çözmeliyiz, yoksa birbirimize nasıl yaslanırız ve sadece biz oluruz. Artık başkalarına dâhil olmaktan çok sıkıldım.


Bu nedenle sadece seninle olmak istiyorum..!!
Seni çok seviyorum..!!
Not : Bu yazı geçmişte yazılmış, silmek istemedim, istedim ki burada kalsın...

22 Şubat 2008 Cuma

bayılıyorum sana sezer abi... :))

Efendim; burası benim eski yerim.
Bunlarda size vereceğimiz bilgisayarlar. Tabi bunlar gördüğünüz gibi kutusunda geliyorlar, biz size öyle vermiyoruz..? burada kutularından çıkarıyoruz.. :)

temel&dursun :)) itfaiyeci olmusss

> Temel ile Dursun Amerika' da itfaiye teskilatinda is
> bulurlar.
>
>
> Ise baslar baslamaz yangin ihbari alinir.
> Çok katli bir binada yangin çikmistir.
> Acilen binaya ulasirlar ancak itfaiyeci merdiveni
> çalismaz...
> Bunun üzerine Dursun hemen yukari çikar,
> Temel asagida kalir.
> Dursun asagida bekleyen Temel' in kucagina yukardan
> çocuklari atmaya baslar.
> Dursun atar, Temel tutar, kaldirima koyar.
> Dursun atar, Temel tutar...
> Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken
> besinci çocuk zenci çocuktur...
> Dursun birakir, ama Temel yakalamak için kollarini açmaz.
>
> Çocuk paat (!) yerde.
> Bir zenci çocuk daha... Temel yine tutmaz.
> Çocuk paat gene yerde..
> Bir zenci çocuk daha atinca Temel yukari bagirir:
> - Yaniklari atma !.. yaniklari atma !..
>

 
eXTReMe Tracker
Directory of General Blogs